Advert
CUMHURİYETİMİZİN 98. YILDÖNÜMÜ KUTLU OLSUN!...
Faik MEKİK

CUMHURİYETİMİZİN 98. YILDÖNÜMÜ KUTLU OLSUN!...

Bu içerik 643 kez okundu.

 

Tarih sahnesinden silinmek üzere olan bir imparatorluk…

İmkansızlıklar içinde kurtuluş mücadelesi veren bir halk…

Bir enkazdan CUMHURİYET’İ kuran büyük bir ÖNDER…

DÜN, Sevr Antlaşması ile Türkiye’yi egemenliği altına almak isteyen emperyalizm (İngiltere, Fransa, İtalya) ve yerli  işbirlikçileri (padişah Vahdettin…)

 BUGÜN, Şantaj, tehdit ve ekonomik yaptırım dayatması ile Türkiye’yi zapturapt altına almak isteyen emperyalizm (ABD) ve yerli işbirlikçileri Fethullah Gülen Cemaati (FETÖ) gibi Atatürk ve Cumhuriyet düşmanı tarikatların da her an terör örgütüne dönüşme olasılığı var.

ATATÜRK’E VE CUMHURİYETE SALDIRI YARIŞI

  ’’EGEMENLİK ŞERİATINDIR’’ SADAT’ın taslak anayasasında Arapça resmi dil ve İslam konfederasyonu var. SADAT’ın araştırılması için verilen Meclis araştırması, AKP ve MHP oylarıyla reddedildi. Atatürk ve cumhuriyetin yılmaz bekçileri ’’Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.’’diyor, Atatürk ve cumhuriyet düşmanları ısrarla ‘’egemenlik şeriatındır.’’ diyor. Son noktayı Mustafa Kemal Atatürk koyuyor. ’’…Bağımsızlık ve cumhuriyetini yok etmek isteyecek düşmanlar, bütün dünyada eşi görülmemiş bir galibiyetin temsilcisi olabilirler. Zorla ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri ele geçirilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve ülkenin her köşesi eylemli olarak ele geçirilmiş olabilir. Bütün bu koşullardan daha acı ve daha tehlikeli olmak üzere, ülkenin içinde iktidara sahip olanlar duyarsızlık, sapkınlık ve hatta ihanet içinde bulunabilirler. Üstelik bu iktidar sahipleri, kişisel çıkarlarını işgalcilerin siyasi istekleriylebirleştirebilirler. Ulus fakirlik ve çaresizlik içinde yorgun ve bitkin düşmüş olabilir.
Ey Türk geleceğinin evladı! İşte, bu durum ve şartlar içinde bile görevin Türk bağımsızlık ve cumhuriyetini kurtarmaktır…’’

, İngiliz işbirlikçisi Derviş Vahdeti, Sait Molla, Dürrizade Abdullah, İskilipli Atıf gibi gericilerin torunları bilmezler ki dedelerinin tasfiyesi üzerine CUMHURİYET kurulmuştu.

   Cumhuriyetimizi yok etmek isteyen iç ve dış düşmanlara karşı sonsuza kadar mücadele etmeliyiz.

 

HALİFE/PADİŞAH VAHDETTİN AÇIKÇA MİLLİ MÜCADELEYE KARŞI İÇ SAVAŞ BAŞLATTI

   Padişah Vahdettin milli mücadeleye düşmandı.

   10 Nisan1920’de Şeyhülislam Dürrizade Abdullah, Milli Mücadele’ye katılanları öldürmenin ‘’din gereği’’ olduğunu belirten belirten bir fetva yayımladı. Halife / Padişah Vahdettin’in onayladığı bu fetva İngiliz uçaklarıyla  Anadolu’ya atıldı.

23 Nisan 1920’de TBMM açıldıktan sonra Osmanlı Yönetimi; padişahından sadrazamına, içişleri bakanından şeyhülislamına kadar bütün unsurlarıyla Atatürk’e ve Milli Mücadele’ye açıkça düşman oldu.

10 Ağustos 1920’de Padişah Vahdettin’in kabul etmesiyle Osmanlı Hükümeti, Türkiye’yi paramparça eden Sevr Antlaşması’nı imzaladı. Milli mücadele kazanıldığı için Sevr onaylanmadı ve hayata geçirilemedi.

