Nihat Ahlat
Bilimsel adı Yılgın yöresel adı Yulgun olan bu bitki, Devrek’in özellikleTaşkesen, Adatepe ve bazı köylerinde yetişir. Kayrak ve kayalık yerlerde yetişen bu ağaç yine Taşkesen Köyü ile Ahadoğlu Mahallesindeki bir bölgeye de isim vermiştir. Bu alan Yulgunluk olarak anılır. Hatta Taşkesen Köyünde Yulgun ağaçlarının çiçek açma mevsiminde genç kızların kocaya kaçacağına inanılırdı.
Domuzlarıın yavruları Bozaklar da bu ağacın çiçekleriyle beslenirmiş.
Dünyada bilim insanları tarafından tanımlanmış yaklaşık 390.000 ila 400.000 arasında damarlı bitki türü bulunmaktadır. Bu bitkilerin büyük çoğunluğunu çiçekli (kapalı tohumlu) bitkiler oluştururken, geri kalanını tohumsuz ve açık tohumlu bitkiler meydana getirir.
Ülkemizde şimdiye kadar tanımlanmış 11.707 tane (13 tane kibrit otu, 73 tane eğrelti, 42 tane açık tohumlu, 11.579 tane kapalı tohumlu) bitki türü var. Bunlardan 3649 tanesi endemiktir. Yani bu türler ülkemiz dışında dünyanın başka hiçbir yerinde bulunmaz.
Türkiye, oldukça zengin bir floraya sahip olup, yaklaşık 11.000 ila 12.000'den fazla damarlı bitki taksonuna (tür, alttür ve varyete) ev sahipliği yapmaktadır.
Bitkiler temel olarak üreme yöntemlerine göre tohumlu (çiçekli) ve tohumsuz (çiçeksiz) bitkiler olmak üzere iki ana gruba ayrılır. Tohumsuz bitkiler sporla çoğalırken (yosunlar, eğrelti otları), tohumlu bitkiler çiçek yapısına sahiptir ve tohumla ürer.
Her bitkinin yaşayabildiği uygun koşullar vardır ve bu koşullar bitkiden bitkiye değişmektedir. Her bitki her şehirde yaşayamaz, bitkilerin hangi şehirlerde yaşadığını öğrenebilmek adına adaptasyon kuşağına bakılmalı eğer yetiştirilmek istenilen bitki bu adaptasyon kuşağına uygun ise yetiştirilmelidir. Her bölgenin adaptasyon kuşağı (mevsim sonu) birbirinden farklıdır.
Çocukluğumda keçi ve koyunları ben otlatırdım. Akşama yakın hayvanları otlaktan evin yakınına doğru getirince dedem hemen: “Daha çok erken, hayvanları YULGUNLUK tarafına çevirin.” derdi. İşte adı çok bilinmeyen YULGUN bitkisi ilçemizin bazı kırsallarında ve evimin 300 metre yakınında yetiştiği için dikkatimi çekti. Çevremizdeki yulgunlar kayalık, kayraklı yerlerde olup boyları 1.5 metreyi geçmez. Kökleri yakılarak kömür yapılır.
Türk Dil Kurumu (TDK) sözlüklerinde "yulgun" kelimesi, genellikle çalı veya ağaççık formunda olan, pembe-beyaz çiçekler açan, nemli yerlerde yetişen ılgın (Tamarix) bitkisi türü olarak tanımlan maktadır. Genellikle nehir kenarları veya tuzlu toprak bölgelerinde yetişen dayanıklı bir bitki türüdür.
Ilgın ağacı, pembe ve beyaz çiçekli bulunan bir bitkidir. Bu bitki hafif tüylü yapıdadır. 100 ile 150 cm boylarında olmaktadır.
lgın ağacı Ilgıngiller ailesine ait bir bitki türüdür. Türkiye'nin çoğu ilinde yetişir. Doğada serbest durumda bulunması da büyük olasılıktır. Halk arasında bu ağacın çiçeğine katır çiçeği denmektedir. Hemen hemen her ülkede yetişen bu bitkinin ana vatanı Mısır ve Şam olarak bilinir. Yaklaşık 90 tane farklı türleri bulunur.
Avrasya'nın her yerinde yetiştiği bilinen bu ağacın en bilinir özelliği kuru iklime kolay uyum sağlamasıdır.
