Advert
Advert
SİYANÜR ÖLDÜRÜR!...
Faik MEKİK

SİYANÜR ÖLDÜRÜR!...

Bu içerik 2799 kez okundu.

GÜZEL YURDUMUN

HAVASINA, SUYUNA, TOPRAĞINA, ORMANINA DOKUNMA!...

Yaşanabilir bir ADATEPE,

Yaşanabilir bir DEVREK, GÖKÇEBEY. ÇAYCUMA

Yaşanabilir bir ÇATALAĞZI, ZONGULDAK,

Yaşanabilir bir TÜRKİYE,

Yaşanabilir bir DÜNYA istiyoruz…

   Hiçbir kamu yararı bulunmayan, karı şirketlere, riski ve zararı doğaya ve insanlara olan siyanürlü altın madenciliğini istemiyoruz. Altın madenciliği sonunda ormanlar ve içindeki canlılar yok oluyor, ağır metal içeren ve asit üreten pasa (atık) dağları oluşuyor, yer altı ve yer üstü su sistemleri değişiyor ve kirleniyor, devasa çukurlar ve atık havuzları ile bölge cehenneme dönüyor.

“SİYANÜR ÖLDÜRÜR”

Altın madenciliği sonucunda;

  1. Ormanlar ve içindeki canlılar yok oluyor,
  2. Ağır metal içeren eden ve asit üreten pasa dağları oluşuyor,
  3. Yer altı ve yer üstü su sistemleri değişiyor ve kirleniyor,
  4. Devasa çukurlar ve atık barajları ile bölge cehennem haline geliyor.
  5. Su kaynakları tehlikede…

  Önümüzde iki seçenek var.

  • Uluslararası kapitalist şirketlerin çıkarları mı?
  • İnsan ve doğa mı?

DOĞAYI TEHDİT EDEN MADEN PROJELERİ

Devrek/Adatepe, Alaplı/Gümeli ormanları altın ve bakır madeni kuşatması altında… Adatepe son günlerde altın ve bakır madeni ile gündemde. Orman alanlarının maden sahasına dönüşmesi ekosistemi tehdit ettiği gerekçesiyle tepki alıyor.

   Türkiye'de ormanlar, Anayasa'nın 169. maddesi ile korunuyor. Bu maddede özetle "...ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyet ve eyleme müsaade edilemez...” deniliyor.

Denilmesine de, öte yandan 2004 yılında yürürlüğe giren 5177 sayılı Maden Yasası, orman alanlarında madencilik faaliyetini hızlandırdı. Özellikle son yıllarda on binlerce hektar orman madenlere teslim oldu. Ormanlarımız uluslararası sermayenin kontrolüne geçmeye başladı. Maden sahalarının genişlemesi ile birlikte ormansızlaşma artıyor. Ekim 2017'de yapılan yasa değişikliğiyle de su havzaları koruma alanları daraltıldı. Daha önce 5 km yakına kadar madencilik yapılabilirken bu mesafe 1 km'ye çekildi. Kanadalı Centerra Gold isimli şirket de Zonguldak'ın Alaplı ilçesinde altın aramak için sondaj çalışmalarına başladı. Adatepe Köyü’nde maden arama (altın,bakır…)  ihalesi önümüzdeki günlerde ihaleye çıkacak.

ÇERNOBIL FACİASINDAN SONRA DÜNYADAKI EN BÜYÜK ÇEVRE FELAKETİ OLAN SİYANÜR KAZASINI NE ÇABUK UNUTTUNUZ!...

Bizden Hatırlatması

Hürriyet 15 Şubat 2000

Siyanür Karadeniz'e akıyor

Avrupa'da Çernobil'den sonraki en büyük çevre felaketi

Avrupa'yı alarma geçiren ve Balkan ülkelerinin tüm ekolojik yapısını mahveden siyanür faciası, Tuna Nehri aracılığıyla Karadeniz'e kayıyor. Dolayısıyla siyanür, Karadeniz’deki balıkçılık sektörünü de tehdit ediyor.
Romanya'nın kuzeyindeki bir altın madeni barajının çökmesi sonucu Tizsa Nehri'ne, onun aracılığıyla da Tuna Nehri'ne sızan 100 bin metreküp siyanür, Yugoslavya kıyılarına ulaştı. Macaristan'dan da geçen Tizsa Nehri'nde toplu katliam yaşandığını belirten Sırp Çevre Bakanı Bratislav Blazic, bölgede incelemelerde bulunduktan sonra,‘‘Tizsa öldü. Artık bakteri bile yaşamıyor. Tazminat davası açacağız ve suçluların cezalandırılmasını isteyeceğiz’’ dedi. Sırbistan'ın kuzeyi, ülkenin ‘‘buğday deposu’’ olarak biliniyor ve bu bölgenin sulanmasında Tizsa nehrinden yararlanılıyor.

