Reklamı Geç
Advert
Advert
Advert
Advert

DEVREK VE ÇEVRESİNDE GELENEKSEL DOKUMACILIK

DEVREK VE ÇEVRESİNDE GELENEKSEL DOKUMACILIK
Bu içerik 843 kez okundu.
Advert

Halil Karka / Öğretmen

 

Giriş

Devrek ve çevresinde geleneksel dokumacılık, 20. yüzyıl boyunca kırsal yaşamın önemli üretim ve geçim kaynaklarından biri olmuştur(Öztürk, 2009; Koca, 2016;). Özellikle Kavuncuoğlu Mahallesi ve yakın çevresinde dokuma tezgâhlarının yaygın oluşu, bu zanaatın bölgesel kimlik ve ekonomik yapı içindeki yerini göstermektedir (Yılmaz ve Arlı, 2018). Sözlü tarih görüşmelerinden elde edilen veriler doğrultusunda, dokuma kültürünün üretim teknikleri, toplumsal örgütlenmesi, ekonomik işlevleri ve kültürel anlamları ele alınmaktadır.

Veriler, 68 yaşındaki bir kadın ve 69 yaşındaki bir erkek katılımcı ile yapılan sözlü tarih görüşmelerine dayanmaktadır. Aktarımlar, bireylerin kişisel deneyimleri ve hatırlama biçimleri üzerinden bölgenin dokuma pratiğini zaman içinde nasıl yaşadığına ışık tutmaktadır.

 

2. Kavuncuoğlu’nda Dokuma Tezgâhlarının Yaygınlığı

Görüşmelere göre Kavuncuoğlu Mahallesi’nde bir dönem on iki adet dokuma tezgâhı bulunmaktaydı. Bu tezgâhların büyük çoğunluğu yörede tanınan iki usta tarafından yapılmıştır: Osman Dikenli(Küflü Osman) ve Marangoz Hakkı Dikenli (Topal Hakkı). Bu durum, köy içinde üretim araçlarının yerel ustalıkla oluşturulduğunu ve dokumacılığın günlük yaşamda ne kadar yer tuttuğunu göstermektedir.

Tezgâhların neredeyse her evde bulunması, dokumanın aile içi üretime dayalı, ev merkezli bir ekonomik pratik olduğunu doğrulamaktadır. Kadın görüşmecinin ifadesiyle:

“Kavuncuoğlu’nda dokuma tezgâhı oldukça yaygındı. Hemen hemen her evde vardı. Benim hatırladığım 12 tezgah vardı. Hepsini sayabilirim. Kadınlar dokurdu, erkekler pek dokunmazdı.”

Bu ifadeler, üretimin toplumsal cinsiyet temelinde örgütlendiğini, özellikle kadın emeğine dayandığını göstermektedir.

 

3. Üretim Süreci ve Teknikleri

3.1. Kullanılan Hammaddeler

Bölgede dokuma üretiminde kullanılan temel hammaddeler şunlardır:

Koyun yünü: Eğrilerek kuşak, çorap ve yaygı dokumasında kullanılmıştır.

Keten: Köyde ekilen ketenden elde edilen liflerle göynek, yaygı ve kolon dokunmuştur.

Eski kıyafetler: Bir santimetre genişliğinde şeritler hâline getirilerek kilim dokumalarında kullanılmıştır.

Keçi kılı: Çul ve kıl kilim yapımında değerlendirilmiştir.

Hammaddelerin tamamının yerel üretime dayanması, dokumacılığın kapalı devre bir kırsal ekonomi içinde geliştiğini göstermektedir.

 

3.2. Dokuma Teknikleri

Görüşmelere göre dokuma süreci geleneksel adımlardan oluşmaktadır:

İpliğin kücüden geçirilmesi

Taraktan geçirilmesi

Tezgâha alınması

Dokuma aşaması

Bu dört aşama, Karadeniz bölgesindeki geleneksel dokuma tekniğiyle örtüşmektedir.