   Dün Yunan’ın galibiyeti ,için seferber olanlar; Vahdettinler, Damat Feritler, Mustafa Sabriler, Ali Kemaller, Ali Rüştü Efendiler, Hilmi Efendiler… kaybettiler.

Bugün ve yarında, ‘’Keşke Yunan galip gelseydi’’ diyen Fesli Kadirler ve onu el üstünde tutan vatan hainleri kaybedecek.

 

 

Sözde barış antlaşması adı altında padişah Vahdettin ülkenin ölüm fermanına imza attı.

Sevr Antlaşması, emperyalizmin Türkiye’yi egemenliği altına almasıdır.

Antlaşmaya göre, kâğıt üzerinde Orta Anadolu’da küçük bir Türkiye’den söz edilmişse de, pratikte böyle bir devletin yaşama imkânı bulunmamaktaydı. Dolayısıyla Sevr Antlaşmasının nihai hedefi Anadolu’da ki Türk varlığına son vermekti.

‘’Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini,

Yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini?’’Namık Kemal

“Ordular ilk hedefiniz Akdeniz’dir. İleri’’

Ulusal Kurtuluş Savaşı Mustafa Kemal’in19 Mayıs 1919 da Samsun’a çıkmasıyla başladı. 4 yıl süren savaş, 26 Ağustos 1922tarihinde Başkomutan Mustafa Kemal Paşa önderliğinde Yunan ordularına karşı büyük bir taarruz başladı. 30 Ağustos’ta bozguna uğrayan Yunan ordusu İzmir yönüne kaçmaya başladı. “Ordular ilk hedefiniz Akdeniz’dir. İleri!” emrini verdi. Bu emirle başlayan takip 9 Eylül’de Türk ordusunun İzmir’e girmesiyle sonuçlandı. Kurtuluş Savaşı 24 Temmuz 1923’te Lozan Barış Antlaşması’nın imzalanmasıyla kesin olarak sona ermiştir.

 

 

   Cumhuriyet 29 Ekim günü sabahleyin CHP grubunda konuşuluyor mutabık kalınıyor. Öğleden sonra Büyük Millet Meclisi toplantı halinde. Maddeler tek tek oya konuyor. En sonunda tasarının tümü oya konuyor. O zamanki anılarda ‘Başkanın sesi titriyor’ deniliyor. Heyecanlanmasın mı? Rejimi oylatacak… İttifakla kabul ediliyor, müthiş bir sahne: Salon milletvekilleriyle dolu, balkonlar dolu. Yer bulamayanlar da duvarların önünde ayakta. Herkes kucaklaşarak, ağlaşarak, ‘Yaşasın Cumhuriyet’ diye sevinç çığlıkları atıyorlar.

Sonra Cumhurbaşkanlığı seçimine geçiliyor, 158 üyenin oy birliğiyle Mustafa Kemal Paşa Cumhurbaşkanı seçiliyor. Saat 20.45’te kürsüye geliyor, kısa bir konuşma yapıyor. Cumhuriyet’in muvaffak olacağını söylüyor." (Turgut Özakman)

 

Atatürk’ün, Kurtuluş Savaşı ve sonrasında yaptığı Aydınlanma Devrimi kadar önemli bir başarısı da ülke ekonomisinde gerçekleştirdiği mucizedir.

1923’te Cumhuriyeti ilan eden Türkiye ne paraya, ne ulaşım yollarına, ne sanayiye ne de doğru dürüst tarıma sahiptir. Sıfırdan yeni bir devlet kurulsa yine iyi, Osmanlı’dan kalan borçlar ve Balkan Savaşları’ndan bu yana 10 yıldır cepheden cepheye koşup yorgun düşmüş yoksul bir ulus vardır.

Atatürk, işte bu Osmanlı’dan arta kalan borç, sefalet ve gelir gider dengesizliğinden; üreten, kendi kendine yeten ve hatta ihracat yapan bir Türkiye’yi çok kısa bir sürede yaratmıştır.

