Advert lt="Advert" border="0" />
Advert
SULTAN VAHDETTİN
Celal Şakir TELCİ

SULTAN VAHDETTİN

Bu içerik 994 kez okundu.

   

 

   Ohal’li günler devam ediyor bu nedenle bugünkü köşemize Sultan Vahdettin Han’ı konuk edip, yazalım. Amacımız elbette Sultan’a saygısızlık değil.

   Yazdıklarımız belgelere dayalı. İşkembe-i  Kübra’dan atmıyoruz.

    Son padişah Vahdettin, muntazam bir tahsil görmemiştir. Yani Fatih gibi, Kanuni gibi değildi, Abdülhamit mehtepinden yetişmeydi.

   Ondan çok şey öğrendi.

   O’da dedeleri gibi kadınlara ilgi duyar ve hareminde cariyeden geçilmezdi… Dört nikahlı eşi vardı.

   Son günlerde yanıp tutuştuğu asıl adı Fatma Nimet olan, Bahçevan kızı 17 yaşındaki Nevzat hanımdı.

   Nevzat hanımla olan ilişkisini Vali İrem şöyle anlatır;

    “Vahdettin kafasına koyarak Nevzat için şarkılar besteliyordu. Bu yolda tüm aşıkane edaları, nazları, niyazları redde uğrayınca Vahdettin karar verdi… Nevzat hanımı nikahlayacaktı.

    ***

    Nihayet zamanı geldi, Saray İmamı Mustafa efendi, Vahdettin ile Nevzat hanımın on bin lira mihir ile üzerilerinden nikahını kıydı.

   Ne kadar düşündürücüdür…

   Tüm bunlar olurken, Yunan Ordusu İzmir’i işgal ediyordu, tam o günlere rastlıyordu.!

   Peri masallarını andıran düğünle bahçevan kızı Nevzat hatun, padişah haremine girmiş oldu.

    Sultan Vahdettin için, Dünya yansa umurunda değildi, varsa yoksa Nevzat hatun vardı, hareminde hiç başka bir şey düşünmüyordu.

     ***

    Şimdi; Vahdettin hain miydi? Değil miydi, Yok efendim Atatürk’ün Samsun’a çıkmasına o müsaade etmiş, hatta saat hediye etmişti… gibi tarihi olayları tarihçiler bilir.

   Bizde haddimizi biliriz.

   Rahmetli Bülent Ecevit bile, Vahdettin hain değildi dedi. Biz Ecevit’ten daha mı iyi bileceğiz? Bir bildiği vardır.

   Ben şahsen şunu bilirim; Vahdettin padişahımının hain olup olmadığına tarihçi ve siyasiler karar verir, ama; Çapkın ve hovarda olduğu tartışılmaz.!

                                                              

                                                                     BERDUŞLAR

 

   Bir gün iki berduş, kasaba meydanındaki pazarda aval, aval dolaşıyormuş, bakmışlar bir kalabalık durmuşlar.

   Güvercin uçurtuyorlar.

   Bir güvercin uçup gitmiş, birinin omzuna konmuş, herkes toplanıp, Berduş’a “Sen padişah olacaksın” demişler.

   Berduş kabul etmemiş, ısrarla “Hayır” demiş.

   Daha sonra güvercin havada birkaç takla attıktan sonra aynı Berduş’un omzuna konmuş, ısrarlara dayanamayan berduş padişah olmayı kabul etmiş, arkadaşlarını da sadrazam atamış.

   Sonra başlamış zulme, boyun vurmaya, halka akla hayale gelmeyen baskılar uygulamaya, çeşitli vergiler sallamaya…

   Sadrazam arkadaşı; “Yapma, etme, halka zulmediyoruz” diyerek sızlanınca.

   Berduş padişah demiş ki;

   “Güvercin uçurup padişah seçen bu halka az bile yapıyorum… Beter olsunlar.”

    Demiş.!

 

    GÜNÜN SÖZÜ: “Fırsat; Adamın kapısını iki kere çalmaz.”

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
  PRİM BORCU OLANLARA MÜJDE!
PRİM BORCU OLANLARA MÜJDE!
OYUMUZU NASIL KULLANACAĞIZ?
OYUMUZU NASIL KULLANACAĞIZ?