Haber Merkezi
Zonguldak Barosu Başkanı Türker Kapkaç, CHP kurultay sürecine ilişkin gündeme gelen “mutlak butlan” kararına tepki göstererek, "Kurultay iradelerinin yıllar sonra yargı yoluyla tartışmaya açılması, hem hukuki güvenlik ilkesini zedelemekte hem de demokratik meşruiyete ağır bir darbe vurmaktadır" dedi.
Zonguldak Barosu Başkanı Türker Kapkaç, Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurultay sürecine ilişkin verilen “mutlak butlan” kararına yönelik yazılı açıklamada bulundu. Kapkaç, söz konusu kararın yalnızca hukuki bir ihtilaf olmadığını, aynı zamanda halk iradesi ve hukuk devleti ilkeleri açısından ciddi anayasal riskler taşıdığını ifade etti.
Kapkaç açıklamasında, demokratik siyasal düzenin işleyişi ile seçim hukukunun güvenilirliğinin bu tür kararlarla tartışmaya açıldığını belirterek, siyasi partilerin Anayasa’nın 68’inci maddesi gereğince demokratik hayatın vazgeçilmez unsurları olduğunu hatırlattı.
Kurultay süreçlerinin seçim kurullarının denetiminden geçerek kesinleştiğine dikkat çeken Kapkaç, yıllar sonra yargı yoluyla bu iradelerin tartışmaya açılmasının hukuki güvenlik ilkesini zedelediğini ve demokratik meşruiyete zarar verdiğini söyledi.
Açıklamada, seçimlerin yönetim ve denetim yetkisinin münhasıran Yüksek Seçim Kurulu’na ait olduğu vurgulanarak, kesinleşmiş siyasal süreçlerin farklı yargısal yorumlarla geçersiz kılınmaya çalışılmasının anayasal kurumlar arasındaki yetki sınırlarını belirsiz hale getirdiği ifade edildi.
Yargının temel görevinin siyaseti yeniden şekillendirmek değil, hukukun üstünlüğünü ve temel hakları korumak olduğunu belirten Kapkaç, siyasal yaşamı etkileyen yargısal süreçlerde demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun hareket edilmesinin anayasal bir zorunluluk olduğunu kaydetti.
Zonguldak Barosu tarafından yapılan açıklamada ayrıca, “Halkın hür iradesinin yargısal müdahalelerle etkisiz hale getirilmesine, hukuki güvenliğin hiçe sayılmasına ve demokratik anayasal düzenin siyasal mühendislik projelerine alet edilmesine asla geçit vermeyeceğiz” ifadelerine yer verildi.
Baro yönetimi, hukukun üstünlüğünü ve seçme-seçilme hakkını savunma görevinden geri adım atmayacaklarını belirterek, yargının siyasal hesapların aracı haline getirilmesine yönelik her türlü girişime karşı hukuk zeminindeki mücadelelerini sürdüreceklerini kamuoyuna duyurdu.