Bu ağaç türü dünyada Tamarix adıyla bilinmektedir. Ilgın ağacının Latince ismi “Tamarix Tetrandra Palas” olarak bilinir. Görünüşü cam ağacına benzemektedir.
Tuz depolama ve tuzlu toprağa hemen uyum sağlama gibi özellikleri bulunan bu ağaç türü ekosisteme çok faydası olan bitki türlerindendir. Türkiye'de Konya ilinin Ilgın ilçesinde yetiştirilen ılgın ağacı, karasal iklim koşullarına uyumlu bir bitkidir
Güneşli sıcak yerlerde hafif asitli iyi toprakları tercih eder. Normal topraklarda -15C dereceye kadar kış soğuklarına dayanırlar. Tuzlu toprakta ise -30C dereceye kadar dayanıklılığı bilinir. Kış soğuklarına dayanıklıdır.
Küresel ısınmanın olduğu ve yağış miktarının azaldığı günümüzde önem kazanan bir ağaç türü olmuştur. Tuzlu su ortamında yaşayabilmektedir. Tuzlu su, ağacın yapraklarını canlı tutmaktadır. Ilgın ağacının köklenme özelliğinden dolayı, su tutma özelliği çok önemlidir. Bu nedenle toprak altında derinlerde bulunan suyu yüzeye çekmekte, etrafında bulunan bitkilere de hayat vermektedir. 500 000’den fazla tohum etrafa saçmakta, arılar için tozlaşma oluş tururken, kuşların neslini devam ettirebilmesi için önemli bir besin kaynağı oluşturmaktadır.
Ilgın Ağacı, Nisan ve mayıs aylarında çiçek açar. Yaprakları tüm yıl yeşil rengini de koru maya devam eder. Hoş bir görüntüye sahip olan bu ağaç, park ve bahçelerde sık sık kullanılır. Kullanım amacı hoş bir görüntü oluşturmak ve süslemek amaçlıdır.
Arapça’da köklü olmak anlamına gelen Ilgın Ağacı, köklenme potansiyeli çok yüksek bitkiler arasındadır. Öyle ki bir Ilgın Ağacı, 30 metre derine kök salabilir ve oradaki bir su kaynağıyla bağlantı kurabilir. Bu özelliği sayesinde kurak bölgelerde yaşamaya yatkın bir bitkidir.
Köklenme özelliğine de sahip olan bir ağaçtır. ilkbaharda köklenir ve filizlenirler.
Doğu Türkistan’da bu ağacın ismi "Yulğun" olarak adlandırılır. Atalarımız susuz çöllerde bile yılmadan biten bu ağaca “Yulğun” adını verir. “A.Ötkür’ün İz şiirinde de geçer; Kabirsiz kaldı demeyin YILGIN kızaran çölde! Gül çiçeklerle dolar, ilk baharda kabrimiz.”
Kaşgarlı Mahmut anıt eserinde Türkistan'ın bitki örtüsünden örnekler de verir. Onlardan biri "yılgın/ılgın" ağacıdır. Bizim köylüler bu ağacı hâlen Kaşgarlı dedelerinin sözcüğüyle adlandırıp "yılgın" demeye devam ediyorlar. Derelerimizin bodur ve dikensiz çalılarındandır.
VAHİT TÜRK: Uygurlarda "yulgun". Doğu Türkistan çöllerinde kabirsiz gömülenlerin kabirlerine pembe beyaz çiçekleriyle hayat veren ve kutsal sayılan ağaç... “Kabrisiz kaldi dimeñ yulğun kızarğan dalida, Gül çiçekke pürkinur tañ baharda kabrimiz.
Bu ağaç türü rüzgardan korunan ya da rüzgar olmayan yere dikilmesi gerekir.
Doğaya ait pek çok unsur biçimleri, renkleri, türlü özellikleri ve haklarındaki kimi öyküler, inanışlar ile divan şairlerine esin kaynağı olmuştur. Şairlerin hayallerini şekillendiren bu doğa unsurlarında biri de yaşamın çeşitli alanlarında varlık gösteren ağaçlardır. Bu ağaçlardan kimine çok, kimineyse az sayıda beyitte rastlanır. Ilgın ağacı da az sayıda eserde, beyitte karşılaşılanlardan biridir.
ÖLÜM VE ŞİFA: 14-15. YÜZYIL MANZUM ESERLERİNDE ILGIN AĞACI
ESKİ TÜRK EDEBİYATI ARAŞTIRMALARI DERGİSİ-ESTAD.
