Advert
CUMHURİYET VE ATATÜRK DÜŞMANI TARİKAT/CEMAATLER
Faik MEKİK

CUMHURİYET VE ATATÜRK DÜŞMANI TARİKAT/CEMAATLER

Bu içerik 1802 kez okundu.

Dini siyasete alet etmek vatana ihanet suçudur!...

Tıp öğrencisi Enes Kara’nın cemaat evinin baskıcı ortamına dayanamayıp intihara sürüklenmesi; geçtiğimiz ay da 18 yaşındaki Mehmet Sami Tuğrul, Antalya İlim ve Kültür Derneği Öğrenci Yurdu'nda aşçı İhsan Güney (38) tarafından kafası satırla kesilerek öldürülmüştü. Antalya İlim ve Kültür Derneği Erenköy Cemaati ile bağlantısı olduğu bilinmekte… Bu iki gencin ölümünün ardından ülkemdeki tarikat/cemaatlere bir göz atalım, dedim.

Amerikan emperyalizminin desteği ile gerçekleşen 12 Eylül 1980 faşist darbesiyle yeşil kuşak projesine dahil edilen ülkemiz siyasal islamın, tarikat/cemaat yapılanmasıyla önü açılmış oldu. Nurcular ile Kenan Evren’in, İskenderpaşa tarikatı ile Turgut Özal’ın yakın ilişkilerini kamuoyunda bilmeyen yoktu. Günümüzdeise Fethullah Gülen’den (FETÖ) boşalan; kamusal, ekonomik ve siyasal alanları  Menzil cemaatinin doldurduğunu bilmeyen kalmadı. Bilindik tarikat ve cemaatlerin vakıfları 1982’de vergiden muaf tutulmuştu. Bu tarihten itibaren tarikat/cemaatler yurtlar, dershaneler, okullar kurarak eğitim ve öğretimde önemli bir yere sahip oldular.

1925’te Şeyh Sait, dini kullanarak Cumhuriyet’i yıkmaya çalışmıştı. Cumhuriyeti kuranlar, buna karşı, ‘’Dini siyasete alet etmek vatana ihanet suçudur’’ şeklinde bir kanunla mücadele etmişlerdi.

Aradan 91 yıl geçti. 15 Temmuz 2016’da bu sefer FETÖ, dini kullanarak Cumhuriyet’i yıkmak istedi. Bugün başka tarikatlar ve cemaatler gizli, açık şekilde cumhuriyeti yıkmaya çalışıyorlar. Keşke tarihten ders çıkarılabilse…

   Halkımızın dini duyguların iliklerine kadar istismar ederek sömüren tarikat/cemaatler; devlet kademelerinde dernek ve vakıf maskesiyle palazlanıyorlar. Denetlenmek bir yana kamusal, ekonomik ve siyasal alanda yer buluyorlar.

Tarikat/cemaat okulları ile yurtlarında yaşanan hak ihlalleri, baskılar, cinsel istismar, tecavüz, cinayet, intihar herkes tarafından bilinir hale gelmiştir.

Bank Asya’nın açılış gününe ait fotoğraf, ülkemiz siyasetinin son 27 yılının bir özeti gibi duruyor.

Bank Asya il şubesini 24 Ekim 1996 tarihinde İstanbul Altunizade’de açmış, resmi törenle yapılan açılışı dönemin Başbakan Yardımcısı Tansu Çiller, Devlet Bakanı Abdullah Gül, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı R. Tayyip Erdoğan, Asya Finans Yönetim Kurulu Başkanı İhsan Kalkavan, Fethullah Gülen ve yandaşları yapmıştı.

Allah’a şirk(ortak) koşan, dayanağı hurafe ve rant olan tarikat/cemaatlerin ALLAH katında yeri yoktur.

DİNİMİZ İSLAM

KİTABIMIZ KUR’AN-I KERİM

PEYGAMBERİMİZ HZ. MUHAMMED

Sabah-akşam, yatıp-kalkıp salya sümük Cumhuriyet’imizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk ile arkadaşlarına ‘’ezanlar susturuldu, Kur’an okunmaz hale geldi, bu memlekette’’ diyerek saldıran; geçtiğimiz yüzyılın başında, İngiliz işbirlikçisi Derviş Vahdeti, Sait Molla, Dürrizade Abdullah, İskilipli Atıf gibi gericilerin torunları bilmezler ki dedelerinin tasfiyesi üzerine Cumhuriyet kurulmuştu.

