Reklamı Geç
Advert
Advert
Advert
Advert
FESLEĞEN AĞIDI YA DA FESLEĞEN KOKULU ŞİİRLER
İbrahim TIĞ

FESLEĞEN AĞIDI YA DA FESLEĞEN KOKULU ŞİİRLER

Bu içerik 802 kez okundu.

 

    İlker Gülbahar, yeni kitabı Fesleğen Ağıdı’nda, duyarlılıklarını, gözlemlerini, insani değerlerin yanısıra yaşamın doruklarından gelen duygularını, barışçıl bir şekilde sunuyor okuyucuya.

     Kavgadan yana değil, barıştan, sevgiden kısacası insandan yanadır.

     Nâzım Hikmet’in şair ve şiiri şöyle tanımlar:

     “Gerçek şair kendi aşkı, kendi mutluluğu ve acısıyla uğraşmaz. Onun şiirlerinde halkının nabzı atmalıdır”

     İşte tam bu noktada Gülbahar’da yaşadığı, yaşadıklarına kayıtsız kalmaz.

Bu kanamalı günlerin tanığıdır, dünyamızın bugününe duygu ve hisleriyle nesnel olarak bakmaya çalışır. İnsanlığın Ortadoğu’da sınandığı şu günlerde şöyle sesleniyor Gülbahar:

     “kalbimi hilalin yanına bırakıyorum

      içine kudüs sancısı

      omzuna arakan ağırlığı düşerse

      alnındaki secde izine kan bulaşmış

      sapanla fil ordusu taşlayan  

      öksüz ve yetim çocuklara birlikte ağlarsınız”

      Bir başka şiirinde de, insanlık tarihinin kara lekeleri olan, insanın insanca yaşam haklarının yok edildiği zulümlere gönderme yapar:

       “Bosna Kudüs

       Myanmar

       Uygurlar

       Zulüm

       Eşitlik

       Ve çifte standart diyecektim

       İnsancıl

       Bir türkü söyleyecektim

       Bırakmadınız” diyerek insanlığın getirildiği noktaya dikkatimizi çeker.

       İlker Gülbahar şiirlerinde kendi şiir dilini yaratmış; anlaşılır, yalın ve söyleyeceğini direkt söyleyen yönleri de onu olumlanan bir tutum kılıyor.

       “ben seni

       içli vuslat türküsüyle bekliyorum

       bir tohum nasıl beklerse baharı

       bir yuva nasıl özlerse göçmen kuşları

       ben de seni öyle bekliyorum

       bağışla beni sevgilim

       ben seni olmaz bir zamanda

       solumda

       işte tam da şuramda bekliyorum”

       Gülbahar, kendi dünyasında gezinirken kendi yaşamından kesitler verirşiirlerinde. Ne yücedir fesleğen kokularına bürünen anneler. Ne güzel anlatır annesini /annelerimizi Gülbahar şu dizelerinde:

       “Annemin baş ağrıları sıklaşacak yine

        babam belki bir tütün daha saracak

      sen hiç bekledin mi ergen evladını

      kaç kez batar zifiri karanlıklar gece yarıları”

      İlker Gülbahar, ülkenin getirildiği konuşmayacaksın, görmedin, duymadın, sesini çıkarmayacaksın çıkmazları karşısında da “suspus” olduğuna dikkati çeker. Nasıl olmasın ki, özgürlüklerin, hak, hukuk , adalet kavramlarının hiçe sayıldığı bir ortamda;

      “çok konuşan idim şimdi suspusum

       özgürlük ipiyle sıkı mahpusum

       nasıl dayanılır ki ruh dikenine

       gün gün beni sıkar beden fanusum” derken, haksız mı?

*

      Klaros yayınlarından çıkan İlker Gülbahar’ın Fesleğen Ağıdı, 110 sayfa ve 65 şiirden oluşuyor.

DİĞER YAZILAR
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
  MAAŞA GÖRE TOST
MAAŞA GÖRE TOST
"SIKINTININ NEDENİ AKP İKTİDARIDIR, SARAYDIR!"