Advert
İSTANBUL’UN İNCİSİ
Burhan KURMALI

İSTANBUL’UN İNCİSİ

Bu içerik 211 kez okundu.

 

    Sanırım Kanal İstanbul Projesi bu yaz aylarında ülkenin gündeminde oldukça yer alacak. Bilim insanlarının bile yapılması konusunda görüş ayrılıkları taşıdığı bir projeye bu memleketin neden gereksinimi olabilir ki!

    Kaldı ki İstanbul Boğazı gibi dünyanın en güzel doğal kanallarından biri varken ille de yeni bir kanal diye tutturulması ve bunda da ille de yapılacak diye tavır alınması, gerçekten manidar değil mi?

    On sekiz milyona yaklaşan istanbul’un kanal konusunda görüşleri alınsaydı eğer; onlara sorulsaydı, onlar karar verselerdi kanal konusunda. Yüzde elli bir var ya hani, işte o sayıya ulaşılsaydı eğer, belki de bu kadar tepki almazdı Kanal İstanbul.

      Şimdi bu kanala hayır kampanyaları yürütülüyor. Yerel yönetimin başındaki İmamoğlu, şiddetle kanalın yapılmasına karşı çıkarken, bir felaketin de dikkatini çekiyor. Ve ne yazık ki, Ülkeyi yönetenler, bunu bir gurur meselesi haline getirip siyaseten değerlendiriyorlar olayı…

      Kendi kanallarından projeyi ballandıra ballandıra anlatıyorlar. Görsel olarak da sanki gerçekten çok cazipmiş gibi yansıtıyorlar millete. Ve, bilmem hangi inatla ille de yapılacak diye son noktayı koyuyorlar. Şimdi,  Yapılan açıklamalarda, İstanbul’un Boğaz trafiğinin tıkanma noktasına geldiği, bu kanalla amacın tıkanan trafiği rahatlatmak olduğu dile getiriliyor. Oysa trafiğin rahatlatılması için değişik önlemler alınabilir elbette…

  1. Kanalla birlikte ülke ekonomik açıdan rahatlayacak deniyor. Deniyor da Boğazdan geçiş devam ederken, oranın ulaşıma tümüyle kapatılması gündemde değilken nasıl olacak bu iş?
  2. Kanalın derinliğinin yirmi beş metre dolaylarında olacağı söyleniyor. Bu haliyle büyük tonajlı gemilerin bu kanala yönlendirilmesi gerçekten de olanaksız değil mi? Uzmanlar, kanal derinliğini en az kırk beş metre olması gereğinden söz etmiyor mu?
  3. Uluslar arası sözleşmelere göre Boğaz’dan geçen bazı gemilerden ücret alınmamakta. Üstelik de bu yüksek tonajlı gemilerin geçişlerinin Boğaz’da facialara yol açtığından da söz ediliyor. Hal böyleyken, Kanal’dan bu gemilerin geçmesi nasıl sağlanacak? Eğer onlar Boğaz’ı kullanmaya devam edecekse, kanala ne gerek var diye sormazlar mı?
  4. Halk iradesini ön planda tutanlar, Kanal konusunda da halkın iradesine başvurmalı. Yapacakları bir referandumla İstanbul halkının onayını almalı. En doğrusu bu değil mi?

        İstanbul’un, bilinmeyen bir gelecekte şiddetli bir depremle sarsılacağını söylüyor bilim insanları. Bu felaketin kanala etkisi konusunda yer bilimcilerinin görüşü alındı mı? Bu soruyu bence usanmadan sormalı iktidar kendisine!

        Getirisi kazançlı mı, götürüsü zarar mı? Bence bu konuda, zararın neresinden dönersen kârdır demek dah doğru. Umarım iktidar, gurur meselesi yapmaz bu konuyu…

           

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
SÖZDE GAZETECİ(!) YİNE POLİSİMİZİ HEDEF ALDI!
SÖZDE GAZETECİ(!) YİNE POLİSİMİZİ HEDEF ALDI!
GAZETECİ DEĞİL PROVOKATÖR!
GAZETECİ DEĞİL PROVOKATÖR!