   İnançlı bir Müslüman olarak Mustafa Kemal Atatürk’ün bu ülkeye yaptığı en büyük hizmetlerinden biri nedir? Diye sorsanız, tereddüt etmeksizin tekke ve zaviyeleri kaldırmasıdır.

   Siyasal İslamcıların hücum edeceği bu hükmümün gerekçesi, Atatürk eğer o tekke ve zaviyeleri kaldırmamış olsaydı, bugün Türkiye’de bırakın her şehir ya da semtte, her mahallede adına İslam denen farklı farklı dinler olurdu. 19. yüzyıldaki tekke ve zaviyelerin tamamına yakını hem emperyalizmin hem de din bezirgânlarının kontrolüne geçmişti.

İslam dininin tek kaynağı olan Kuran, mezhep/tarikatlar hakkında ne diyor?

(6/EN'ÂM-159: Şu dinlerini parça parça edenler ve kendileri de grup grup ayrılmış olanlar var ya, (senin) onlarla hiçbir ilişiğin yoktur. Onların işi ancak Allah’a kalmıştır. Sonra (O), yapmakta olduklarını kendilerine haber verecektir.)Diyanet İşleri

En’âm / 159 اِنَّالَّذ۪ينَفَرَّقُواد۪ينَهُمْوَكَانُواشِيَعاًلَسْتَمِنْهُمْف۪يشَيْءٍۜاِنَّـمَٓااَمْرُهُمْاِلَىاللّٰهِثُمَّيُنَبِّئُهُمْبِمَاكَانُوايَفْعَلُونَ Meali: Şu dinlerini parça parça edenler ve kendileri de grup grup ayrılmış olanlar var ya, (senin) onlarla hiçbir ilişiğin yoktur. Onların işi ancak Allah’a kalmıştır. Sonra (O), yapmakta olduklarını kendilerine haber verecektir.

 Ali İmran / 105 وَلَاتَكُونُواكَالَّذ۪ينَتَفَرَّقُواوَاخْتَلَفُوامِنْبَعْدِمَاجَٓاءَهُمُالْبَيِّنَاتُۜوَاُو۬لٰٓئِكَلَهُمْعَذَابٌعَظ۪يمٌۙ Meali: Sakın, kendilerine apaçık kanıtlar geldikten sonra, gruplara ayrılıp, anlaşmazlığa düşenler gibi olmayınız. Mezheplere bölünüp ayrılığa düşenler için büyük bir azap vardır. *Resûlullah (s.a.) şöyle buyurdu: Yahudiler yetmiş bir guruba ayrıldı, birinden başka hepsi cehennemdedir. Benim ümmetim de yetmiş üç guruba ayrılacaktır, birinden başka hepsi cehennemdedir. «O kurtuluşa eren gurup kimdir ya Rasûlallah?» sorusuna cevaben: «Onlar benim ve ashabımın gittiği yoldan gidenlerdir» dedi.

 Allah’ın kitabı Kuran’ı ele alıp, geri kalan her kaynağı bir kenara bırakmak. Tüm ibadetleri, dini ahlakı, insanlar arası ilişkilerdeki dini gerekleri; yani hem teoriyi, hem hayatın pratiğini Kuran’a giderek öğrenmek. Kuran’da geçmeyen hususların dinle alakası olmadığını, Kuran’ın açıklamadığı konularda Allah’ın kendi tercihimizi belirleme hakkını bize verdiğini bilmek. Hiçbir mezhebe bağlanmamak, “Müslüman” ismi dışında hiçbir isme gerek duymamak. Böylece tek din, tek kitap, tek isim etrafında birleşmek yerine tarikatlara girip mürit olmak şirktir.
Bu tarikatların ritüelleri…

İlk önce kısa olan Vird-Tövbe-Teveccüh kavramlarına bakalım;

VİRD: kısaca tanımlamak gerekirse üzerine bir örtü alarak Allah'ı zikredip, silsilede ki şahısların ruhlarına dua yollamaktır. Lakin Allah'ı zikirde belli bir sayıya ulaştığın zaman bu zikri arttırmak için şeyhten izin alman gerekir.