ÖLÜMÜN ADI SİYANÜR

   Siyanürlü altın üretimi sonrasında ortaya çıkan yoğun atık, doğaya ve insana zarar vermektedir. Şirketlerin savunduklarının aksine, yoğun konsantrasyona sahip siyanür, toprağa ve suya kolayca karışır ve doğadan hemen kaybolmaz. Toprağa ve suya karıştığı için de, meyve, sebze ve içme suyundan dolayı insan bünyesine de kısa sürede tesir eder. Ölüme varana dek, birçok hastalığa da yol açmaktadır.

   Yaşanabilir Bir Karadeniz Ereğli Platformu adına konuşan Çetin Yılmaz, arama çalışmalarının tanıtım dosyasında gösterilen harita dışında ve orman alanlarında yapıldığını, 570 bin TL bütçeyle en az 40 çalışanla şirket giderlerinin ve Orman İşletmesi’ne ödenen ağaç kesme bedelinin karşılanamayacağını söyleyerek şirket raporunun kagıt üzerinde bir düzmeceden ibaret olduğunu belirtti.

    Centerra Gold’un köylüleri susturmak için köy bütçelerine yüklü miktarda para aktarmasını şüpheli bulan Yılmaz, Orman İşletmesi’nin ÇED raporu olmadan ağaç kesme izni verdiğini de belirtti. Sondaj döneminde zarar gören ormanların altın çıkarma aşamasında yok edileceğinden endişe duyduğunu ifade eden Yılmaz, Alaplı, Gümeli, Devrek, Ereğli ve Yedigöller bölgesinin tehdit altında olduğunu söyledi.

ÇATALAĞZI’NDAKİ TERMİK SANTRALLER ÖLÜM SAÇIYOR

    Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ölüm nedeni istatistiklerine göre de Zonguldak'ta son 10 yıl içerisinde kanser ve solunum sistemi hastalıklarından ölenlerin sayısındaki artış olağanüstü. Kanser nedeniyle ölüm oranı son on yılda yüzde 54, solunum sistemi hastalıklarından ölüm oranı ise yüzde 87 artış gösterdi. Kuşkusuz bu tablo, geneli itibariyle sadece büyük şehirlerde yer almasına rağmen, Zonguldak'ta da Çocuk Onkoloji Servisi açılmasına kadarki süreçte etkili oldu.

ÇATALAĞZI BELDESİ CEHENNEME DÖNDÜ

    Türkiye ve dünyada eşi-benzeri yok!... Çatalağzı Beldesi’nde sadece bir buçuk kilometrekarelik alanda tam yedi adet termik santral ünitesi bulunuyor. ÇATES’in karşısında 2,790 MW’lık kurulu gücüyle Türkiye’nin en büyük kömüre dayalı termik santralı ve ortalama bir santralın beş katından daha büyük olan ZETES (Zonguldak Eren Enerji Termik Santralı) yer alıyor. ZETES, Türkiye'deki ortalama bir termik santralın beş katından daha büyüktür. Beldenin tek aktif plajı olan Ömerağzı Sahili'ni de kapsayan bölgeye sekizinci bir ünitenin yapılması düşünülüyor.

CEHENNEMİN KAPISI ZONGULDAK/ÇATALAĞZI

    Kirli hava ve asit yağmurundan kaynaklanan kanser ve solunum yolları hastalıklarında görülen inanılmaz artış nedeniyle hastaneler dolup taşmakta…Hastalar yeterli tedavi görememekten şikayetçi. Çatalağzı ve çevresindeki yoğun kanser olayları, yalnız büyükşehirlerde yer alan çocuk onkoloji servisinin açılmasına neden oldu.

    Günde 30 bin ton kömürün yakıldığı termik santrallardan kentin üzerine her gün yedi buçuk ton kül yağıyor ve 30 kilometre çapındaki alana yayılıyor. Kükürtdioksit nedeniyle zaman zaman asit yağmurlarının görüldüğü beldede, santralların soğutma suyu ihtiyacı için günlük dört buçuk milyon metreküp deniz suyu, içinde doğal element ve canlılarıyla birlikte çekilmekte, sonrasında ise bir o kadarı içindeki kimyasallarla birlikte geri akıtılarak Karadeniz’i zehirlemektedir. Yüzey ısısında dört derece artış olan beldede deniz suyu ısısı da beş derece artış gösterdi.

