-Sercan KAPUSUZ-
29 Ekim Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla Devrek'te alternatif çelenk sunma töreni düzenlendi. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Devrek İlçe Başkanlığı organizasyonunda düzenlenen törende, Cumhuriyet Alanı’nda bulunan Atatürk büstüne çelenk sundu.
Cumhuriyet Alanı'nda yapılan törene; CHP Devrek İlçe Başkanı Uğur Dikenli, Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Devrek Şube Başkanı Tülay Karademir, Belediye ve İl Genel Meclis üyeleri ve çok sayıda partili katıldı. Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan programda CHP Devrek İlçe Başkanı Uğur Dikenli partisinin, ADD Devrek Şube Başkanı Tülay Karademir ADD çelengini Atatürk Anıtı’na sundu.
Çelenk sunumunun ardından CHP Devrek İlçe Başkanı Uğur Dikenli, günün anlam ve önemini belirten konuşmayı yaptı. Başkan Dikenli, Türkiye Cumhuriyeti’nin 101. yılının, ulusumuzun modernleşme ve bağımsızlık mücadelesinin doruk noktasını simgelediğini belirtti. Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana, askeri darbeler, ekonomik zorluklar, siyasi çalkantılar ve daha birçok zorluğa rağmen ayakta kalmayı başardığına dikkat çeken Başkan Dikenli, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:
"1.Dünya savaşı özellikle Avrupa’da siyasi sınırların yeniden çizilmesine sebep olmakla beraber imparatorlukların parçalanmasına, yok olmasına ve birçok yeni devletin kurulmasına da sebep olmuştur. 1. Dünya savaşında kısaca bazı devletler ve imparatorluklar gibi Osmanlı imparatorluğunun da varlığı sona ermiştir. İtilaf devletlerinin amacı sadece orta doğu topraklarını işgal etmekle kalmayıp, İstanbul’a bile hâkim olduğunu, Sevr Anlaşması ile Anadolu’nun paylaşılmasını amaçladığını göstermiştir.
Böyle bir ortamda umudunu kaybetmiş Türk ulusuna Mustafa Kemal ve Arkadaşları 19 Mayıs 1919 da İstanbul’dan Anadolu’ya geçerek umut olmuşlardır. Mustafa Kemal ve arkadaşlarının 'Ya istiklal, ya ölüm' diyerek yokluğun, yoksulluğun ve hatta çaresizliğin içinde başlattığı bu mücadele bir ulusun ayağa kalkışının destanıdır.
Mustafa Kemal ve arkadaşları Kurtuluş Savaşını kazanarak sadece emperyalist devletlerin emellerine son vermeyip, 600 yıldır bir aile tarafından yönetilen Türk halkının egemenlik hakkını kendi eline aldığı olağanüstü bir davanın da kahramanı olmuştur.
Türkiye Cumhuriyeti’nin 101. yılı, ulusumuzun modernleşme ve bağımsızlık mücadelesinin doruk noktasını simgeler. 29 Ekim 1923’te ilan edilen Türkiye Cumhuriyeti, Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılmasının ardından Mustafa Kemal Atatürk’ün liderliğinde kurulmuştur. Bu yeni devlet, Türk halkının ulusal birliğini ve bağımsızlığını savunma amacı taşıyordu. Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana geçen 101 yıl içinde, Türkiye önemli dönüşümler yaşadı. Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılmasının ardından savaş sonrası dönemdeki ekonomik sıkıntıları aşarak, ülkenin temelleri atıldı. Atatürk’ün liderliğindeki devrimler, Türkiye’yi modern bir devlete dönüştürdü.
Cumhuriyetin ilk yılları, Türk milletinin bağımsızlık ve özgürlük mücadelesinin sembolüdür. Bu dönem, Türk halkının birlik ve dayanışmasıyla aşılmış zorlukların üstesinden gelindiği bir dönemi temsil eder. 29 Ekim 1923’de ilan edilen ve 101. Yaşını kutladığımız Cumhuriyetin en yoğun yılı kuşkusuz ilk yıllardır. Yıllarca süren savaşlardan, salgın hastalıklardan, geçim sıkıntılarından, yorgun düşmüş bir halk…. Siyasi tartışmalar, ekonomik sorunlar, nüfus mübadelesi, idari yapıdan eğitime, yargı sisteminden belediyelere kadar her alanda yapılan yenilikler, Anayasanın kabulü, halifeliğin kaldırılması, laiklik bakımından yapılan köklü değişimler ve ülkenin inşa edilmesi
Cumhuriyetin ilk yılında muhalif seslerin yanı sıra, Meclisteki mebusların, Gazi Paşa’yı karşılayan halkın, grevlerdeki işçilerin, genel af ile salınan mahkûmların, valiliğe şikâyete giden kadın ve çocukların da sloganı Aynısıdır. Köyde çiftinin çubuğunun başındaki köylünün, atölyesinde tezgâhında makinanın başındaki işçinin, okulun dersliğindeki öğrencinin de, sloganı aynıdır. Yeni kurulan Cumhuriyeti ayağa kaldırmak isteyen her kesimden halkın ortak sloganı “Yaşasın Cumhuriyet “olmuştur.
Türkiye Cumhuriyeti, Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana, askeri darbeler, ekonomik zorluklar, siyasi çalkantılar ve daha birçok zorluğa rağmen ayakta kalmayı başardı. Ülke, demokrasiye ve insan haklarına olan bağlılığını korudu ve toplumsal ilerlemeyi teşvik etti.
