Advert
Advert
ÖLÜMÜNÜN 55. YILINDA NAZIM HİKMET
Faik MEKİK

ÖLÜMÜNÜN 55. YILINDA NAZIM HİKMET

Bu içerik 737 kez okundu.

 

GURBET, MEMLEKET, SEVDA, AŞK, ÖZGÜRLÜK, HASRET, BARIŞ/KAVGA VE BÜYÜK İNSANLIĞIN EVRENSEL ŞAİRİ

Zaman zaman gurbet ellerde iyimser duygunun yerini; keder, yalnızlık ve hasret duygusuna bırakmaktadır.

‘’İki şey vardır ölümle unutulur. Anamızın yüzü ile şehrimizin yüzü.’’

DAVET

Dörtnala gelip Uzak Asya'dan

Akdeniz'e bir kısrak başı gibi uzanan

                               bu memleket, bizim.

 

Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak

ve ipek bir halıya benzeyen toprak,

                              bu cehennem, bu cennet bizim.

 

Kapansın el kapıları, bir daha açılmasın,

yok edin insanın insana kulluğunu,

                               bu dâvet bizim....

 

Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür

ve bir orman gibi kardeşçesine,

                               bu hasret bizim...

…………………………………………………. Nazım hikmet Ran

 Bu memlekette yaşayan insanların çoğu Nazım’dan hiç değilse bir kaç dize okumuştur. Ama Nazım’ın romanlarını pek azımız biliriz. Ölümünden sonra basılan “Yaşamak güzel şey be kardeşim” – Nazım Hikmet “Baskıya, acıya, sefalete rağmen inandıkları düşünceler adına boyun eğmeden savaşan insanlar…’’ Öyküsünü yazdığı romanı 1967

 

Nâzım Hikmet Ran dedi ki;
"bu memleket bizim
bilekler kan içinde
dişler kenetli
ayaklar çıplak
ve bir ipek halıya benzeyen toprak
bu cehennem, bu cennet bizim...


yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
ve bir orman gibi kardeşçesine..."

 

Yaşadığımız coğrafya da asıl olan insan olup, yaşayabilmektir; Nazım’ın dediği gibi…

BÜYÜK İNSANLIK

Büyük insanlık gemide güverte yolcusu 
                                        trende üçüncü mevki 
                                        şosede yayan 
                                        büyük insanlık.

Büyük insanlık sekizinde işe gider 
                                        yirmisinde evlenir 
                                        kırkında ölür 
                                        büyük insanlık.

Ekmek büyük insanlıktan başka herkese yeter 
                                        pirinç de öyle 
                                        şeker de öyle 
                                        kumaş da öyle 
                                        kitap da öyle 
            büyük insanlıktan başka herkese yeter.

Büyük insanlığın toprağında gölge yok 
                                        sokağında fener 
                                        penceresinde cam 
ama umudu var büyük insanlığın 
                                        umutsuz yaşanmıyor. 
 

                                                                            7 Ekim, Taşkent, 1958

   Ulusal Kurtuluş Savaşı’nda aşımıza, ekmeğimize ve vatanımıza göz koyan emperyalizme ve yerli işbirliklerine karşı verilen mücadele aklıma geliyor;  bu şiirle, onun içindir ki bu şiiri çok seviyorum.

o duvar 
o duvarınız,
vız gelir bize vız!..
bizim kuvvetimizdeki hız,
ne bir din adamının dumanlı vaadinden,
nede bir hülyanın gönlü yakışındandır.
o yalnız 
tarihin o durdurulmaz akışındandır.
bize karşı koyanlar,
karşı koymuş demektir:
maddede hareketin,
yürüyen cemiyetin 
ezeli kanunlarına.
sükun yok, hareket var
bugün yarına çıkar,
yarın bugünü yıkar
ve bu durmadan akar 
akar
akar
biz bugünün kahramanı,
yarının
münadisiyiz.
bu durmadan akan,
yıkıp yapan
akışın 
çizgilenmiş sesiyiz.
biz,
adımlarını tarihin akışına uyduran
temelleri çöken emperyalizme vuran,
yarını kuranlarız
o duvar
o duvarınız,
vız gelir bize vız!..

 

Onlar ümidin düşmanıdır, sevgilim,
Akar suyun
Meyve çağında ağacın,
Serip gelişen hayatın düşmanı.
Çünkü ölüm vurdu damgasını alınlarına :
Çürüyen diş, dökülen et,
Bir daha geri dönmemek üzere yıkılıp
gidecekler,
Ve elbette ki, sevgilim, elbet,
Dolaşacaktır elini kolunu sallaya sallaya,
Dolaşacak en şanlı elbisesiyle : işçi tulumuyla
Bu güzelim memlekette hürriyet.
Bursa da havlucu Recebe,
Karabük fabrikasında tesviyeci Hasana düşman,
Fakir köylü Hatçe kadına,
Irgat Süleymana düşman,
Sana düşman, bana düşman,
Düşünen insana düşman,
Vatan ki bu insanların evidir,
Sevgilim, onlar vatana düşman…

Memleket hasreti ile Moskova’da  3 Haziran 1963 yılında yaşamını yitiren

Usta şair Nâzım Hikmet’i ölümünün 55. Yılında saygıyla anıyoruz.

 

VASİYET 
  

Yoldaşlar, nasip olmazsa görmek o günü, 
ölürsem kurtuluştan önce yani, 
alıp götürün 
Anadolu'da bir köy mezarlığına gömün beni.

Hasan beyin vurdurduğu 
            ırgat Osman yatsın bir yanımda 
ve çavdarın dibinde toprağa çocuklayıp 
kırkı çıkmadan ölen şehit Ayşe öbür yanımda.

Traktörlerle türküler geçsin altbaşından mezarlığın, 
seher aydınlığında taze insan, yanık benzin kokusu, 
tarlalar orta malı, kanallarda su, 
ne kuraklık, ne candarma korkusu.

Biz bu türküleri elbette işitecek değiliz, 
toprağın altında yatar upuzun, 
            çürür kara dallar gibi ölüler, 
toprağın altında sağır, kör, dilsiz.

Ama bu türküleri söylemişim ben 
                     daha onlar düzülmeden, 
duymuşum yanık benzin kokusunu 
traktörlerin resmi bile çizilmeden.

Benim sessiz komşulara gelince, 
şehit Ayşe'yle ırgat Osman 
çektiler büyük hasreti sağlıklarında 
belki de farkında bile olmadan.

Yoldaşlar, ölürsem o günden önce yani, 
- öyle gibi de görünüyor - 
Anadolu'da bir köy mezarlığına gömün beni 
ve de uyarına gelirse, 
tepemde bir de çınar olursa 
taş maş da istemez hani... 
 

                                                                    1953, 27 Nisan 
                                                                    Barviha Sanatoryumu

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
YARGILANACAKSINIZ!
YARGILANACAKSINIZ!
SENİN YATACAK YERİN YOK!
SENİN YATACAK YERİN YOK!