 

3.3. Üretilen Dokuma Türleri

Köyde dokunan başlıca ürünler:

Kilim

Yaygı

Kolon

Kuşak

Keten göynek

Kıl çul / kıl kilim

At ve eşek heybeleri

Marangozlar için hüyre (sırt torbası)

Çorap

Yaygıların üzerinde buğday ve keşkek kurutulduğu; heybelerin hayvancılık faaliyetleriyle doğrudan ilişkili olduğu belirtilmiştir. Bu kullanım çeşitliliği, dokuma ürünlerinin sadece ev dekorasyonu değil, yaşamın tamamına yayılan işlevsel bir rol taşıdığını ortaya koymaktadır.

 

4. Kadın Emeği ve Aile Ekonomisi

Görüşmecilerin anlatımlarından, dokumanın özellikle kış aylarında ve ek gelir kaynağı olarak önem kazandığı anlaşılmaktadır:

“Kışın kar yağar, yollar kapanırdı. Dokuma bizim için ek gelir olurdu. Pazar masraflarımızı dokumadan kazanırdık.”

Kadınlar üretimin ana taşıyıcısıdır. Erkekler ise maden veya inşaat işlerinin dışında kış aylarında sınırlı ölçüde destek vermiştir. Bu durum, kırsal aile ekonomisinde emeğin mevsimsel ve toplumsal cinsiyete bağlı olarak bölündüğünü göstermektedir.

Arşın hesabıyla satış yapan kadınlar, ev ekonomisinin sürdürülebilmesi için dokumayı önemli bir gelir kapısı hâline getirmiştir. Örneğin, kadın görüşmeci 1979 yılına kadar kayınpederinin emekli maaşı bağlanana dek ev geçiminin büyük ölçüde dokumaya dayandığını aktarmaktadır.

 

5. Kuşak Dokumacılığı ve Toplumsal Kullanımları

Kuşak dokumacılığı köyde hem günlük yaşamda hem de ritüel pratiklerde önemli bir yer tutmuştur. Erkekler için dokunan kuşaklar:

Beyaz iplikten yapılır,

Bir karış genişliğinde,

Yedi arşın uzunluğunda olurdu.

Erkek görüşmecinin aktardığı cenaze uygulaması, kuşağın kültürel sembolizm taşıyan yönünü göstermektedir:

“Cenaze mezara indirilirken belinde kuşağı olan çözer, o kuşaklarla tabutu indirirdi.”

Bu pratik, kuşağın yalnızca giysi değil, toplumsal dayanışmayı ve erkeklik ritüellerini yansıtan bir araç olduğunu göstermektedir.

 

6. Dokumacılığın Gerilemesi: Ekonomik ve Kültürel Bağlam

Bölgedeki dokumacılık 1980’lerden itibaren hızla azalmıştır. Görüşmelerde gerilemenin başlıca nedenleri şöyle açıklanmaktadır:

Modern halıların piyasaya girmesi,

Keten ekiminin 1980’lerin ortasında sona ermesi,

Yaşlı kuşağın vefat etmesi,

Genç kuşağın dokuma becerisini devam ettirmemesi.

Kadın görüşmeci, 1991 yılının kendi ailelerinin son dokuma yılı olduğunu belirtirken, erkek görüşmeci aile tezgâhının 2020’lerde “ağaç kurdu yürüyünce” yakıldığını söylemektedir. Bu ifade, geleneksel üretim araçlarının artık kullanım dışı kaldığını ve kültürel bellekte bir hatıra nesnesine dönüştüğünü göstermektedir.

 

Sevim Karka (68- Özpınar Köyü-Kavuncuoğlu Mahallesi) :

Kavuncuoğlu Mahallesi’nde benim hatırladığım on iki dokuma tezgâhı vardı. Hepsini tek tek sayabilirim. Bu tezgâhları babam Osman Dikenli (Küflü Osman) ile Marangoz Hakkı Dikenli (Topal Hakkı) usta yapardı. Biz yaz-kış dokumacılık yapardık. Yazın evde kalan kilim, yaygı, kolon, kuşak, keten göynek dokunurdu. Hatta annem dokuma için tezgâhın başından kalkmazdı.