101 yıl boyunca, Türk milleti bağımsızlığına ve özgürlüğüne olan bağlılığını sürdürdü. Türkiye, demokrasisini ve laikliğini korurken, kültürel mirasını ve milli kimliğini yaşatmayı başardı. Cumhuriyetin 101. yılı, Türkiye’nin tarihindeki bu büyük başarıları kutlama ve geleceğe daha da umutla bakma fırsatı sunmaktadır..
Bağımsızlık benim karakterimdir. Diyen Gazi Mustafa Kemal Atatürk biraz önce de saydığım tüm olumsuzluklara rağmen Türk ulusuna güvenmiş, bir ulusun kendi gücüne inandığında neleri başarabileceğini göstermiştir. Savaş alanında kazanılan başarının iktisatta, eğitimde, öğretimde, ziraatta, tarımda, sanayide de kazanılırsa bunun tam bağımsızlık olacağını dile getirmiştir.
Bu güne dair gösterdiği hedefte çizdiği yolda gidildiği sürece bundan sonraki dönemde bundan önce başardığımız gibi Yine başaracağız yeter ki kendimize ve kendi gücümüze inanalım. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün gösterdiği hedeften sapmayalım işte bu yüzen Cumhuriyetimizin kurucusu ve ulu önderimiz Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK son 22 yıldan beri yaşananları o gün ön görerek
Kurmuş oldukları bu Genç Cumhuriyeti
Yine bu memleketin gençlerine işte bu yüzden emanet etmiştir. Bu büyük emaneti de bırakırken şu şekilde ifade ederek kaleme almıştır.
ATATÜRK’ÜN GENÇLİĞE HİTABESİ
Ey Türk gençliği! Birinci vazifen; Türk istiklalini, Türk cumhuriyetini, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.
Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek dâhilî ve haricî bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklal ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin. Bu imkân ve şerait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklal ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zapt edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.
Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dâhilinde iktidara sahip olanlar, gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri, şahsi menfaatlerini müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakruzaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.
Ey Türk istikbalinin evladı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk istiklal ve cumhuriyetini kurtarmaktır. Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur.
GENÇLİĞİN ATATÜRK’E CEVABI
Ey Büyük Ata,
Varlığımızın en kutsal temeli olan, Türk İstiklâl ve Cumhuriyetinin sonsuz bekçisiyiz. Bu karar, değişmez irademizin ilk ve son anlatımıdır. İstikbâlde, hiçbir kuvvet bizi yolumuzdan döndürmeyecektir. Bizler, bütün hızımızı senden, ulusal tarihimizden ve ruhumuzdaki sönmez inanç ateşinden alıyoruz. Senin kurduğun güçlü temeller üzerinde attığımız her adım sağlam, yaptığımız her atılım bilinçlidir. En kıymetli emanetimiz olan, Türk İstiklâl ve Cumhuriyeti, varlığımızın esası olarak, eğilmez başların, bükülmez kolların, yenilmez Türk evlatlarının elinde sonsuza dek yaşayacak ve nesillerden nesillere devredilecektir. İstiklâl ve Cumhuriyetimize kastedecek düşmanlar, en modern silahlarla donanmış olarak, en kuvvetli ordularla üzerimize saldırsalar dahi, ulusal birliğimizi ve yenilmez Türk gücünün zerresini bile sarsamayacaktır. Çünkü bu aziz vatanın toprakları üzerinde yetişen azimli ve inançlı Türk gençliği, dökülen temiz kanların ve Cumhuriyet devrimlerimizin aydın ürünleridir. Vatanın ve milletin selameti için her zorluğa iman dolu göğsümüzü germek, gerçek amacımız olacaktır.
Ey Türk’ün büyük Ata’sı!
İstiklâl ve Cumhuriyetimizi korumak gerektiği zaman, içinde bulunacağımız durumlar ve şartlar ne olursa olsun, kudret ve cesaretimizi damarlarımızdaki asil kandan alarak, bütün engelleri aşıp her güçlüğü yenmek azmindeyiz.
Türk gençliği olarak özgürlüğün, bağımsızlığın, egemenliğin, cumhuriyet ve devrimlerin yılmaz bekçileriyiz. Her zaman, her yerde ve her durumda Atatürk ilkelerinden ayrılmayacağımıza, çağdaş uygarlığa geçmek için bütün zorlukları yeneceğimize, namus ve şeref sözü verir, kendimizi büyük Türk ulusuna adarız.
Bugün Cumhuriyet kadrolarının kurmuş olduğu gazi mecliste yaşananları çok yakından takip etmekteyiz. Cumhuriyet hiçbir zümrenin ya da ailenin güdümünde olan bir yönetim şekli değildir. Hiç kimse bu gün Gazi mecliste yaşananlara ülkesini seven hiç kimsenin seyirci kalacağını düşünmesin. Gazi meclis bebek katillerinin, vatanın bölünmez bütünlüğüne karşı tehdit oluşturanların konuşmasına izin verileceği bir mekân değildir. Hiç bir Cumhuriyet Halk partilide asla buna müsaade etmeyecektir. İşte kurucu önderimiz Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK bu yüzden kurduğu Cumhuriyeti gençlere emanet etmiştir.
Bizler Cumhuriyet Halk Partisi Devrek İlçe örgütü olarak Cumhuriyetimizin ve Partimizin kurucusu olan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e gösterdiği hedeften bir milim sapmadan yürüyeceğimize söz veriyoruz. Sizlerde bizlere inanın hep birlikte bunun başarmanın mutluluğunu yaşayalım. Bize inanın umudu yeniden örgütlemeyi hep beraber sağlayalım."
Tören toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi.







