Advert
Advert
YENİ BİR DÜNYA İSTİYORUZ!...
Faik MEKİK

YENİ BİR DÜNYA İSTİYORUZ!...

Bu içerik 1427 kez okundu.

 

    Yepyeni bir güneş doğacak, bizde ve ülkelerde…

   Yönetenlerin artık, halkı eskisi gibi yönetemediği, yönetilenlerinde eskisi gibi yönetilmek istemediği yeni bir dönem başlayacak. Korona sonrası dünyada… Hep bir ağızdan haykırıyor; dünya ezilenleri… ‘’Biz başka bir dünya isteriz, bizi hiçe sayanlar bilsin, bundan sonra her şey biziz.’’

   Salgınla birlikte kesenin ağzını açan ABD, İngiltere, Fransa, Almanya… gibi emperyalist ülkeler kesenin ağzını açarak kapitalist sistemi kurtarmaya soyundular. Kapitalist ekonominin çarkları yavaşladı, durma noktasına geldi. İşsizlerin, işini kaybedenlerin yardımına koşmak zorunda kaldılar. Kendi yarattıkları yoksulluğun altında kalmamak adına yoksulları hesaba katmak zorunda kaldılar. Yıllardır ezilenler uykudan uyanıp, özgürlük mücadelesine başlayacaklar mı? Salgın sonrası ekonomik kriz, ardından siyasi kriz adil yönetilmeyen ülkelerin kapısını çalacak gibi…

   Korona paraziti kapitalist sistemin çarkına çomak soktu.

   Hastalara müşteri gözüyle bakan, kamucu anlayıştan uzak sağlık sistemi çöktü. Neden bu kadar korkunç bir durumla karşı karşıyayız? Ülkemizden ve dünyadan gelen ölüm haberleri sıradan gelmeye başladı. Binler, on binler ve sonrası yüzbinlerle ifade edilecek vaka ve ölüm sayıları içimizi acıtıyor. Bu felaketin içinde çaresi bulunacak, tedavi şekli umut ışığımız… Korona hepimizin dünyasını altüst edip, ileriye dönük planlarımızı da rafa kaldırdı.

   Salgına bilişim çağında yakalandık. Hak, hukuki adalet, özgürlük, bilim, teknoloji küreselleşmedi ama Koronavirüs küreselleşti. Bir anda hepimizin yaşamı farklı seyretmeye başladı. Dün iyi bir işi olan, bugün kapanan işyerleri yüzünden bir anda işsizler ordusuna katıldı. Resmi işsizlik oranları bile dudak uçuklatmaya yetiyor. İlkokul kitaplarında olan bilgileri koca koca profesörler televizyon ekranlarında ve sanal alemde tane tane anlatıyorlar. Ellerimizi nasıl  yıkandığını, ellerimizle yüzümüze dokunmamız gerektiğini, öksürürken, aksırırken ağzımızın nasıl kapatılacağını lise ve üniversite diploması olanlara da tane tane anlatıyorlar.

   Salgının seyrini yavaşlatıp, çareler araştırmak, kapitalist sistemin çöküşünü önlemek adına ekonomik ve sosyal önlem paketlerini açıklıyorlar.