CEHENNEM ZEBANİLERİ GÖZÜNÜ

GÖKÇEBEY, ÇAYCUMA VE DEVREK’E DİKTİ!...

   Gökçebey’de insanlar, doğa ve tüm canlılar hava kirliliği   ile karşı karşıya… Gökçebey’de kurulacak Biokütle enerji Santrali ve Atık Yakma Tesisi’nin yıllar içerisinde binlerce kişinin sağlığı ve hayatını karartmasını engellemek için birlikte hareket etmeliyiz.  Hava kirliliğine maruz kalan herkesin kalp ve solunum yolu hastalıkları (astım, KOAH vb.), felç, kanser ve benzeri hastalıklara yakalanma ve erken ölüm riskinin arttığı artık biliniyor. Çünkü yaşamak için temiz havaya ihtiyacımız var

   Çaycuma’da Oyka Kagıt Ambalaj San. Tic. A.Ş. tarafından, kurulması planlanan Buhar Üretim Tesisinin ısıl gücü 85 MWt olacaktır. Projede buhar elde etmek için saatte 10 ton kömür kullanılacaktır. Kömür yurtdışından ithal edilecektir. Projenin inşaat aşamasının 4 ay, montaj aşamasının 3 ay ve devreye alma sürecinin 1 ay sürmesi planlanıyor. Kömürün kül oranı %11 ve kazanda yanması sonucu oluşan külün yaklaşık %85’i soluduğumuz havaya karışacak. Filtre takarlarsa daha yavaş zehirlenmiş olacağız.

    Kagıt fabrikasının üretim sürecinde çıkan siyah likörün ayrı ayrı kazanlarda yakılarak, buhar kazanında buhar elde edilmesi sonrasında buhar türbininde elektrik enerjisi üretilmesi için “OYKA Enerji Biokütle Santrali” projesinin yapılması planlanmaktadır. Bu arada siyah likörün ne meret bir şey olduğunu da öğrenmiş olduk.

   SİYAH LİKÖR: Kagıt üretimi esnasında, sülfat prosesi sonucunda elde edilen, lignin kalıntıları, hemiselüloz ve bazı inorganik maddelerden oluşan sıvı çözelti. Kulağa çok pahalı bir likör gibi gelen aslında kağıt üretiminden arta kalan iğrenç bir sıvıdır.  Bu posadan İsveçliler araçlar için yakıt üretmeye bile başladılar. Acı ama gerçek, 2011 yılında verilen “ÇED Gerekli Değildir Kararı” ile bu iki proje planlandı.

     Çatalağzı’nda kanser ve solunum yolları hastalıklarında görülen artış beş on yıla kalmaz; Çaycuma ve Gökçebey’de katı atık yakma tesislerinin devreye girmesi ile bu hastalıklarda patlama yaşanacak.

     Dilim varmıyor ama yazmadan geçemeyeceğim. Çocuklara kıymayın efendiler.

CEHENNEMİN KAPISINDAKİ ZEBANİ

DEVREK DİYE BAĞIRDI!...

Sesi duyan, yeryüzündeki şeytanlar harekete geçti. Yanlarına ölüm makinası siyanürü alarak soluğu Adatepe Köyü’nde aldılar.

Devrek Çayı ile çevrili, çam ormanı ile kaplı bir tepede kurulmuş çok eski bir yerleşim yeridir. Kaz Dağları’ndaki doğa katliamının bir benzeri yaşanacak; Adatepe Köyü ve çevresinde…10 Aralık 2019 Pazar günü ’’Zonguldak/Devrek Adatepe, Zonguldak/Alaplı/Gümeli, Düdüklüöz Yayla’’ ihaleye çıkacaktı. İhale ileri bir tarihe ertelendi. Yetkililerin ağzını bıçak açmıyor. Kimse altın madeninin adını ağzına almıyor, bakır deyip geçiştiriyorlar. Adatepe Köyü ve çevresinde aylar öncesinden toprak numuneleri alınıp incelenmeye başlanmış bile… Oksijen deposu ormanlarımızda siyanürlü altın arama faaliyeti istemiyoruz.

Biz doğayı korudukça doğa da bizi korur. K. ATATÜRK

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
KANTARCI: ACIMIZ ÇOK BÜYÜK
KANTARCI: ACIMIZ ÇOK BÜYÜK
3 GURBETÇİMİZ DAHA YAŞAMINI YİTİRDİ
3 GURBETÇİMİZ DAHA YAŞAMINI YİTİRDİ