Advert lt="Advert" border="0" />
Advert
ESKİ GÜNLERDEN BUGÜNLERE
Burhan KURMALI

ESKİ GÜNLERDEN BUGÜNLERE

Bu içerik 1034 kez okundu.

   Öyle garip günler yaşıyoruz ki son zamanlarda, çok değil birkaç yıl önce Ergenekon – Balyoz – Sarıkız gibi operasyonlarla tutuklayıp azılı terör örgütü diye nitelendiklerimiz için bugün: “bize kumpas kurmuşlar, sahte belgelerle askerlerimizi suçlayıp bertaraf etmeyi amaç edinmişler…” diyebiliyoruz. Ve o kumpası hazırlayanların FETÖ olduğunu da açıkça dillendirebiliyoruz.

   O günleri unutmadık daha. Tutuklanan birçok komutan, gururları incindiği için kanser oldular öldüler, intihar ettiler… Onların aileleri toplum içinde kimselerin yüzüne bakamaz hale geldi. Gazeteciler, bilim insanları, sanatçılar da o dönemde darbeye destek çıkıyor diyerek tutuklandılar. İlhan Selçuk, yaşamını yitirdi. Sonra… Sonra kumpasmış deyip davaları bitiriverdik. Peki çekilen sıkıntılar, giden onur, gurur, rütbe, meslek ne olacak?

    Bence tez elden onlar mecliste aklanmalı, geri alınan tüm hakları verilmeli ve de özür dilenmeli…

    Komutanları darbeci diyerek tutuklayanlar, yargılayanlar, basın karşısına çıkıp onlar hakkında olmadık sözler edenler meğer FETÖ’cülermiş. Eğer emellerinde başarılı olsalarmış asıl darbeyi onlar yapacakmış daha o zamanlarda… Şimdi televizyon programlarında meslektaşlarını, askerleri, komutanları yerden yere vuranlardan çoğu, ağız değiştirdiler. Çünkü destekledikleri Fethullah’ın terörist başı olduğu ortaya çıktı. Bana kalırsa zaten biliniyordu onun ne menen bir kişi olduğu. Bu yüzden değil miydi ülkeyi terk edişi?

    İnsanları din adına kullanmak gerçekten olay bizim memlekette. Çünkü bizim insanımıza din, iman deyince akan sular duruveriyor. Hele de kendisini din adına yetkili ve etkili sayanlar öbür dünyada cennetten bir köşe vadedince deme gitsin milletin keyfine. Huriler, cennetin en güzel yerinden parsel parsel köşeler…

    Oysa ta ilkokuldan başlayarak din eğitimi veriliyor. Kutsal kitap Kur’an, tüm ayetleriyle, sureleriyle elimizde. En eğitimli hocaların kaleminden mealleri de var. Hatta neredeyse her ramazan gazeteler cilt cilt hediye ediyor otuz kupon biriktirene… Bizde adet üzere o kutsal kitap bir bez torba içine yerleştirilir, evin en müstesna köşesinde duvara asılır. Bir daha da oradan alınıp kolay kolay okunmaz… Hele okuyanlar da okuduklarını bir türlü yakınlarıyla paylaşmaz. Bu yüzden de bizim insanımız hep duyduklarına inanmıştır körü körüne. Kendilerine cennet vadeden din tacirlerinin peşinden sürüklenmiştir akıbetlerinin ne olacağını bilemeden…

   Atatürk, gizliden din eğitimi veren kurum ve kuruluşları kapattırmıştı. Çünkü o kurumlarda din adına devlet düşmanlığı, kin ve nefret duyguları aşılanıyordu. Sonraları bu eğitim veren kuruluşlar pıtrak gibi çoğaldı memlekette. Aleni eğitimlere başladılar. Birçoğuna da devlet destek verdi. Vakıflar kuruldu. Cemaatler el attı bu kuruluşlara… Küçücük çocuklar din eğitimi veriyoruz diyerek evlerinden alındılar. Hem de yatılı olarak yerleştirildiler kurumlara! Sonra?

    Sonrası malum! Cinsel tacizler, sapıklıklar ayyuka çıktı. Ve utanmadan da ortaya çıkıp bu durumun dinimizde yeri olduğu gibi alçakça laflar edildi. Küçücük erkek çocuklara yapılan tacizin adına da bademleme deyiverdiler… Hatta o tacizci kurumlara “bir kezle bir şey olmaz!” diyerek sahip çıkıldı. Yasaları uygulayanlar bile bana zarar gelir düşüncesiyle böylesine küçük yaştaki tacizler için cezaları verirken temkinli davrandılar. Hatta bir kısım yargıçlar, tacizci lehine kararlar bile verme cesaretini buldular kendilerinde. Bunu yaparken de tecavüze uğrayanın tahrik ettiğini gerekçe gösterdiler…

    Bağnazlıkla cinsellik toplumumuzun kanayan yarası oldu adeta. Kız öğrencilerle erkek öğrencilerin aynı sınıfta ve sıralarda eğitim görmesi caiz değildir diyenler de çıktı bu memlekette. Ve bu memlekette, bilim adına cinsellikle ilgili dersler bile rafa kaldırıldı. Şimdi artık tüm dersler neredeyse temeli dine dayalı, uhrevş dersler oldu. Fen liseleri, Anadolu Öğretmen Liseleri, neredeyse tarih olurken, Sosyal Bilimler Lisesi, Spor lisesi adı altında yeni okullar türetildi. Yani Bilime, fenne dayalı eğitim sisteminden hızla uzaklaştırıldık…

   Bugün, geçmişin kumpasçıları ortaya çıkıp darbe girişiminde bulundular. Ne garip bir ülkeyiz değil mi? Milletin karşısına çıkıp, demokrasi havarisi geçineceksin; sonra da devleti, devlet düzenini değiştirmek için darbe girişiminde bulunacaksın! Bu millet yer mi?

   Bir zamanlar memleketi üç kuruşa satmaya kalkışanlara nasıl ders verdiyse şimdi de ülkesine göz diken darbe düşkünlerine aynı kararlılıkla hak ettikleri dersi verecektir elbet…

   Unutmayalım! Darbenin sağı solu olmaz. En çok da solu olmaz… Biz bu oyunları çok gördük eskiden. Ve de çok yaşadık… 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
BAŞKAN SEMERCİ’NİN ÇILGIN PROJESİ!
BAŞKAN SEMERCİ’NİN ÇILGIN PROJESİ!
BAŞKAN SEMERCİ HAKKINDA 2. KEZ SUÇ DUYURUSUNDA BULUNDUK
BAŞKAN SEMERCİ HAKKINDA 2. KEZ SUÇ DUYURUSUNDA BULUNDUK