Yahu arkadaşım iyi güzel bir ritüel yakalamışsın fakat şeyhten izin alıp zikir sayısını arttırmak nedir? Allah'ın koyduğu bir sınır mı vardır? Ayrıca Vird dediğimiz olayda eğer sağ elin baş parmağı yoksa başka vird şekilleri almak zorunda kalırsınız. Yani Allah'ı zikir şeklinize de müdahil olabilirler...

TEVECCÜH: Teveccüh kavramı şuan da kalksa da (onlar da 'ulan ne yapıyoruz' demiş muhtemelen) Nakşibendiliğin önemli ritüellerindendir. Teveccüh şeyhin, müridin ağzını açıp ağzına üflemesi ve ona feyz vermesidir. Yanlış duymadınız evet kişinin ağzına şeyh tarafından üfürülür arkadaşlar.

İslam'ın hangi döneminde, Kuran'ın hangi ayetinde böyle bir ritüel görülmüş muamma.

Benim Kuran'da bildiğim tek üfleme Allah'ın insanlara ruhundan üflemesidir.

TÖVBE: Özellikle Menzil cemaatinde çok büyük bir önem arz eden ritüeldir tövbe

Dinlerini fırkalara ayırıp hiziplere bölünenler!

Günümüze baktığımızda büyük bir çoğunluğun din içerisinde; Mezhep, tarikat, cemaat, adı altında; alevi, sunni, şii, hanifi vs. vs. gibi bir çok alt kimliğe büründüğü görülmektedir. Halbuki Allah bize ayetlerinde kurana sımsıkı sarılmamızı, dağılıp parçalanmamamızı emretmektedir. İslam dininde grup, hizip, fırka vs. yoktur. Yol birdir oda sadece kuran yoludur.

Aşağıdaki ayetler tıpkı bugünün durumunu anlatmaktadır.

HİCR 91: Onlar ki Kur'an'ı parça parça/bölük bölük yaptılar.

RUM 32 : Onlardan ki, dinlerini parçalayıp hizipler/fırkalar haline geldiler. Her hizip kendi elindekiyle sevinip övünür

ALİ İMRAN 103 : Hep birlikte Allah'ın ipine yapışın, fırkalara bölünüp parçalanmayın?

ALİ İAMRAN 105 : Kendilerine açık-seçik kanıtlar geldikten sonra, çekişmeye girip fırkalar halinde parçalananlar gibi olmayın. Böyle olanlar için çok büyük bir azap vardır

ENAM 70 : Dinlerini oyun ve eğlence haline getirmiş, dünya hayatı kendilerini aldatmış olanları bırak da o Kur'an ile şunu hatırlat: Bir kişi, kendi elinin üretip kazandığına teslim edilirse onun, Allah dışında ne bir dostu kalır ne de şefaatçısı?

ENAM 153 : Bu benim dosdoğru yolumdur, onu izleyin, başka yolları izlemeyin! Yoksa bu hal sizi O'nun yolundan uzaklaştırıp parçalara böler. Sakınıp korunasınız diye O bunu önermiştir size.

ENAM 159 : Dinlerini parça parça edip fırkalara, hiziplere bölünenler var ya, senin onlarla hiçbir ilişiğin yoktur. Onların işi Allah'a kalmıştır. Allah onlara, yapıp ettiklerini haber verecektir

SURA 13 : Sizin için, dinden, Nûh'a önerdiğini, sana vahyettiğini, İbrahim'e, Mûsa'ya ve İsa'ya önerdiğimizi şöyle diyerek kanunlaştırdı: "Dini dosdoğru tutun; onda bölünüp fırkalara ayrılmayın!" Onları çağırdığın bu tutum, şirke bulaşanlara çok ağır gelmiştir. Allah, dilediğini kendisi için seçer ve hakka yönelenleri kendisine iletir.