Koyun yününü eğip kuşak dokumacılığı için ip yapardık. Ektiğimiz ketenlerden iplik elde eder, keten gömlek, kolon, yaygı dokurduk. Kilim dokurken dışına iplik alır, eski elbiseleri bir santim eninde kesip dokumaya katardık. İplikleri önce kücüden geçirirdik, sonra taraktan geçirip tezgâha alırdık; ondan sonra dokumaya başlanırdı.

Bu işe ilkokuldayken, 1960’ların ortasında annemle başladım. Köyde yeni beton eve taşınıncaya kadar dokuduk; 1991 yılında bıraktık en son. Kayınvalidem FatmaKarka (Güzel Fatma), arşın hesabı yapardı; biz dokurduk, o satardı. Sipariş için çevre köylerden gelen olurdu. Genelde kilim ve yaygı siparişi gelirdi. Kuşak siparişleri erkeklere yönelik olurdu; beyaz iplikten dokunurdu. Genişliği bir karış, uzunluğu yedi arşın olurdu. En son 1990`da  rahmetli Hacı Ramazan Kavşuriçin dokunmuştuk.

Genelde ipliği çarşıdan getirirlerdi. Biz arşın hesabıyla dokurduk. Yaşlılar bir bir gidince dokuma da bitti. Modern halı çıkınca da dokuma eski önemini kaybetti. Keten ekimi de 1980’lerin ortasında sona erdi.

Çul, kıl kilim bir iki evde olurdu. Halı yerine onları sererdik ama ben onlardan dokuduğumu hatırlamıyorum. Keçi kılından eğilip dokunurmuş. Yaygılarda buğdayla keşkek kurutulurdu. Öreke, çıkrık, tarak, tefe, ayakçılık… Hepsi vardı bizde. Keten bezinden pantolon, göynekdokurduk; rahmetli annem Naciye Dikenli hanım (Kara Naciye) yapardı bunları.

Köyümüz o zaman Gerze, Özbağı’na bağlıydı. Kavuncuoğlu’nda dokuma tezgâhı çok yaygındı, hemen hemen her evde vardı. Herkes kendi işini görürdü; bir tek Kavuncu ailesi yapmazdı. Kadınlar dokurdu, erkekler pek dokunmazdı.

Kışın kar yağınca yollar kapanırdı; iş, güç kalmazdı. O zaman dokuma bizim için ek gelir ve geçim kaynağı olurdu. Özellikle 1979’da kayınpederimin rahmetli Tevfik Karka (Kaptan,Tevfik Ağa) emekli maaşı bağlanıncaya kadar dokumacılık bizim evin ana geliriydi. Pazar masraflarımızı dokumacılıktan kazanırdık.

Elikoğlu Mahallesi’nde dört beş kişide tezgâh vardı. Osmanbeyler Mahallesi’nde olup olmadığını pek hatırlamıyorum. Ceviz sandık yapanlar olurdu; cevizden oyma sandıklar yapıp satarlardı. Kadınlar yazın keten gömlekle gezerdi; başka elbise yoktu. Atlara heybe dikerdik, yazın yedikleri torbayı da biz diker, dokurduk. At ve eşeğe heybe dokunurdu.

Babam ustaydı; takımlarını koymak için sırtına hüyre dikerdik. İçine el testeresini, keserini, murcunu, çekicini koyup giderdi. Hem babam hem kayınpederim çatı ustasıydı; çevre köylerden Sofular-Keloğlu,, Sabunlar, Başlarkadı, Pınarönü-Kefkerler, Madencioğlu-Yörükoğlu mahallelerinde kilim, urgan, kolon siparişi gelir, bize getirirlerdi. Biz de dokurduk. Özbağı`ndan pek sipariş gelmezdi. Orada da dokuyanlar vardı.

Çorap da koyun yününden eğirilirdi; el ile örer, satardık.

Diyeceklerim bu kadar.

