Reklamı Geç
Advert

EŞİTLİK VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİNDEN VAZGEÇMİYORUZ!

Eğitim Sen Devrek Temsilciliği yayınladığı bir mesajla kadına yönelik şiddeti kınadı.

EŞİTLİK VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİNDEN VAZGEÇMİYORUZ!
Bu içerik 259 kez okundu.

-Yeter KÖMEÇCİ-

Eğitim Sen Devrek Temsilciliği yayınladığı bir mesajla kadına yönelik şiddeti kınadı.

Eğitim Sen Devrek Temsilciliği’nın yayınladığı mesajda; "Biz kadınlar bugün dünyanın dört bir yanında eşitsizliği, yoksulluğu, savaşları ve şiddeti üreten erkek egemen sisteme karşı isyanımızı büyütüyoruz. Kadın dayanışmasının sınırları aşan gücüyle buluşmak ve itirazlarımızı hep birlikte daha fazla duyurmak için mücadelemizden vazgeçmiyoruz.

25 Kasım 1960'da Dominik Cumhuriyeti'nde faşist Trujillo diktatörlüğüne direndikleri için katledilen Mirabel Kardeşlerin anısına ilan edilen kadına yönelik şiddete karşı mücadele gününü kadın olmanın direngenliğiyle karşılıyoruz. Şiddetin kaynağında erkek egemen siyasetin uygulamaları, eşitsizlik, dinselleştirme ve savaş politikaları bulunduğunun bilinciyle mücadelemizi büyütüyoruz.

Kadınlar her gün evde, işte, okulda, sokakta şiddete maruz kalmakta ya da şiddet tehdidi altında yaşamlarını sürdürürken, siyasal iktidar kadına yönelik şiddeti önlemek ve kadın kazanımlarını geliştirmek yerine, kadın düşmanı politikaların sürdürücüsü olmaya devam etmektedir.

"KADINLARA YÖNELİK ŞİDDET CEZASIZLIK İLE DESTEKLENİYOR!"

İstanbul Sözleşmesi'nin bir gece yarısı feshinden sonra şimdi de 6284 sayılı yasa gibi şiddeti önlemede etkili yasal kazanımlar hedef gösterilmekte ve cezasızlık politikası, kadına yönelik şiddetin artmasına neden olmaktadır. Bu cezasızlıktan güç ve cesaret alan erkekler 'gücüm yettiği için hedef aldım' diyebilecek cürette ve biz kadınları akıl almaz yöntemlerle katletmeye devam etmekte. Erkeklerin uyguladığı her türlü şiddete cezasızlık ile kadınlara yönelik şiddet desteklenirken, kadınların kendi hayatlarını savunması en ağır biçimde cezalandırılmaktadır.

"KADIN VE ÇOCUK DÜŞMANI UYGULAMALAR DEVAM EDİYOR"

Kadınlara, kadın haklarına ve kadının toplumsal yaşamdaki rolüne yönelik olarak üç beş çocuk baskısı, kadın ve aile bakanlığının dönüştürülmesi, kürtaj ve sezaryen yasaklama girişimi, aile irşat büroları, şiddet uygulayan erkekle arabuluculuk uygulamasını hayata geçirmeye çalışmak, boşanmayı zorlaştırma raporları, nafaka hakkını gasp etme kampanyaları, iktidarın kadınları sistematik olarak aileye mahkûm etme çabalarını gösteriyor.

Yine yasal düzenlemelerle çocuğun cinsel istismara maruz kalması durumunda somut delil aranması, evlilik yaşının düşürülerek çocuk yaşta evlikleri yasalaştırma çabaları, 5. yargı paketiyle 'icra yoluyla çocuğu görme devri artık bitiyor' diyerek çıkardıkları çocuğun yararını ve kadının güvenliğini gözetmeyen değişiklikler kadın ve çocuk düşmanı uygulamalara devam etmelerinin bir sonucudur.

Pandemi ile birlikte zaten var olan ekonomik kriz giderek derinleşmektedir. Bu krizden en fazla etkilenen kesimlerden birini de kadınlar ve kız çocukları oluşturmaktadır. Salgın dönemi, İstanbul Sözleşmesi’nin ve 6284 sayılı Yasa’nın uygulanması için güçlü bir mücadeleye de sahne olmuştur. Artan kadın cinayetleri, bu dönemde kadınların daha fazla dayanışma içinde olmasının bir zorunluluk olduğunu hatırlatmıştır. Ayrıca, güvencesiz istihdam da yine kadına yönelik şiddetin artmasına neden olmuştur. İşten çıkarmalarda en dezavantajlı olanlar yine kadınlar olmuştur. Böyle olağanüstü bir dönemde gelir kaybına maruz kalan kadınlar üzerindeki baskı had safhaya ulaşmıştır.

Kadına yönelik şiddet ferdi bir sorun değil, toplumsal bir sorundur. Devletin tüm kurumlarıyla sorunu çözme görevi vardır. “Toplumsal cinsiyet eşitliği” anaokulundan başlayarak yaşamın her alanında bireylerin eğitiminin içine alınmalıdır. Kadına yönelik şiddetin tüm biçimleri için etkin bir mücadele mekanizması oluşturulmalı, kadını bir eşya, nesne gibi gören iktidar anlayışı ve zihniyet değiştirilmeli, çıkarılacak yasalarda bu konulara özen göstermelidir. Şiddet mağdurlarının soruşturma ve yargılama aşamasında karşılaştıkları güçlükler, yeniden kişinin mağduriyetine yol açmayacak şekilde düzenlenmelidir.

Tüm zorluklara rağmen kadın kimliğine sahip olmak mücadelemize ilham verir. Dünyanın her yerinde kadınların katledilmesine, tecavüze uğramasına, emeğinin sömürülmesine karşı çıkarak, örgütlenen kadınların varlığını bilmek, bizleri gecenin karanlığında yürüdüğümüz sokaklarda güçlü hissettiriyor.

Biliyoruz ki dünyayı biz kadınlar güzelleştirecek ve özgürleştireceğiz.Biz kadınlar milyonlarız. Üreten mücadele eden, yaşatan, yaşamı var edenleriz.Adil, özgür, eşit, laik,dayanışmacı ve barış içinde yaşayacağımız bir dünyayı yaratmak için kurtuluşumuzun kendi elimizde olduğunu biliyoruz. Bize dayatılan yoksulluğu, şiddeti, ayrımcılığı, gericiliği ve savaşı kabul etmiyoruz.

Eğitim Sen olarak,  onurlu bir gelecek için mücadele ediyoruz. Toplumsal cinsiyet kalıplarına karşı, yaşasın EŞİTLİK VE ÖZGÜRLÜK…"

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
BÜŞRA’NIN ÖLÜMÜ İLÇEYİ HÜZNE BOĞDU
BÜŞRA’NIN ÖLÜMÜ İLÇEYİ HÜZNE BOĞDU
GÖVDESİ TTK'DE ÜRETİLDİ
GÖVDESİ TTK'DE ÜRETİLDİ