MUMİNUN 53 : Fakat onlar işlerini aralarında parçalayıp çeşitli zübürlere/kutsallaştırılmış hizip kitaplarına ayırdılar. Her hizip, yalnız kendi yanındakiyle sevinip övünmektedir.

BEYYİNE 4 : Kitap verilmiş olanlar, kendilerine beyyine/açık delil geldikten sonradır ki parçalanıp bölündüler.

TARİKAT VE CEMAATLER 

Tarikatların en temel kuralı; şeyhin Allah katına yükseltilmesi, müritlerin ise sorgusuz sualsiz teslim olmasıdır. Mürit mürşit arasındaki bu uçurum dipsiz bir istismar bataklığıdır. Bu tarikatların/cemaatlerin varoluşundaki kaçınılmaz gerçektir. Dindar ve kindar nesil planlarında kapana kıstırılan müritler, cennet vaadi sınırsız sömürü ve istismar aygıtları inanç özgürlüğü perdesi arkasına saklanamaz.

   Pek çok cemaatin müridi, kendi şeyhlerini (önderlerini) Allahın ya da Hazreti Muhammed'in günümüzdeki vekili gibi görür. Bazıları ise şeyhlerinin, Mehdi Aleyhisselam olduğuna inanır!
Cemaatlerin pek çoğunda, bireysel irade ya da sorgulama yoktur. Şeyh ya da önderin sözü Allah kelamı hükmündedir ve önderin emrini tartışmak Kur’an'ı inkâr etmekten daha ağırdır ve direkt küfür olarak adlandırılır. Keza şeyh kime işaret ederse oraya oy verilir.

 3 Mart 1924’te TBMM’de üç yasa kabul edildi ve laik Türkiye Cumhuriyeti’nin temelleri atıldı.

86 yıl önce bugün: Halifelik kaldırıldı; Şeriye ve Evkaf Vekâleti kaldırıldı ve Tevhidi Tedrisat (Eğitimde Birlik) Yasası kabul edildi...

24 Ekim 1923’te evet, Cumhuriyet ilan edilmişti. Ancak bu Cumhuriyetin temel karakteri henüz açıkça bilinmiyordu. Türkiye Cumhuriyeti’nin laik ilkelere dayalı temel felsefesi, 29 Ekim’den 4 ay sonra, 3 Mart 1924’te açıkça belirlenmiştir.

Her biri devrim

Bu üç yasanın her biri başlı başına birer devrimdir.

Halifeliğin kaldırılışı tek başına çok büyük devrimdir.

Şeriye ve Evkaf Vekâleti, alınan kararların şeriat kurallarına uygun olup olmadığını denetliyordu, kaldırılışı büyük devrimdir.

Tevhidi Tedrisat (Öğretim Birliği) Yasası ile, eğitim din kurallarının pençesinden kurtarılıyor ve eleştirel aklı öne çıkaran, bilimi temel alan çağdaş bir eğitim modeline yöneliyordu.

Tarikat/cemaatlerin en büyük amacı, üç devrim yasasını ortadan kaldırmak ya da etkilerini en aza indirmek.

TARİKATA/CEMAATE KARŞI 677 SAYILI DEVRİM YASASI

’’Bugün ilmin, fennin, bütün kapsamıyla medeniyetin yaydığı ışık karşısında filan falan şeyhin yol göstericiliği ile maddi ve manevi saadet arayacak kadar ilkel insanların TÜRKİYE medeni camiasında varlığını asla kabul etmiyorum.’’ (Atatürk, 30 Ağustos 1925 Kastamonu)

BATAKLIK YUVASI TARİKAT /CEMAATLER KAPATILSIN

KAHROLSUN CUMHURİYET VE ATATÜRK DÜŞMANLARI

YAŞASIN CUMHURİYET
Kaynak:Kuran-ı erim, Sinan Meydan

DİĞER YAZILAR
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
MTA PERSONEL ALACAK
MTA PERSONEL ALACAK
   DEVREK'TE TİYOTRO ŞENLİĞİ DÜZNELENİYOR
DEVREK'TE TİYOTRO ŞENLİĞİ DÜZNELENİYOR