KİŞİ BAŞINA DÜŞEN GELİR 4 LİRADIR

Osmanlı’dan genç Cumhuriyet’e kalan 13 milyon nüfus, ilkel bir tarım ve sıfıra yakın sanayidir. Madenlerin büyük bir çoğunluğu, limanlar ve demiryolları yabancıların elindedir. Ülkede 153 ortaokul ve lise, yalnızca 1 üniversite vardır. Ortaokullarda 543, liselerde ise 230 kız öğrenci okumaktadır. Kişi başına düşen gelir 4 liradır. (1)

Osmanlı’dan Cumhuriyet’e devreden sadece 4 önemli fabrika vardır: ‘Hereke İpek Dokuma’, ‘Feshane Yün İplik’, ‘Bakırköy Bez’ ve ‘Beykoz Deri’ fabrikaları. 1915 istatistiklerine göre Osmanlı Devleti’nde 10 işçiden daha fazla işçi çalıştıran iş yeri sayısı sadece 282’dir ve bunların %85’i yabancılara aittir. (2)

Memleketin tümü padişahın mülkü sayıldığından, çiftçi ürettiğinin %10’unu Aşar Vergisi adı altında yıllarca devlete vermiştir. 1925 yılında bu vergi kaldırılır. O yıl bütçenin tamamı 124 milyon ve bunun da 27.5 milyonu Aşar Vergisi’nden elde edilen gelir olmasına karşın genç Cumhuriyet vatandaşının sırtından bu yükü almıştır. Toprak artık padişahın değil milletindir. (3)

Osmanlı döneminde 1888’den 1920’ye, 32 yılda köylüye verilen kredi 22 milyon lira iken, Cumhuriyet döneminin ilk 10 yılında (1923-1933) bu sayı 121 milyon lirayı bulmuştur. (4)

1934-1938 yılları arasını kapsayan Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı’nın yapılması ile batılı ülkeler arasında belirli süreli ekonomik plan yapan ilk ülke Türkiye olmuştur. (5)

 TÜRK LİRASI DOLAR KARŞISINDA DEĞER KAZANMIŞ

1929-1938 yılları arasında ağır sanayi üretimi %152, toplam sanayi üretimi ise %80 artış göstermiştir. Kömürde %100, kromda %600, diğer madenlerde %200 artış olurken, demir üretimi sıfırdan 180.000 tona çıkmış, şeker üretimi 200 misli artmıştır. (6) Öyle ki, Türkiye dünyada krom üreticisi ve ihracatçısı ülkeler arasında ikinci sıraya yükselmiştir. (7)

1938 yılına gelindiğinde 17 milyon nüfuslu Türkiye’de bütçe artık açık değil, gelir fazlası vermektedir. Şeker, çimento ve kerestede ülke ihtiyacının tamamı, yünlü dokumada ülke ihtiyacının yüzde 83’ü, pamuklu dokumada yüzde 43’ü, kağıtta yüzde 32’si, cam ve cam eşyada yüzde 63’ü ulusal tarım ve sanayi ile karşılanmaktadır. (8)

1930’da 1 dolar 2.12 lira iken, Türk Lirası dolar karşısında değer kazanmış ve 1939’da 1 dolar 1.28 liraya gerilemiştir. (9)

1924’te 15’i yabancılara ait 19 ulusal banka varken, 1938’de banka sayısı sadece 9’u yabancılara ait olmak üzere 39’a yükselmiştir. (10) Bu dönemde bankalarda mevduat 58 kat artmış, ulusal bankaların toplam mevduattaki payı %32’den %81’e çıkarken, yabancı bankaların payı %68’den %19’a düşmüştür. (11)

1930 yılında 1 dolar 2.12 lira

1939 yılında 1 dolar 1.28 lira

Aralık 2002 yılında 1.647.654

2005 yılında lirada 6 sıfır atılıyor.

Ocak 2005 yılında 1.3359 lira

28 Ekim 2021 yılında 9.61 lira

 

İç ve dış borç; işte böyle öde öde bitmiyor!

✔Türkiye borca öyle bir saplanmış ki, önümüzdeki yıllarda da trilyonlarca lira ve milyarlarca dolar borç ödemeye devam edeceğiz.

✔ Vergi yerine borç almanın, döviz kazanmaya ağırlık verme yerine dış borçlanmayla denge kurmaya çalışmanın bedelini ödüyoruz.

Gelir az, harcama yapmak da zorunluysa borçlanmak kaçınılmaz. İster kişi, ister şirket, ister ülke ol... Kural değişmiyor.

