Advert lt="Advert" border="0" />
Advert

SUR VE SIR OKURLARIYLA BULUŞTU

KOCAMAN: SANATI VE SANATÇIYI DESTEKLEMELİYİZ

SUR VE SIR OKURLARIYLA BULUŞTU
Bu içerik 2328 kez okundu.

 

-Yasemin ALTUN-Sercan KAPUSUZ-

    Gazeteci, şair-yazar İbrahim Tığ, son kitabı “Sur ve Sır”ı ilk kez Devrekli okurları için imzaladı. 2018 Kemal Özer Jüri Özel Ödülü’nü de kazanan İbrahim Tığ’ın Sur ve Sır kitabı için düzenlenen etkinliğe; Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Yüksel Kocaman, TOBB Türkiye Fuarcılık Meclisi Başkanı Cihat Alagöz, CHP Devrek İlçe Başkanı Yaşar Bükrü, Çaydeğirmeni Belediye Başkanı Satılmış Gebeş, Devrek Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Haldun Hacıkulaoğlu, Muhtarlar Derneği Başkanı Şerafettin Nas, İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Recep Demirtaş, Devrek İlçe Milli Eğitim Müdürü Abdullah Turan, Bakacakkadı Belediye Başkanı Sezgin Özdemir, Vatan Partisi Devrek İlçe Başkanı Bahattin Durak, Devrek Engelliler Derneği Başkanı Songül Saraç, Rüştü Onur Sanat ve Kültür Derneği Başkanı Mustafa Uzundal, Eğitim Sen Gökçebey Şubesi Başkanı Servet Büyükkol, işadamları; Sezai Çanakçı, Celal Ulupınar, Zekayi Bükrü, Mustafa Yumurtacı, Devrekli Muhtarlar Derneği Başkanı Muhterem Benli, Devrek Belediye Meclisi Üyeleri; Faik Mekik, Bayram Çınar, İsmail Külah ve çok sayıda sanatsever katıldı.

DEVREK TÜRKÜLERİ SESLENDİRİLDİ

    Etkinlikte Devrek Türkülerinden oluşan bir konser verildi. Gazeteci-yazar İbrahim Tığ’ın Devrek yöresinden derlediği türküleri Devrek Türkü Kurulu Saz ekibi eşliğinde mahalli sanatçılar; Ayhan Alaz, İsmet Akdemir, Nazmiye Tığ, Remzi Budak, Hatice Eren, Siyami Tığ ve Elif Karameşe seslendirdi.

    Devrek ve çevresinde bulunan köylerde yaşanan aşk hikayelerinin şiire ve türküye dönüştürüldüğü eser, sanatseverler tarafından beğenildi.

TIĞ: SUR VE SIR BİRAZ DA ANNEMDİR

      Etkinlikte, yazar Alaattin Kara’nın yönettiği söyleşi de İbrahim Tığ Sur ve Sır kitabı özerine bilgiler verdi.

     Tığ şöyle konuştu; “Yok sayılan, inkar edilen bir toplumun yaralı coğrafyasında hakim olan barış değil sur ve sırdır elbet. Şehirler yakılıp, yetim ve öksüz bırakılırken çocuklar beyaz çaputlar da aranan barışlar da anlamını yitirir. Bu yüzden sırlar içinde surların dibine gömülür çocuklar, anneler, çocukça yaşamlar…

      Sabahattin Ali’ye ithaf ettiğiniz bir şiir var kitapta. Muzaffer Akgün bir başka şiirde… Yaşar Kemal’den bir tümce… Rüştü Onur adını yaşatmak için gösterdiğiniz çabayı da göz önüne alınca ahde vefa duygusunun ön planda olduğu görülüyor çalışmalarınızda. Bununla ilgili söylemek istedikleriniz neler?

     Sabahattin Ali, Muzaffer Akgün, Yaşar Kemal, Karacaoğlan, Kerem ile Aslı’ya çok şey borçluyuz. Sadece bunlara mı? Değil elbet. Koca Yunus’a, Dadaloğlu’na, Dertli’ye, Pir Sultan’a, Gevheri’ye, Muzaffer Sarısözen’e ve daha nicelerine borcumuz var, gönül borcumuz.

     Dilimizi, kültürümüzü, gelenek ve göreneklerimizi, efsanelerimizi, türkülerimizi, bugünlere taşıdılar bir arı işçiliğinde. Toplumsallığı, gerçekçiliği, özümüzü bulduk bu büyük insanların dizelerinde.

     En büyük aşkım annem. Sonra da çocuklarım ve eşim. Köyüm, köylüm, çocukluğumun geçtiği, ayak izlerimin olduğu kırlar, tarla, bayırlar… Şiirlerimin ana izleklerini oluşturan vazgeçilmezlerim. Azime ve Kezbancı ninelerden dinlediğim türküleri,manileri, ninnileri ve ağıtları nasıl unutabilirim!. Her biri bizi anlatıyor, yaşanmışlıklarımızı… Çocukluğum beş odalı ahşap evde kabalık bir aile ortamında geçti. Babasız büyüdüm. Annem ahırda beş hayvana evde de 5 çocuğa, bizlere bakmıştı. Okur yazarlığı yok, önünde eşi, eri yok… Köy yeri… Annem aslında çocuk gelin benim. 14 yaşında 3 Osmanlı altını karşılığında babama vermiş, dedem. 15’inde en büyük ablam kucağında… Töre şiirimde anlattım bütün bunları…

      Dedemden kalan o ahşap evi iyi gözlemlerdim. Annemin isli sandığı, babannemin yatağı, kandil, ocakbaşı, ocağın içinde koca bir meşe pallaması…  annemin düşleri, acılarını da dert edindim. Bayram günleri herkesin babası vardı… Benimkisi 3 yılda, 5 yıl da bir gelirdi köye. Almanya’da, gurbetteydi yani.  İlkokulu 4’e kadar köyde okudum. 3 öğretmenim oldu. 5.sınıfı da şehirde okudum, yani anlayacağınız ilkokulda tam 4 öğretmende okudum. Tabii sınıflarımız da birleştirilmiş sınıflardı. Şehirleri yalnız bulurum hep. Koşuşturma, acelecilik, hengame, beton yığınları… Yapay ilişkiler yalnızlaştırıyor insanları.

