Advert
Advert

MESLEKTE 34.YILIM

34 yıl önce bugün 14 Ocak 1986 tarihinde gazeteciliğe başladım.

MESLEKTE 34.YILIM
Bu içerik 941 kez okundu.

 

Rahmetle andığım gazeteci ağabeyim Harun Ersoy’un güzel bir sözünü uzunca bir süredir beynimde saklarım.

Demişti ki:

-Eline kağıt kalem alan, boynuna fotoğraf makinesi takan kişi gazeteciyim diye ortaya çıkıp dolaşıyor.

Gerçekten de öyle.

*

Toplumun genel kanaatidir gazetecilik en kolay olanı, diye.

Oysa meşakkatli meslektir gazetecilik.

Daha da önemlisi, ne İsa’ya yaranırsınız ne de Musa’ya...

*

Haberin nasıl toplandığını, bin bir güçlükle gazetelerin haber merkezlerine ulaştırıldığını çok iyi bilenlerdenim.

Günümüzde ise gazetecilik kolaylaştı, artık biz habere değil, haber bizim ayağımıza geliyor.

İnternet yoktu, çektiğimiz fotoğrafları İstanbul’a otobüslerle gönderir, 131 ödemeli hattından da şu plakalı şu firmaya ve şu saatte kalkacak, şu saatte İstanbul’da olacak karşılayın, derdik.

Oysa şimdi, internetle elektronik posta adresine her gün çok sayıda haber geliyor. Resmi ya da özel kurum ve kuruluşların gönderdiği bilgi, belge, fotoğraf ve haberler de cabası.

Bunları alıp kullanıyorsunuz ve bu yaptığınız gazetecilik oluyor.

Yani, elektronik postadan alıp düzenleme yapıyorsunuz, gazetecilik oluyor, hatta çoğu kez düzenlemeye bile ihtiyaç duymazsınız!...

*

Bu işin çilesini biz çektik.

Mesleğe başladığımızda ne dijital fotoğraf makinası ne internetimiz vardı.

Siyah-beyaz filmlerimiz olurdu ya 12 ya da 24 karelik, ziyan etmemek için her bir karesini dikkatli çekimler yapardık.

-Günümüzdeki arkadaşlar dijital makine ile 200 adet fotoğraf çekiyor ancak bir iki tanesini beğeniyorsunuz ya da kullanıyorsunuz.

Filmi makineye tak, makineyi ortamına göre ayarla, fotoğrafı çek, karanlık odada filmi çıkart, banyo ettir, karta bastır.

 

Şimdi dijital makineyle otomatik ayarda istediğiniz kadar çekebiliyorsunuz.

Ne film derdi var, ne banyo, ne de kart.

*

Bugün gazetecilik mesleğimin 34. yılına girdim.

Bir anlamda son 33 yılda, Devrek’te, Zonguldak’ta, bölgemizde, Diyarbakır’da, KKTC’de insana dair olup bitenlere tanıklık ettim.

İnsanımızın çok iyisini hak ettiğine inandım, inanmaya da devam ediyorum...

Bugüne kadar bir çok davalar açıldı hakkımızda, kazandık, kaybettik. Bizler de açtık.

Kızdırdığım insanlar hep oldu ama hiçbir zaman amacım o değildi.

Güzelden, doğruluktan, insancıllıktan ve Atatürkçü, laik, cumhuriyetçi ve ulusalcılık yapımıza ters düşenler elbette sevmeyebilirler beni, varsın sevmesinler de…

Bugün bize kızan, kırılan ya da gönül koyanlar da çok iyi bilsinler ki, eğer çevrelerinde kendi doğrularını savunacak tek kişi kalmasa bile biz yine hep yanlarında olacağız. Yeter ki haklı olsunlar...

*

Şair Arif Çavdar’ın dediği gibi:

Suya da, sabuna da dokunduk!

Fincancı katırlarını ürküttük,

At kıçında sivrisinek gibi yaşamayı maharifet sayanlardan olmadık.

İşyerlerimize mi, aracımıza mı, şahsımıza mı, saldırmadılar…

Acılar yaşadım, haksızlıklar…

Kapıma kimin vuracağının belli olmadığı günler de yaşadım…

Bunun için alnım ak, sırtım pek!...

*

34. yılımı kutlayan tüm dostlarıma, sevenlerime teşekkür ediyorum.

Advert
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
DEVREK’TE SEL SONRASINDA TARİHİ KEMERLİTAŞ KÖPRÜ ORTAYA ÇIKTI
DEVREK’TE SEL SONRASINDA TARİHİ KEMERLİTAŞ KÖPRÜ ORTAYA ÇIKTI
KIZILCAHAMAM KAMPI’NIN YILDIZI BAŞKAN GEBEŞ’Tİ
KIZILCAHAMAM KAMPI’NIN YILDIZI BAŞKAN GEBEŞ’Tİ