Türkiye de borç ödeme konusunda pek deneyimli. Yıllarca yüklü miktarlarda borç ödeye ödeye fazlasıyla deneyim kazanmış durumdayız.

Son günlerde borç ödemesi konusuna birkaç kez değindik. Toplam iç ve dış borç ödemesini yazdık, ayrıca toplam ödemeden saniyeye gelerek sorunun aslında ne kadar büyük olduğunu göstermeye çalıştık.

Türkiye vergi yerine borç almayı sürdürdükçe, döviz ihtiyacını karşılayabilecek ihracat gibi, turizm gibi, taşımacılık gibi alanlarda fazla ilerleme kaydedemedikçe ve bunun sonucu olarak döviz borçlandıkça, iki yaka bir araya gelmiyor. Her geçen yıl borç ödemek; kaynak yaratılamadığı için de bu borcu ödemek için yeni borçlanmaya gitmek gerekiyor.

Trilyon TL’ler, milyar dolarlar...

Hazine ve Maliye Bakanlığı verileri önümüzdeki dönemde de çok yüklü miktarlarda borç ödemeye devam edeceğimizi gösteriyor.

Bu yıl 296 milyar lirası anapara, 105 milyar lirası da faiz olmak üzere tam 401 milyar lira iç borç ödemesi bizi bekliyor. Mevcut borç bakiyesine göre 2021 ve sonrasında ödenecek toplam borç da 1.6 trilyon lira.

Ancak bu tutarın mevcut bakiyeye göre olduğunu göz önünde bulundurmak gerek. Dolayısıyla 1.6 trilyon lira mutlaka artacak. Her yıl gidilmesi gereken yeni borçlanmalarla bu tutar büyüyecek.

Dış borç için bu yıl gerçekleştirilecek ödeme 12.5 milyar dolar. Ancak unutmamak gerekir; bu tutar yalnızca merkezi yönetimin yapacağı ödeme.

Merkezi yönetimin toplam dış borç ödemesi mevcut borç stokuna göre toplamda 147 milyar dolara yaklaşacak. Bu tutarın 101 milyarını anapara, 45 milyarını faiz oluşturacak.

Atatürk borç almadan Türkiye’yi 2 kat büyüttü. 45 sanayi tesisini milletin gücüyle yaptı. Ülke %115 büyüdü. Dünyanın yıldızı oldu.

Cumhuriyet’in ilk yıllarında okur yazar oranı yüzde 3’tü. Atatürk liderliğinde genç cumhuriyet bu oranı yüzde 20’lere ulaştırdı.

.

 

 