14. ve 15. yüzyıllarda Anadolu sahasında yazılmış divanlarda ve mesnevilerde ılgın ağacının hangi özellikleriyle nasıl yer aldığı konusu ele alınmıştır. Söz konusu iki yüzyılda yazılmış eserlerde ılgının, ölüm ve şifa ağacı olarak yer aldığı saptanmıştır. Konularla ilgili tespit edilen beyitler verilmiş ve bunlara dair ulaşılan bilgiler paylaşılmıştır.
Yılgun agacından ol bir oh düzer
Birgün ol nâ-geh anı pertâb ider
Ağaçtan ayrıca put yapımında da yararlanılmıştır.”Ayşe AYAZ Eski Türk Edebiyatı Araştırmaları Dergisi “ putlarda hammadde olarak çoğunlukla sedir ve ahşaptan yaptıkları ılgın ağaçlarının gövdelerini kullanmışlardır .
Sümerlilerde olduğu gibi Hititlerde de ılgının şifa-büyü ayinlerinde kullanılan, dolayısıyla belli bir kutsallığı haiz ağaç olduğu görülür. Hititler de hastalıkları, ilahlar tarafından bir ceza olarak görmüşler ve onların iyileştirilmesinde ilaçlar ile büyüleri bir arada kullanmışlardır. Mezopotamya’da kültsel amaçlı büyülerin yapılışında ve kişilerin ağızlarının temizlenmesinde kullanılan ılgın, Hitit büyülerinde de yer almıştır. Örneğin Itkalzi ayininin beşinci tableti, sedirin yanı sıra ılgının da büyülü sözlerini içermektedir (Kılıç ve Başol, 2015: 34).
Ilgın, Mezopotamya’da düşlerde ve kehanetlerde ise olumsuz anlamlarda kendine yer bulmuş bir ağaçtır. Mısır’da, Asya, Avrupa, Afrika topraklarında yaygın bir biçimde görülen ılgın, Sümer, Mısır, Yunan gibi kimi toplumlarda dinî ve mitolojik nedenlerden dolayı koruma altına alınmıştır (Ergin vd., 2014: 161). Bu ağaçla Sümer, Hitit, Asur--AYŞE AYAZ—incelemesi var.
Değişik kaynaklara göre faydaları ise şu şekilde sıralanabilir:
En ölümcül hastalıkların bile (cüzzam) semptom ve rahatsızlıklarını azaltmak amacıyla kullanılır. Bu ağacın kökü kaynatılır, demlendirilir ve çıkan su içilerek tedavisi uygulanır.
Kaynatılma sonucu elde edilen su, gargara yapıldığında ise diş ağrılarını geçirmede ve diş etinin çekilmesi olan diş hastalığını önlemede kullanılır.
Ilgın ağacında bulunan yapraklar ve kabuklar iştahı açıcı bir forma sahiptir. Bunlar da kaynatılarak tüketilir.
Kabızlık, hazımsızlık ve ishal gibi rahatsızlıkları önler, sindirim sistemini normal seviyede görevini yerine getirmesini sağlar. Bu da sonuç olarak böbrek sağlığını korur ve buna yardımcı olur.
Bebeklerde görülen sarılığa karşı doğal yollardan kullanılan bir antibiyotik çeşididir.
Frengi hastalığında, ılgın ağacı suyu kaynatılır, içilir veya yakılıp dumanı solunur.
Tütsü yapılıp solunduğunda burun kanamalarını da durdurduğu bilinir. Bu amaçla da kullanıma uygun bir bitkidir.
Yakıldıktan sonra ortaya çıkan külü yara üzerine döküldüğü zaman yarayı kurutur. En önemlisi olan ateş yanıklarında oldukça etkili bir yöntemdir.
Basur iltihabına sahip kişilerde bu iltihabının kurumasına yardımı vardır.
Her tedavide ve her ilaç kullanımında olduğu gibi bunun da aşırı kullanımı kişiye zarar verir. Aşırı kullanımdan kaçınmak gerekir.
Çok sayıda faydası olan bu bitki yanlış tüketildiğinde sağlığa çok sayıda zarar da verebilir. Bu nedenle çok dikkatli olunmalıdır. Doksandan fazla çeşidi olan bu bitkiye doğada rastlandığında hangi tür olduğu kesin olarak anlaşılmadan tüketilmemelidir.





22 Nisan 2026