      Sur ve Sır’da gelenekten kaynaklanıp geleceğe, geleneği önemseyen, dil ve içerikle de çağdaş Türk şiiri yarattığıma inanıyorum. Buradaki amacım da yerel ya da yöresel olanın, evrensel olanla buluşmasını sağlamaktı. Buluşturduğuma inanıyorum. Kısacası iyi bir gözlemin ürünüdür şiirlerim, yaşamımın yansımasıdır.”

KOCAMAN: SANATI VE SANATÇIYI DESTEKLEMELİYİZ

    Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Yüksel Kocaman da yaptığı konuşmada, sanata ve sanatçıya büyük saygı duyduğunu, onların eserlerinin yaşatılması konusunda ellerinden geleni yaptıklarını, söyledi.

    Kocaman şöyle konuştu, “Sanat eserleri, bir ülkenin düşünce hayatının sonucu olarak ortaya çıkar ve o ülkede yaşayan insanların vücuda getirdiği kültürel birikimin en dolaysız örneklerini teşkil eder. Sanatçı ışığı alnında duyan ilk insandır, kutsaldır, bir eseri ortaya çıkarırken bir dizi mücadele, çaba, acı, mutluluk, kabul ve reddedişle karşı karşıyadır. Sanatçıdır, geçmişle gelecek arasında köprü kuran. Kültürlerimizin, türkü, mani ve ninnilerimizin yaşatılmasında büyük rol oynar. Bu yüzdendir ki onlara çok şey borçluyuz.

    Şair, yazar kardeşim İbrahim Tığ’ın sanata, şiire ve gazeteciliğe nasıl başladığının en yakın tanığıyım. Bol okurdu, yazardı, araştırırdı. Bu birikim ve bilgilerini yazıya dökmeye başladığından buyana 11 eser verdi. Dile kolay 11 eser. Elbette her insan ölür, her canlı ölür ama sanatçı ortaya koyduğu eserleriyle hep yaşayacaktır. İbrahim’in şiirlerinde derin bir anlam var, biz her ne kadar klasik Türk şiirini sevsek de o da bize modern Türk şiiri ile geçmişimiz arasında kurduğu bağla oluşturduğu bağla şiirlerini sevdiriyor. Kendisini kutluyorum, Devrek’imizi, Zonguldak’ımızı bu alanda en iyi bir şekilde temsil ettiği için. Sanat ve emek kutsal bir değerdir. Toplumların aydınlanması, mutluluğu için büyük önem taşır. bu nedenle sanatı ve sanatçıyı desteklemeliyiz. Bu duygularla İbrahim canın yeni kitabı ‘Sur ve Sır’ın ülkemize ve milletimize hayırlı uğurlu olmasını diliyorum.”

ŞİİR TABLOLARI SUNULDU

    Etkinlikte, Devrek kültür ve sanatına katkıda bulunan; Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Yüksel Kocaman, TOBB Türkiye Fuarcılık Meclisi Başkanı Cihat Alagöz, Rüştü Onur Sanat ve Kültür Derneği Başkanı Mustafa Uzundal, başkan Yardımcısı M. Naci Kocabıyık, Çaydeğirmeni Belediye Başkanı Satılmış Gebeş ve Türkiye Muhtarlar Derneği Devrek Şubesi Başkanı Mustafa Taşçı’ya, İbrahim Tığ’ın şiirlerinin yer aldığı ‘Şiir Tablo’su sunuldu.

KOCAMAN KİTAP İMZALADI

      Etkinliğin son bölümünde ise İbrahim Tığ ile Başsavcı Yüksel Kocaman “Sur ve Sır” kitabını okuyuculara imzaladı. Başsavcı Kocaman, okuyucularla sohbeti sırasında “bu kitabı aslında ben yazdım, memur olduğum için İbrahim adını koydu” diye espiri yaptı.

ULUPINAR, DEMİRTAŞ VE AKDEMİR’DEN TELGRAF

    İbrahim Tığ’ın imza günü ve söyleşisine katılamayan Zonguldak Milletvekilleri; Özcan Ulupınar, Ünal Demirtaş ve Zonguldak Belediye Başkanı Muharrem Akdemir de telgrafla kutladı.

   Telgraflarda, Ulupınar, Tığ’a başarılar dilerken, Demirtaş da kutladı. Muharrem Akdemir ise, İbrahim Tığ’ı kutlarken konuklara sevgi ve selamlarını yolladı.

Advert
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
VALİ VE BAŞKAN FİLM SETİNDE
VALİ VE BAŞKAN FİLM SETİNDE
‘FİLYOS PROJESİ’NDE DOĞAYI BOZMAMALIYIZ’
‘FİLYOS PROJESİ’NDE DOĞAYI BOZMAMALIYIZ’