   Büyük darbe yiyen kapitalist sistem, Koronavirüs sonrası topallar mı? Kesenin ağzını açan kapitalist ülkeler salgın süresince toplumun büyük bir bölümü evde kalınca birçok sektörde işler yavaşlamaya hatta durma noktasına gelmesi sonucunda sektördeki şirketler bir bir dökülmeye başlayacak olmasının paniği ile devreye giren devletler, şirketleri kurtarmak için önlem paketlerini peşi sıra açıklıyorlar. Bu arada yoksullara ellerini uzatmak zorunda kalıyor. Yalnız kafamın almadığı b azı uygulamalar güzelm ülkemde bir tuhaf çalışıyor. Önce maskeleri belirlenen noktalarda ücret mukabilinde verileceği söyleniyor. Gelen tepkiler üzerine gelen tepkiler üzerine ücretsiz dağıtım yapılacağı açıklanıyor. PTT, e-devlet derken eczaneler üzerinden ücretsiz dağıtımda karar kılınıyor. Şimdilik… Bu arada maske satışları yasaklandığından yurttaş maske bulmada zorlanıyor ya da el altında buluyor. Umutla gelecek 5 maskeyi beklerken dua ediyorum, maskeler gelmeden pozitif olmaktan. Yiğidi öldür, hakkını yeme der atalarımız. 65 yaş üstüne kolonya ve maskeler gelmeye başladı. Teşekkür ederiz Türkiye Cumhuriyeti Devletine, pardon Türkiye Cumhurbaşkanına… Günboyu bahçede çalışmanın yorgunluğu ile karıştırdım, bir an. Yattığın kış uykusunda anca uyanan Kızılay Devrek Velibeyler Köyü’nde tarihi geçmiş temizlik maddelerinin dağıtımına imza atıyor. Buna şükür ya tarihi geçen ürünler gıda maddesi olsaydı; vay halimize!... Allah taksiratını affetsin derlerdi. Yapacak bir şey yok. Malum zati muhterem kurum (Kızılay) uyku semesiyle, yaptı bir yanlışlık. Allah affetsin. Nerde kalmıştık? Bayram değil, seyran değil eniştem beni niye öptü!.. Sosyal devlet düşmanı ABD Başkanı Trump bile iç talebi canlandırmak adına kesenin ağzını açtı. 2,2 trilyon dolarlık ABD tarihinin en büyük ekonomik teşvik paketini onayladı. Hak yemeyelim, bizde Merkez Bankası’nda  kara gün için ayrılan kefen parasını (ihtiyat/yedek akçe) salgın öncesi hazineye aktardık. Ufak bir zamanlama hatası mı? Yoksa tamtakır olan hazine mi? ABD başta olmak üzere kapitalist ülkelerin asıl amacı kapitalist düzeni kurtarmak.

KAPİTALİST SİSTEM, KORONAVİRÜS VURUŞUYLA TERS-YÜZ OLDU.

   Koronavirüs vuruşuyla ters-yüz olan kapitalist sistem, kendisine ters gelen sol politikalara dört elle sarıldı. Serbest piyasa ekonomisini yere göğe sığdıramayanlar bir anda sosyal devleti hatırladı. Can havliyle devletçiliği güçlendirmeye çalışıyorlar. Dün devletin fabrikası mı olur? Serbest piyasa ekonomisine uymuyor. Rekabeti güçlendiriyor diyerek hatta darbe yaptırarak kamu mallarının tez elden satılması için ülkelere baskı yapıyorlardı.   Dünya  küreselleşti, devlete ait tüm kamu mallarını satın (özelleştirin) yoksa size para yardımı yapmayız diyen IMF ve Dünya Bankası’nı hatırladınız mı? Muhalif hareketi bastırıp acı reçeteyi Türkiye’ye içirmek isteyen ABD 12 Eylül faşist darbesini tezgahladı. Ardından 24 Ocak ekonomik kararları rahatça uygulandı. Son olarak da şeker fabrikaları satıldı. Salgını başarıyla yöneten ülkelerin mayasındaki kamusal yönetim anlayışının etkisi büyük oldu. Koronavirüs sonrası ortaya çıkacak ekonomik kriz deprem etkisi, ardından çıkacak siyasi krizde tsunami etkisi yaratacak. Salgın Çin’de ortaya çıktığında, her şeyin kontrol altında olduğunu söyleyen liderlerin ülkeleri salgından en fazla etkilenen ülkelerin başında geliyor. Ortalık durulunca elbet hesap vermek zorunda kalacaklar. Ülkemizde salgın sürecinin nasıl yönetildiğini tarihçi düşünür Taner Timur ‘’Türkiye geç hareket etti.’’ diyerek farklı bir bakış açısı sergiledi. ‘’Ülkemiz maalesef ciddi önlemler konusunda çok geç ve plansız hareket etti.’’ dedi.

