Advert
Advert
     GEÇER… BUNLARDA GEÇER
Celal Şakir TELCİ

GEÇER… BUNLARDA GEÇER

Bu içerik 1068 kez okundu.

   Tam bir ay oldu, ülkemiz Fetö darbe girişimi şokunu hala atlatamadı, bu gidişle epey süreceğe benziyor.

   Her gün Fetö örgütü hakkında yeni ,yeni duyumlar alınıyor, itirafçılar bülbül gibi ötüyor,  bir çok soru işaretleri de zihinleri bulandırıyor.

   Halk; Fetö’nün siyasi ayağını merak ediyor, zira dişe dokunur bir gözaltı yok... Hatta iddiaya göre Fetö’nün önemli müritlerinden, ağlamasıyla ünlü Bülent Arınç ve İ. Melih Gökçek, M. Ali Şahin, Suat Kılıç gibi AKP’li siyasiler şovlarına devam ediyor, hele Melih bey tam bir takiye içerisinde.

    Bay Arınç’ın pek sesi soluğu çıkmıyor, muhtemelen bir köşede ağlıyordur. Şahsen yapanın yanına kâr kalacağını düşünmüyorum.

   Bu şaibe ile yaşamak zor.!

   ***

    Türkiye bu günlere durduk yere gelmedi.

    Önce Fetullah Gülen’i hizmet hareketi ve mütedeyyin din cemaati olarak gördüler. Bunun böyle olmadığını söyleyen, yazan, çizeni de çeşitli iftira ve kumpaslarla sindirdiler, hayatı zehir ettiler,

   Sonuç; Kendi silahsız, savunmasız, masum halkına gözünü kırpmadan ateş edip, öldürebilen alçak ve hain bir terör yapısı çıktı.

   Sinsi ve takiyeci örgüt kendini saklamayı bildi.

   Her yerde eksikler oluştu, bizi yönetenler bile “kandırıldık” derse… Halk ne yapsın?

   Yasama, Yürütme ve Yargı, demokratik görevini ahlaki ve ilkesel olarak yerine getiremedi.

   Keyfi uygulamalar, acele verilen kararlar, Ben yaptım oldu anlayışı kurumlarda büyük zafiyetler doğurdu.

   Liyakat bir köşeye itildi, iş ehil olmayana verildi.

   En güvenilir kurum olan Ordumuz, düşmanın bile yapmayacağı alçak kumpaslarla yerle bir edildi.

   Tüm bunlara karşın, artık toparlanma ve kenetlenme zamanıdır. Peygamber ocağı olan ordumuz başta olmak üzere tüm kuruluşlarımız teröristlerden arındırılıp, asli görevlerine en kısa sürede dönmelidir.

   Yenikapı mitingi ile oluşan olumlu tablo’ya hepimiz yürekten sahip çıkarsak, başarabiliriz.

 

                                                    İNSAN OLMAK

    Küçük olmak, asla güçsüz olmak anlamına gelmemelidir. Esas olan insan olabilmektir.

   Bazen aciziyetimiz… Gücümüzdür.

  2,5 kiloluk minik bir bebek, incecik tiz ağlamasıyla tüm ailesini etrafında pervane gibi döndürür.

   Minicik bir sinek, koskoca Nemrut’u öldürdü.

   Yaz ayları geldiğinde kene tüm dünya’yı ayağa kaldırıyor.

   Ormanlar Kralı diye ünlenen, kükremesi yeri göğü inleten Aslan; Sinekten korunmak için ağaç teperlerine çıkar.

   Düşünürsek, belki de dünyanın en acizi İnsanoğludur, çünkü diğer canlılar gibi doğar doğmaz yürüyemez.

   Neler yapmasını öğrenmek yıllar alır, öğrenme süreci ise ömrünün sonuna kadar devam eder, doğduğunda insanın hiçbir silahı yoktur, dişleri yoktur, kimseyi zehirleyemez…

  Amma; Büyüdükçe kullanabilirse, aklı, zekası vardır.

   İşte bunun içindir ki; Mevlana “Ey kardeşim, sen fikirden ve düşünceden ibaretsin, senin varlığın bundandır.  Geri kalanı sinir ve ettir. Onlar hayvanlarda da var” demiştir.

  

    GÜNÜN SÖZÜ: “En keskin bıçak, en az acıtandır.”

         

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
YARGILANACAKSINIZ!
YARGILANACAKSINIZ!
SENİN YATACAK YERİN YOK!
SENİN YATACAK YERİN YOK!