ATATÜRK'ÜN AÇTIĞI FABRİKALAR
Osmanlı'dan Türkiye Cumhuriyeti'ne kalan yalnızca dört fabrika şunlardı: Hereke İpek Dokuma, Feshane Yün İplik, Bakırköy Bez ve Beykoz Deri Fabrikası.
Atatürk'ün açtığı fabrikalar ise şunlardır:
1-Ankara Fişek Fabrikası (1924)
2-Gölcük Tersanesi (1924)
3- Şakir Zümre Fabrikası (1925)
4-Eskişehir Hava Tamirhanesi (1925)
5-Alpullu Şeker Fabrikası (1926)
6-Uşak Şeker Fabrikası(1926)
7-Kırıkkale Mühimmat Fabrikası (1926)
8-Bünyan Dokuma Fabrikası (1927)
9-Eskişehir Kiremit Fabrikası (1927)
10-Kırıkkale Elektrik Santrali ve Çelik Fabrikası (1928)
11- Ankara Çimento Fabrikası (1928)
12-Ankara Havagazı Fabrikası (1929)
13-İstanbul Otomobil Montaj Fabrikası (1929)
14-Kayaş Kapsül Fabrikası (1930)
15-Nuri Killigil Tabanca, Havan ve Mühimmat Fabrikası (1930)
16-Kırıkkale Elektrik Santrali ve Çelik Fabrikası (1931- Genişletildi)
17-Eskişehir Şeker Fabrikası (1934)
18-Turhal Şeker Fabrikaları (1934)
19-Konya Ereğli Bez Fabrikası(1934)
20-Bakırköy Bez Fabrikası (1934)
21-Bursa Süt Fabrikası (1934)
22-İzmit Paşabahçe Şişe ve Cam Fabrikası (1934 Temel atma)
23-Zonguldak Antrasit Fabrikası (1934 Temel Atma)
24-Zonguldak Kömür Yıkama Fabrikası (1934)
25-Keçiborlu Kükürt Fabrikası (1934)
26-Isparta Gülyağı Fabrikası (1934)
27-Ankara, Konya, Eskişehir ve Sivas Buğday Filoları (1934)
28-Paşabahçe Şişe ve Cam Fabrikası (1935 - Tamamlandı)
29-Kayseri Bez Fabrikası (1934 Temel atma)
30-Nazilli Basma Fabrikası (1935- Temel atma)
31-Bursa Merinos Fabrikası (1935 Temel Atma)
32-Gemlik Suni İpek Fabrikası (1935 Temel Atma)
33-Keçiborlu Kükürt Fabrikası (1935)
34- Ankara Çubuk Barajı (1936)
35-Zonguldak Taş Kömür Fabrikası (1935)
36-Barut, Tüfek ve Top Fabrikası (1936)
37-Nuri Demirağ Uçak Fabrikası (1936- İlk Türk Uçağı NUD-36 üretildi)
38-Malatya Sigara Fabrikası (1936)
39-Bitlis Sigara Fabrikası (1936)
40-Malatya Bez Fabrikası (1937 temel atma- Bu fabrika hariç bütün bez ve dokuma fabrikaları Atatürk'ün sağlığında açılmıştır.)
41-İzmit Kağıt ve Karton Fabrikası (1934- Temel Atma)
42-Karabük Demir Çelik Fabrikası (1937- Temel Atma)
43-Divriği Demir Ocakları (1938)
44-İzmir Klor Fabrikası (1938- Temel Atma)
45-Sivas Çimento Fabrikası (1938-Temel Atma)
NOT: Bu fabrikalar sayesinde 1929-1938 yılları arasında ağır sanayi üretimi %152 artarken toplam sanayi üretimi %80 artmıştır. Kömürde %100, Kromda %600, diğer madenlerde %200 artış olurken demir üretimi 0'dan 180.000 tona çıkmış, şeker üretimi 200 misli artmıştır. 1926'da başlayan şeker üretimi 1927-1930 arasında 5162 tondan 95.192 tona çıkmıştır. Tekstil sanayi ülkenin tekstil ihtiyacının %80'ini karşılar duruma gelmiştir. Tekstil ürünleri ithalatı 1927'de 51.000.000 Türk Lirası iken bu rakam 1939'da 11.900.000 Türk Lirasına düşmüştür. 1924-1929 arasında pamuk ürünleri üretimi 70 tondan 3773 tona, yün 400 tondan 763 tona, ipek 2 tondan 31 tona çıkmıştır.
 

 

SİYASİ İKTİDARIN SATTIKLARI

Seka Balıkesir İşletmesi (2003), Taksan Tezgah Sanayi (2003), Pektim Standart Kimya Şirketi (2003), Sümerbank Nazilli Fabrikası (2003), Kuşadası Limanı (2003), TCDD İzmir Limanı (2003), EBK Manisa Et-Tavuk Kombinası (2004), ETİ Bakır İşletmeleri (2004), TEKEL Sekili Tuzlası (2004), Bursa Gaz (2004), ETİ Elektrometalürji (2004), Sümer Holding Bakırköy İşletmesi (2004), Kütahya Şeker Fabrikası (2004), ETİ Gümüş (2004), Sümerbank Diyarbakır İşletmesi (2004), TÜGSAŞ Gemlik Gübre Sanayi (2004), TEKEL Alkollü İçkiler Sanayi (2004), ESGAZ (2004), ETİ Krom (2004), Tümosan Türk Motor Sanayi (2004), İGSAŞ (İstanbul Gübre Sanayi) (2004), Sümerbank Beykoz Deri ve Kundura (2005), SEKA İzmit İşletmeleri (2005), ETİ Seydişehir Alüminyum (2005), Türk Telekom (2005), Adapazarı Şeker Fabrikası (2005), TÜPRAŞ (2006), THY’deki kamu hisselerinin %51’i (2006), ERDEMİR (2006), TCDD Derince Limanı (2007), Araç Muayene İstasyonları (2007), TCDD Mersin Limanı (2007), PETKİM (2008), TEKEL Sigara Sanayi İşletmeleri (2008), TCDD Bandırma ve Samsun Limanları (2008), Başkent Elektrik Dağıtım (2009), 6 Şeker Fabrikası (2009), 6 Bölgenin Elektrik Dağıtım Şirketi (2010), 31 Akarsu Santrali (2011), İskenderun Limanı (2011), 19 Bölgenin Elektrik Dağıtım Şirketi (2013)

