Advert
Advert
Advert

YAŞASIN 1 MAYIS!, BİRLİKTE DEĞİŞTİRECEĞİZ!

Eğitim-Sen Devrek Temsilciliği, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü dolayısıyla bir mesaj yayınladı.

YAŞASIN 1 MAYIS!, BİRLİKTE DEĞİŞTİRECEĞİZ!
Bu içerik 514 kez okundu.
Advert

-Yeter KÖMEÇCİ-

Eğitim-Sen Devrek Temsilciliği, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü dolayısıyla bir mesaj yayınladı.

  Eğitim-Sen Devrek Temsilciliği'nin yayınladığı mesajda şu ifadelere yer verildi; "Ülkemizde milyonlarca işçi, emekçi kendi bayramlarına, Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü 1 Mayıs’a gittikçe ağırlaşan sorunlarla giriyor.Yaşam ve çalışma koşullarının çok ağırlaştığı, işsizliğin rekor üzerine rekor kırdığı, krizin faturasının işçilere, emekçilere çıkarıldığı yetmiyormuş gibi kendi faturalarını da ödeyemez duruma gelmelerinde yandaş konfederasyonla yapılan satış sözleşmesinin önemli bir etkisi bulunmaktadır. Artık kamu emekçileri, sefalet ve açlık sınırında yaşam mücadelesi vermektedir. Çalışan kesimlerin gelirleri artan döviz ve enflasyonla oluşan pahalılık karşısında eridi.

Refah durumunun ne halde olduğunu görmek için en düşük ücrete yani asgari ücrete ve diğer ücretlerin asgari ücret karşısındaki durumuna bakmak yeterli olacaktır. Buna göre tüm ücret gelirleri son yirmi yılda asgari ücret seviyesine daha fazla yaklaşmıştır. Bugün neredeyse her iki çalışandan biri asgari ücretli haline gelmiş, dolayısıyla Türkiye tam anlamı ile bir asgari ücretliler ülkesine dönüşmüştür.

KAMU EMEKÇİLERİNİN %59’U YOKSULLUK SINIRININ ALTINDA, %83’Ü İSE BORÇLU YAŞAMAK ZORUNDA BIRAKILIYOR.

TÜİK tarafından açıklanan resmi veriler bile resmi enflasyonun üç haneli rakamlara doğru ilerlediğini gösteriyor. Fiyatlara, faturalara yansıyan gerçek enflasyon, çarşıda, pazarda, mutfakta yaşanan hayat pahalılığı nüfusun büyük bölümünün ağır bir borç ve geçim krizi yaşamasında neden olurken, eğitim emekçileri de bu durumdan fazlasıyla etkileniyor.

Eğitim emekçileri gerek çalışma gerekse yaşama koşulları açısından her geçen yıl, bir önceki yılı mumla arar hale getirildi. Hem devlet okullarında, hem de özel okullarda çalışan eğitim emekçilerinin en temel ekonomik, demokratik ve özlük haklarına ilişkin talepleri yıllardır yok sayılıyor ya da görmezden geliniyor.

 ESNEK, GÜVENCESİZ VE ANGARYA ÇALIŞMA

 Kamuda ve özel sektörde görev yapan eğitim emekçilerine yönelik düşük ücret politikaları, esnek, güvencesiz ve angarya çalışma örnekleri belirgin şekilde artmaya başladı. Eğitim alanında hayata geçirilen esnek çalışma ve angarya uygulamaları, eğitim emekçilerinin sadece çalışma biçimlerinin değil, iş ve görev tanımlarının da ihtiyaca göre esnekleştirilmesine neden oldu.

 Yıllardır ciddi bir sorun olan öğretmen ve yardımcı personel atamalarının yapılmaması hem öğrencileri hem de eğitim emekçilerini mağdur ediyor. Okulların üçte ikisinde tek bir kadrolu yardımcı personel istihdam edilmiyor. İŞKUR üzerinden hizmet satın alınarak istihdam edilen personel mevsimlik işçi gibi yılda en fazla 10 aylık olarak istihdam ediliyor. İhtiyacın çok altında öğretmen ataması yapıldığından ülke çapında 85 bini aşkın ücretli öğretmen yasal asgari ücretin çok altında ve sigorta primleri 13-14 gün üzerinden yatırılarak çalıştırılıyor.

