Advert lt="Advert" border="0" />
Advert
GÖZE BATMAK
Celal Şakir TELCİ

GÖZE BATMAK

Bu içerik 955 kez okundu.

    Av psikolojisini inceleyen bilim adamları, avlanma eylemlerini dikkatle incelediğinde avcının avını gelişi güzel seçmediğini hatta avında işin başından beri “Maküs” talihinin farkında olduğunu tesbit etmişlerdir.

    Televizyonda çeşitli belgesel kanallar var, dizileri evlenme programları gibi saçma sapanlıkları sevmeyenler belgesel izliyorlar, bende bunlardan biriyim.

   Bu belgesellerde, Afrika’nın uçsuz bucaksız savanlarında bir aslan, antilop sürüsüne yaklaşıyor… O esnada sürünün içinde birinin özellikle rahatsız olduğu gözlemleniyor.

   Adeta sürü içinde kendisini gizlemeye çalışıyor.

   Buna karşılık aslan’a daha yakın antiloplarda hiçbir huzursuzluk yok. Sanki sürü içerisinde kimin avlanacağını hem aslan, hemde sürüdekiler biliyor gibi… Sanki ortak karar vermişler.

   Ve Aslan birden hızlanarak, sürünün ortalarında huzursuz görünen kurbanına hücum ediyor. Talihsiz antilop iyice panikleyip kendisini kaybediyor, fazla direnç gösteremeden aslan’a yem oluyor.

    ***

   Artık eylem sona ermiş, gerginlik ortadan kalkmıştır. Av ile Avcı arasındaki gizli ilişki gerçekten çok ilginçtir.

   Avcının herhangi birini değil de, belirgin birini seçmesi, yırtıcı kuşların güvercin sürüsüne daldığında belirgin bir şekilde göze çarpar.

   Atmaca; Gri güvercinler arasındaki alacalı güvercini kapıp kaçıyor, yani farklı olanı.

   Göze batanı.!

   Ayrıca; Sürü içinde hasta ve küçük olanlarda derhal göze batarlar. Pasif hayvanlarda çabuk huzursuzlanıp avcının dikkatini çekerler.

   Kuşbilimciler, gözlemciler çok uzun vadede bunu tesbit ederlerken, alıcı kuşlar anında tesbit ediyor.

   Ve… Rahat bırakılırsa, ekosistem böyle sürüp gidiyor.

 

   ŞUYUU, VUKUUNDAN BETER

 

 Rahmetli eski Milletvekilimiz Fuat Ak, bu sözü sıkça tekrarlardı, kısaca “dedikodusu bile olduğundan kötü” manasında.

   Anap’lı yıllarda Gazeteci-Yazar Emin Çöleşan, “Turgut nereden koşuyor” diye bir kitap yazdı, çoğunuz bilirsiniz.

   Özal; Çöleşan’ı mahkemeye verdi, kitapta yazılanları doğru olup olmadığı politikacılara, gazetecilere, bürokratlara soruldu… Herşey ortaya saçıldı.

   Sıradan bir kitap meşhur oldu, bilmem kaçıncı baskısı yapıldı, bilmeyen duymayan kalmadı, yapılan rezaletleri.

    O yıllarda Osmanlı zamanında bir hikaye dinlemiştim.

   ***

   3. Ahmet döneminde sadrazam ile haremağası sokakta yürürken bir yeniçeri ikisine de sövmüş.

   Bu küfürü evlerin kafesleri arkasından birkaç kadın duymuş.

    Sadrazam olayın üzerine gitme niyetinde değilmiş, ancak haremağası ısrar etmiş.

   Olay kadı’ya intikal etmiş…

    Kadı; O bölgedeki yeniçerileri sıraya dizmiş, sırayla aynı sözleri (küfürü) tekrar ettirerek sesin kime ait olduğunu kafes arkasındaki kadınlara teşhis ettirmeye çalışıyormuş.

   Beş, on, elli, yüz… Gelen sövüyor, giden sövüyor, ama suçlu bir türlü bulunamıyor.

    Sonunda sadrazam öfkelenerek haremağasına çıkışmış; Bir şeyin Şuyuu (dedikodusu) Vukuun’dan beterdir.

    Sadece bir kişi sövmüştü, birkaç kişi işitmişti, ne yaptım da seni dinledim.  Şimdi bize sövmeyen kalmadı…

  

  GÜNÜN SÖZÜ: “Akıllının ayıp saydığıyla, Ahmak öğünürmüş.”

 

 

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
  PRİM BORCU OLANLARA MÜJDE!
PRİM BORCU OLANLARA MÜJDE!
OYUMUZU NASIL KULLANACAĞIZ?
OYUMUZU NASIL KULLANACAĞIZ?