İşte böyle… Biri yapar, biri yıkar. Yıkan suçu yapana atar. Kimileri konuşur, kimileri öyle bakar. Değişmeyen bir gerçek var ki, gerçekleri tarih yazar.Gökhan Cebeci

HAİNLERİN BAŞI PADİŞAH VAHDETTİN

Mustafa Kemal Atatürk Anadolu’da 1919-1923 yılları arasında, yurdumuzu işgal eden güçlerle savaşırken, bir taraftan da içerdeki hainlerle uğraştı.

VAHDETTİN’İ BİZ DEĞİL MECLİS HAİN İLAN ETTİ

Tarih, 25 Eylül 1920 / Yer: TBBM

Saltanat ve hilafet konusu görüşülüyor.

Görüşmeler uzayınca Atatürk söz alıp şunları söylüyor: ‘’İkide birde Meclisi Alinizin bu mesele üzerinde müzakere ve münakaşa açması caiz değildir kanaatindeyim. Bugün bu makamı işgal eden zat (Vahdettin) bu millet ve memleket için hain bir adamdır. (alkışlar) Müsaade buyurunuz beyim. Hain bir adamdır. (alkışlar, bravo sesleri) ‘’ (TBMM Gizli Celse Zabıtları, C.1, S. 135)

 

YAŞASIN CUMHURİYET

Cumhuriyet 29 Ekim günü sabahleyin CHP grubunda konuşuluyor mutabık kalınıyor. Öğleden sonra Büyük Millet Meclisi toplantı halinde. Maddeler tek tek oya konuyor. En sonunda tasarının tümü oya konuyor. O zamanki anılarda ‘Başkanın sesi titriyor’ deniliyor. Heyecanlanmasın mı? Rejimi oylatacak… İttifakla kabul ediliyor, müthiş bir sahne: Salon milletvekilleriyle dolu, balkonlar dolu. Yer bulamayanlar da duvarların önünde ayakta. Herkes kucaklaşarak, ağlaşarak, ‘Yaşasın Cumhuriyet’ diye sevinç çığlıkları atıyorlar.

Sonra Cumhurbaşkanlığı seçimine geçiliyor, 158 üyenin oy birliğiyle Mustafa Kemal Paşa Cumhurbaşkanı seçiliyor. Saat 20.45’te kürsüye geliyor, kısa bir konuşma yapıyor. Cumhuriyet’in muvaffak olacağını söylüyor." (Turgut Özakman)

 

 

 

Atatürk ve Cumhuriyet düşmanlarına karşı; birinci görevimiz TÜRKİYE CUMHURİYETİ’ni  sonsuza kadar korumak ve savunmaktır.

 

Kaynaklar:

1)   1938 Son Yıl, Orhan Çekiç, sayfa 114

2)   Akl-ı Kemal cilt 3, Sinan Meydan, sayfa 99

3)   1923-1950 Devletçilik Altın Yıllar, Cahit Kayra, sayfa 76-77

4)   El-Cevap, Sinan Meydan, sayfa 205

5)   Akl-ı Kemal cilt 3, Sinan Meydan, sayfa 137

7)   A.g.e, sayfa 210

8)   1938 Son Yıl, Orhan Çekiç, sayfa 495

9)   Akl-ı Kemal cilt 3, Sinan Meydan, sayfa 157

10) A.g.e, sayfa 157

11) Atatürk Dönemi Ekonomi Politikaları, Mustafa Aysan, sayfa 70

12) Alaattin AKTAŞ

 

 

 

DİĞER YAZILAR
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
KOMŞULARIN KAVGASINDA KAN AKTI
KOMŞULARIN KAVGASINDA KAN AKTI
52 GRAM UYUŞTURUCUYLA YAKALANDI
52 GRAM UYUŞTURUCUYLA YAKALANDI