 Ücretli öğretmenler, tıpkı ‘parça başı’ ya da ‘götürü usulü’ iş yapan işçiler gibi, sadece girdikleri ders karşılığı ücret aldıklarından, eğitim sisteminin yeni kuşak ücretli köleleri olarak istihdam ediliyorlar. Kadrolu, sözleşmeli, ücretli öğretmenlik uygulaması yetmezmiş gibi, uzman öğretmenlik, başöğretmenlik gibi yeni kademeler üzerinden ‘eşit işe eşit ücret’ ilkesi ihlal ediliyor.

 Eğitim alanında çalışanlara yönelik angarya işler, mobing, mesleğin ve öğretmenin itibarsızlaştırılması her geçen gün artmakta. Öğretmenlik Meslek Kanunu öğretmenleri, hiyerarşik kategorilere bölerek, mesleki dayanışmayı ortadan kaldırarak, veli ve öğrencilerin gözünde mesleki saygınlığını yerle bir etmektedir. Öğretmenlik Mesleğinin Tasfiye edildiği Kanunu kabul etmiyoruz.

Eğitim piyasa mekanizmasının bir parçası olarak görülemez. Alınıp satılan bir meta haline dönüştürülmesi, eğitim hakkını engellemekte, eşitsizliği derinleştirmektedir.

Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi (MTAL) bünyesinde Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) açılarak çocuk işçiliği teşvik edilmekte, çocuk işçiliği yasallaşmaktadır.

Emperyalistler arası dalaşma, Avrupa’yı savaş alanına çevirirken, bu savaşın doğrudan ekonomik etkilerini binlerce kilometre ötede Türkiye halkı hissediyor. Tarımda ve sanayide dışa bağımlılık ülke tarihinde olmadığı kadar derinleşti.

Hastanelerde sıra bulmak artık mucizeye dönüştü. Sağlıkta özelleştirme ile artık bütçemizden daha fazla payı en temel sağlık giderlerine ayırmak zorunda bırakılıyoruz.

İşçilerin,emekçilerin ve her kesimden halkın artık bu şartlara daha fazla dayanacak gücü kalmadı. Birleşen ve mücadele eden işçiler ve emekçiler kendi haklarını ellerine alacaklar. Bu nedenle bu 1 Mayıs’ta da biz;

•Ekonomik krizlerin, salgınların faturasının emekçilere yıkılmadığı, kimsenin cinsiyetinden, kimliğinden, inancından dolayı ikinci sınıf yurttaş muamelesi görmediği bir ülke istiyoruz.

•Sendikal hak ve özgürlüklerin, hak arama yollarının önünün açıldığı, grevlerin yasaklanmadığı, haksız ve hukuksuz bir şekilde ihraç edilen KHK’lıların işine geri döndüğü bir demokratik bir çalışma yaşamı istiyoruz.

•Dünyanın neresinde olursa olsun emperyalistlerin çıkarları adına sürdürülen savaşlara, çatışmalara hayır diyoruz.

•Emeğin birliğini sağlayacak adımların atıldığı, eşit yurttaşlığın, barış ve kardeşliğin hakim olduğu bir memleket ve dünya istiyoruz.

•Kadınlara yönelik şiddet, taciz ve tecavüzün son bulmasını, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin ortadan kaldırılmasını, İstanbul Sözleşmesinin feshinin iptal edilip 190 sayılı ILO sözleşmesinin imzalanmasını istiyoruz.

•Maaşlarımızın-ücretlerimizin insanca yaşamaya yetecek bir seviye yükseltilmesini, herkese güvenceli istihdam sağlanmasını, tüm güvencesiz çalıştırma biçimlerine son verilmesini istiyoruz.

•Tüm tüketim maddelerine yapılan zamların geri alınmasını istiyoruz.

•Tüm yükü emekçilerin sırtına yıkan vergi adaletsizliğine son verilmesini istiyoruz.

•Kamu Özel İş birliği Projelerinin, Döviz Garantili İhalelerin sonlandırılmasını istiyoruz.

Kısacası biz büyük halk ozanı Nazım Hikmet’in dizelerindeki gibi bir memleket, “Gündüzlerinde sömürülmeyen, gecelerinde aç yatılmayan” bir memleket istiyoruz!"dedi

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
MTA PERSONEL ALACAK
MTA PERSONEL ALACAK
   DEVREK'TE TİYOTRO ŞENLİĞİ DÜZNELENİYOR
DEVREK'TE TİYOTRO ŞENLİĞİ DÜZNELENİYOR