KRİZİ FIRSATA ÇEVİRMEK (meali ticari ahlaksızlık)

    Kapitalizmin sloganıdır. Adına da serbest piyasa ekonomisi derler. Kapitalizmde savaş çıkar, bir gün sonra savaşın borsaya etkisi tartışılır. Okullar açılır, kırtasiye ürünlerine zam gelir. Ramazan gelirken gıda ürünleri zamlanır. Yağmur yağar, şemsiyeler zam görür. Salgın gelir kolonya ve maskeler fahiş fiyata yok, satar. 3 liralık makarna 6 liraya, 250 ml dezenfektan fiyatı 3,5 liradan 15 liraya, 12 liralık kolonyanın fiyatı 30 liraya çıktı. Yalnız bizde mi? Hayır!... Kapitalizmin en son aşamasına ulaşmış ABD bizden beter. Amazon mağazasında Lysol dezenfektan sprey 5 dolardan 35 dolara, 3 M solunum cihazı 2 dolardan 200 dolara, Vicks merhem 9 dolardan 13 dolara çıktı. Kapitalist sistemde fırsatçılığın adı, serbest piyasa ekonomisi oldu. Hele tüm bunlar salgın anında yapılıyorsa fırsatçılık bile hafif kalır; Bu düpedüz TİCARİ AHLAKSIZLIKTIR. Bu ahlaksızlığa göz yumanlara ne denir? Oda sizlerin takdiri…

   Kapitalizmde üretim araçlarının özel mülkiyeti, kişisel çıkarların ve bireyciliğin kutsal değerleridir. Amazon’a Trendyol’a, makarnacıya, kolonyacıya… Sabah-akşam sövüp sayıyoruz. Onlar sadece serbest piyasa ekonomisinin (kapitalizminin) kurallarını uyguluyorlar. Yapmamız gereken, kapitalist sistemin serbest piyasasına, özelleştirmeye ve Sömürü çarkına karşı durmaktır.

   Hedefimiz, kapitalist sistemin bu acımasız insanları yoksulluğa ve açlığa mahkum eden vahşi kurallarını değiştirmek için mücadeleyi büyütmeliyiz.

   SONUÇ OLARAK: Biz başka bir dünya isteriz; bizi hiçe sayanlar bilsin, bundan sonra her şey biziz. Diyenlerin kararlılığı, dünyadaki gelir adaletsizliğinin kaynağı VAHŞİ KAPİTALİZMİN sonunu getirebilir.

   SALGINDA, KÖPRÜLERİ İŞLETEN ŞİRKETLER DIŞINDA HERKES KRİZDE

Yavuz Sultan Selim ve Osman Gazi Köprülerinden hiç araç geçmeyince garanti ödemeleri tavan taptı

Sokağa çıkma yasağının uygulandığı 2 günde, hazineden ödenecek garanti bedeli: 56 milyon 606 bin TL

‘’Biz bize yeteriz’’ kampanyasında 2 günde SMS ile toplanan bağış 53 milyon 524 bin liraya ulaştı. Yurttaşlardan 5 milyon 352 bin mesaj ile toplanan bu para köprüyü garanti geçiş güvencesiyle yapan şirketlere gitti.

*** *** ***

   Günde 18 saat, işyerinde çalışan bir çiftin (Faik/Hürriyet) sokağa çıkma yasağı süresince (48 saat) ilk defa bu kadar uzun süre evde kaldılar. Mevsim ilkbahar olduğundan yapılan iş bölümünde ev işlerini Hürriyet, bahçe işlerini gün boyunca ben üstlendim. Zaman  su gibi akıp geçti. Geçti geçmesine de gün batımında gece yarısına kadar olan zaman diliminde okuma ve sanal alem gezintisinde arta kalan zamanda salgınla ilgili aklımda kalanları yazıverdim.

YAŞANASI BİR DÜNYADA, SAĞLIKLI KALALIM.

TÜM DÜNYA HALKLARI KARDEŞTİR.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
BU GAZETECİLİK DEĞİL, EDEPSİZLİK!
BU GAZETECİLİK DEĞİL, EDEPSİZLİK!
DEVREKLİLER’DEN DENKO’YA ZİYARET
DEVREKLİLER’DEN DENKO’YA ZİYARET