 

Dursun Karka (69-Özpınar Köyü-Kavuncuoğlu Mahallesi):

Bizim köy 1997 yılına kadar Özbağı Köyü’nün Kavuncuoğlu Mahallesi idi. Sonra Kavuncuoğlu Köyü oldu, daha sonra adı Özpınar Köyü diye değişti.

Biz madende çalışırdık; bir ay dolu grup, bir ay boş grup. Boş ayda köye gelir; tarla, inşaat işleri yapardık. Dokumaya da ancak kışın yardım ederdik. Erkekler zaten pek dokumazdı.

Dokuma tezgâhlarını marangoz Topal Hakkı Usta ile kayınpederim Osman Usta yapardı. Köyde ne kadar tezgâh varsa çoğunun ustası bunlardı. Bizim tezgâh da 2020’lerde ağaç kurdu yürüyünce yaktık; elde tutmanın anlamı kalmamıştı.

Biranıhatırlıyorum:Kuşakların cenazelerde de işe yaradığı olurdu. Cenaze mezara indirileceği zaman, belinde kuşak olan erkekler kuşağını çözer, tabutu o kuşaklarla indirirdi. Bu çok olurdu eskiden. Yani kuşak hem giysi hem de iş gördüğü bir eşya sayılırdı.

Söyleyeceklerim bunlar.

 

7. Sonuç

Kavuncuoğlu ve çevresinde dokumacılık, uzun yıllar boyunca kırsal yaşamın merkezinde yer alan bir zanaat olarak öne çıkmıştır. Dokuma tezgâhlarının yaygınlığı, üretimin kadın emeğine dayalı oluşu, keten ve yün gibi yerel hammaddelerin kullanılması, ürünlerin hem gündelik hem işlevsel hem de ritüel amaçlarla değerlendirilmesi bu zanaatın bölgesel önemini göstermektedir.

Ancak 1980’lerden itibaren modernleşme, ekonomik dönüşüm ve toplumsal yapıdaki değişimlerle birlikte dokumacılık giderek yok olmuş; bugün sözlü tarih anlatıları aracılığıyla hatırlanan bir kültürel mirasa dönüşmüştür. Bu bölüm, Kavuncuoğlu örneği üzerinden Devrek yöresindeki dokuma kültürünün tarihsel izlerini ortaya çıkarmakta ve bu önemli zanaatın kırsal yaşam içerisindeki yerini belgelemektedir.

 

Kaynaklar.

Sevim Karka. (2025, 30 Kasım). Kavuncuoğlu Mahallesi’nde dokumacılık geleneği üzerine sözlü tarih görüşmesi [Sözlü tarih görüşmesi]. Görüşmeyi yapan: Halil Karka. Devrek, Zonguldak.

Dursun Karka. (2025, 6 Aralık). Kavuncuoğlu Köyü dokuma tezgâhları ve üretim kültürü üzerine görüşme [Sözlü tarih görüşmesi]. Görüşmeyi yapan: Halil Karka. Devrek, Zonguldak.

Öztürk, A. (2009). Zonguldak ve çevresinde geleneksel dokumacılık kültürü. Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 5(1), 45–62.

Koca, N. (2016). Batı Karadeniz’de geleneksel dokuma üretimi ve toplumsal dönüşüm. Milli Folklor, 28(110), 120–134.

Yılmaz, H.,ve Arlı, M. (2018). Anadolu kırsalında el dokumacılığının ekonomik işlevi ve kültürel anlamı. Halk Kültürü Araştırmaları Dergisi, 12(2), 87–104.

Advert
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
EĞİTİM EMEKÇİLERİ ‘İNSANCA YAŞAM’ İÇİN İŞ BIRAKIYOR
EĞİTİM EMEKÇİLERİ ‘İNSANCA YAŞAM’ İÇİN İŞ BIRAKIYOR
“EMEKLİYE AÇLIK, YANDAŞA SALTANAT: BU YAĞMA DÜZENİ YIKILACAK!”
“EMEKLİYE AÇLIK, YANDAŞA SALTANAT: BU YAĞMA DÜZENİ YIKILACAK!”