Advert
Advert
KIRLANGIÇ ZAMANI
Burhan KURMALI

KIRLANGIÇ ZAMANI

Bu içerik 1406 kez okundu.

 

     “…Keşke memleketin tüm kadınları, yaşlı, genç demeden, uğradıkları aile içi cinsel şiddeti anlatabilseler… Devleti idare edenler de bu konuda biraz daha titiz davransa! Baksanıza, bir zamanlar aileden sorumlu bir bakan, hem de kadın bir bakan; küçücük erkek çocuklara yurtlarda tecavüzü görmezden geliyor ve “Bir kere ile bir şey olmaz!” diyebiliyor.

    Ya din simsarları? Böylesine ilişkilerin dinde de yeri olduğunu söyleyerek “Bu ilişkinin adı dinimizde Bademlemedir ve hem de büyük sevaptır.” diyebilme cesaretini gösteriyorlar. Sözüm ona tacize uğramış aileleri din korkusuyla susturma yolunu seçmişler. Diyanet’ten bu konuda en küçük bir ses çıkmadı şimdiye değin…

    Bir erkeğin, ölmüş karısıyla son kez cinsel münasebetinin de dinen bir sakıncasının olmadığını anlatan hocalar çıkmadı mı tanrı aşkına? 

    Hani devlet, vatandaşını her koşulda koruma, kollama; herkese adil ve eşit davranma sözünü vermişti Anayasa maddeleriyle?

    Bu milletin yarısı bir adamın beyniyle düşünüyor; bir adam da milletin beyinsiz-liğiyle…

    Şimdi Şadiye, şanslı… Ya konuşamayan diğerleri! Onlara nasıl ulaşacağız? Bu konuda seçilmişlerden en küçük bir yasal çalışma dahi görülmedi şimdiye dek. Muhalefet partilerinin cılız sesini de kamuya yansıtan yazılı ve görsel medya olmayınca…

    Baksanıza adama: Kendi kanalında karşısına aldığı üniversiteli genç bayanlarla sözde dini sohbetler, gündemle ilgili konular görüşür, konuşurken, onlara açık saçık kıyafetler giydirip ekranda striptiz yaptırıyor neredeyse. Kendisi de katılıyor o danslara çoğu kez. Kanalı izleyenlere dekolte kıyafetlerle kızların neredeyse çıplaklıklarını tümüyle sergiliyor. O kızların aileleri yok mu bilinmez ama devletin de sesi çıkmadı yıllarca. Ne zaman halkın tepkisi çoğaldı, Kanal kapatıldı, O hoca bozuntusu da içerde. Kim bilir? İlerleyen günlerde göreceğiz bakalım. Hele yargı süreci başlasın…”

    Saliha, montunu giydi, çıktı muayenehanesinden. Eve giderken hâlâ aklında Şadiye’nin anlattıkları vardı.

    “Bir baba, öz kızına nasıl tecavüz eder? Amcası hele! Aynı tecavüze uğrayan annesi… Ve tecavüzcüler, yıllarca meydanı boş bulmuşlar. Bulmaya da devam ediyorlar. Bu boşluğu nasıl kapatabilirizin yanıtı gayet kolay: Eğitim elbette. Ama sen gel, köy okullarını kapat, her köye arka bahçenden iki imam gönder, müfredatı kendi istediğin gibi düzenle. Sözüm ona dindar ve kindar nesil yetiştirme çabasıyla ülkeyi uçuruma sürükle. Ve zavallı akıl tutulmasındaki bu millet de sesini çıkaramasın. Bir yandan mahalle baskısı, öte yandan iktidar baskısı…

    Sorun gerçekten büyük. Ve kapsamlı önlemler alınmadıkça da ortadan kalkacak gibi görünmüyor.

    Hak, hukuk, adalet diye yola çıkanlara terörist yaftası yapıştıranlar, bir zamanlar, İmralı’ya gidip terörist başı ile kendileri bire bir görüşmemişler miydi? Dolmabahçe görüş-meleriyle sözüm ona barış adına yapılan anlaşmalarla teröristleri affedip, uzun yıllar onların kendi bölgelerinde diledikleri gibi at oynatmalarına izin vermemişler miydi?

    Ya cemaatler? Bini bir para... Pıtrak gibi çoğaldılar memlekette hem de devletin en ücra köşe başlarını tutarak. Adına ne derseniz deyin, tüm cemaatlerin tek bir amacı var: ülkeyi ele geçirmek. Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyeti ve onun ilkelerini, devrimlerini ortadan tümüyle kaldırmak. Baksanıza neredeyse her gün, Ulusal Önder’in heykellerine saldırıyorlar. Hele bir şarlatan, Kurtuluş Savaşı’nda keşke Yunan galip gelseydi diyebiliyor. O zatı da devletin en başındaki, hastanede ziyaret edebiliyor. Böyle bir manzara, başka bir memlekette olsa…

    Devletin en üstündeki, terörist diye nitelendirdiği cemaat liderine: “Ne istedin de vermedik. Aldatıldık. Milletim ve Yüce Allah’ım affetsin beni!” diyerek tereyağından kıl çeker gibi sıyırmıştı kendini… Ne âlâ memleket! Asıl suçlular orta yerlerde fink atarken…

 

 

 

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
BATUHAN DURDUBAŞ AVUKATLIĞA BAŞLADI
BATUHAN DURDUBAŞ AVUKATLIĞA BAŞLADI
LİSE MÜDÜRÜ AĞAÇTAN DÜŞTÜ
LİSE MÜDÜRÜ AĞAÇTAN DÜŞTÜ