Advert lt="Advert" border="0" />
Advert

DEVREK’İN UNUTULAN, ESKİ VAZGEÇİLMEZİ: AGUŞ

Devrek’te 40 yaş üzerindeki hemen herkes bilir bu bitkiyi. Her ne kadar unutulsa da, ekimi yapılmasa da geçmişte dedelerimizin, babalarımızın, annelerimizin sofralarını süsleyen otsu bir bitki olan Aguş’tan söz ediyorum.

DEVREK’İN UNUTULAN, ESKİ VAZGEÇİLMEZİ: AGUŞ
Bu içerik 4954 kez okundu.

 

-İbrahim Tığ-

 

    Devrek’te 40 yaş üzerindeki hemen herkes bilir bu bitkiyi. Her ne kadar unutulsa da, ekimi yapılmasa da geçmişte dedelerimizin, babalarımızın, annelerimizin sofralarını süsleyen otsu bir bitki olan Aguş’tan söz ediyorum. Çocukluğumun geçtiği Bakırcılar Köyü’nde; Dere, Fatmaköyü, Kadıderesi olarak adlandırılan tarlalarımızda buğday, arpa, yulaf ve darı gibi yapılırdı ekimi. Bezelye ve mercimeği anımsatan tohumu sert ve üçgenimsi bir özelliğe sahiptir. O dönemlerde yoksul halkın vazgeçilmez yiyeceği olan Aguş, karnı tok ve insanı dinç tutmasıyla bilinir. Devrek köylerinde bu bitki kasım ayında ekilir, mayıs-haziran aylarında da hasadı yapılırdı. Bir, bir buçuk metre uzunluğunda olan bu bitki topraktan bir karış çıktığında salatası yapılır, olgunlaşan tohumları el değirmeninde çekilir, pilavı ve çorbası sofralarımıza gelirdi. Kuruyan gövdesi de hayvanlar için bulunmaz bir saman olurdu.

     Aguş’u büyüklerimize sorduk. Zühriye Yanaz (91-Hışıroğlu Köyü): “Eskiden arpa, buğday, darı gibi aguş’u da bolca ekerdik. Harmana buğday yığını gibi yığardık. Pilavı, çorbası çok güzel olurdu. Taş değirmende onun tohumlarını çeker, pilav ve çorbalık olarak hazırlardık. Tok tutardı insanların karnını. Çorbası o eski kış günlerinde içimizi ısıtırdı. Şimdi nerde, eken yok. Körledi. Artık eken de, biçen de yok. Bilen de yok aguşu.”

     Durmuş Karapınar (93-Kozlukadı Köyü): “Aguş ekin gibi olmaz. Hafif yaslı düşer. Biraz bağ atar. Bezelye kozası gibi kozası olur. Deneleri sağlam (sert) olur. Onu el değirmeninde çekerler, pilavını yaparlardı. Bütününü de bezelye gibi pişirilir yenirdi. Amma pilavı o kadar lezzetli olurdu. Mercimek her tarlada yetişmez ama aguş her tarlada yetişirdi. El değirmeninde ince bir şekilde çekilir ve çorba yapılırdı. Bir de Kapılca diye bir bitki vardı ama o hayvanlara yem olması için ekilirdi.”

     Cemil Ulupınar (76-Karakoçlu Köyü): “Anam çok güzel aguş pilavı yapardı. Ah, olsa da yesem. Yanında da Kiren enşisi olsa. Eskiden gariplik vardı. Garibin vazgeçilmez yemeğiydi aguş pilavı. Anam onu el değirmeninde ince ince çeker, kışın bize çorbasını ve pilavını yapardı. Aguş tarlalarımız vardı. Demet demet biçerdik aguşu. Tohumunu biz yerdik, samanı da hayvanlarımız için iyi bir besin olurdu. Şimdi aguşu bilen yok. Ekilmiyor da.”

    Makbule Tığ (74-Bakırcılar Köyü) : “Sofralarımızdan hiç eksik etmezdik. Deretarla, Pirinçlik ve Fatmaköyüne ekilirdi. En çok da Papille ekip biçerdi aguşu. Bezelye de değil, kara mercimek de değil. İkisini karışımı gibi bir bitkiydi. Kendine has bir tadı olurdu. Pilavını, çorbasını yapardık. Topraktan bir karış çıktığında da salatasını yapardık.”

    Akuamarin mavisini anıştıran Aguş bitkisi ve tohumu kokusuzdur. Devrek’te eskilerin vazgeçilmezi olan bu bitkinin ekimi yapılmıyor, yapılsa da tek tük. Gençlerimiz hiç bilmiyor, görmemişler. Nasıl bilsinler ki? Bilimsel adı da yok bu bitkinin. Uzun süredir Devrek türkülerini derliyorum. Bu çalışmalarımın birinde annemin, Kezbancı Nine’den hatırladığı ve içinde “aguş” geçen bir türkü beni, çocukluğunun “aguş” tarlalarına götürdü. Nota ve düzenlemesini sevgili kardeşim Ferhat Akman’ın yaptığı türkünün adı; “Zeynebim”. İşte bir bölüm o türküden:

 

“Aguş tarlasını süremez oldum

Nazların Zeynebim çekemez oldum

Keten gömleğimi dikemez oldum

 

Zeynebim Zeynebim hızır Zeynebim

Kır atım kapında hazır Zeynebim”

 

      Aguşla ilgili yazar Celal Ş. Telci’nin de şu anlatımını da aktarmadan edemeyeceğim. “Avcılar yokluk zamanlarında saçma (avda kullanılan fişeklerin içine konulan, türlü boylardaki küçük ve yuvarlak kurşun tanesi) bulamadıklarında fişeğin içine aguş tohumu tanesi koyar, öyle avlanırlardı. Neden mi? Çünkü Aguş tohumu serttir. Sertliği kurşunla benzerlik gösterir.”  Türk Dil Kurumu (TDK) sözlüğünde ise Aguş: “Açık kollarla göğüs arasındaki bölüm, kucak.” diye tanımlanıyor. Ayrıca, “Lapseki Çeşmesi Kurnalı” isimli türküde de bir gencin lakabı “aguş”tur. İşte bu türküden bir bölüm:

 

“Lapseki çeşmesi kurnalı kurnalı

Aguş’un bıyıkları burmalı burmalı

Yar üstüne yar sevenleri

Vurmalı aguşum vurmalı vurmalı

 

Ah aman, aman, aman cilveli aguş

 İki karı aldın bakamadın berduş

Aman aman cilveli aguş

İki karı aldın bakamadın berduş” 

 

Advert
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
BAŞKAN SEMERCİ HAKKINDA 2. KEZ SUÇ DUYURUSUNDA BULUNDUK
BAŞKAN SEMERCİ HAKKINDA 2. KEZ SUÇ DUYURUSUNDA BULUNDUK
“İMAR İŞLERİ MÜDÜRÜNÜZ HAKKINDA SORUŞTURMA AÇTINIZ MI?”
“İMAR İŞLERİ MÜDÜRÜNÜZ HAKKINDA SORUŞTURMA AÇTINIZ MI?”