Advert
KÖPRÜDEN ÖNCE SON ÇIKIŞ
Burhan KURMALI

KÖPRÜDEN ÖNCE SON ÇIKIŞ

Bu içerik 848 kez okundu.

 

 Bu beşinci kitabımı yine gerçek yaşamdan kesitlerle fakat kişi adlarını değiştirerek yazdım. Dilim döndüğünce ülkemizin içinde bulunduğu siyasal süreci de kattım romanıma. Yorumlarımla bu süreçte yaşananları dillendi rdim elbette. Siyasal bir yön de oldu romanımda. Demok rasi, hak, hukuk, adalet ve eşit yurttaş ilkelerini ön planda tutmaya çalıştım. Üyesi olduğum, yönetim kademelerinde çalıştığım CHP’yi ve onun ilkelerini anlatırken, elbette Atatürk’ün bize gösterdiği çağdaş uygarlık çizgisinden asla ödün vermedim.

“…Batıdan esen hafif bir rüzgâr, ağaç dallarını sallıyor. Yaprakların hışırtısı, elektrik tellerinin uğultusu eşliğinde giriyor odaya. Rüzgâr, bulutları hızla sürüklüyor doğuya. Kara bu lutlar, üzerindeki yükü bu yüzden bırakamıyor. Bir dursa, şiddetli yağacak yağmur. Hem de şimşekler, gök gürültüleri… Bir yandan yağmur yağsın  istiyorum bir yandan da haziran sıcağı eşliğinde güneş göstersin yüzünü… Ama olmuyor. Doğa kendi bildiğini yapıyor. Kim bilir hangi yerde yağıp sele dönüşüyor?

Çiçek yaprakları savruluyor her yana. Güzelim çiçekler, rüzgâra dayanamıyor. Evin sol yanındaki üzümler de sanki kökünden sökülecekmiş gibi sallanıyor hışırtıyla. Denizden gelen bulutlar, hızla ilerleyip yine denize kavuşuyor. Sinop Yarımadası denizi ikiye bölüyor. Akliman’da deniz sürekli dalgalıyken, doğu yönünde çarşaf gibi bir deniz bulursunuz. Doğudan rüzgâr eserse bu sefer de Akliman tarafı çarşaf gibi olur. Ama oralarda denize girmek çok tehlikelidir. Yetkililer sahil boyu uyarı levhaları diktikleri halde her yıl birçok kişi boğularak can vermiştir Akliman’da.

İnceburun’a yapılması tasarlanan nükleer santral için on binlerce ağaç kesildi. Sarıkum, ağaç mezarlığına döndü. Oysa Sinoplular, şehirlerinde bir nükleer santral istemiyorlardı. Yıllar süren protesto eylemlerine rağmen iktidar ısrarla santralin yapılması konusunda girişimlerde bulundu. İhalesi bile yapıldı. Gelinen noktada ihaleyi alan firma sanırım yapılan protestoların da etkisiyle şimdilik kaydıyla santrali yapmak- tan vazgeçti. Oysa iktidarın santral yapma ısrarı inatla devam ediyor…

Güzelim Sinop. Karadeniz’in incisi. Ülkenin en mutlu insanlarının yaşadığı Sinop. Ülkeyi idare edenlerin aymazlığına kurban edilecek böyle giderse… Şehir içi nüfusu 25 – 30 binlerde olan Sinop, yaz boyunca neredeyse yarım milyona yaklaşan nüfusuyla en hareketli günlerini yaşıyor. Yurt içinden ve dışından gelen tatilcilerin ekonomik katkısı da önemli Sinoplular için. Turistlere karşı güler yüzlü oluşları da gelenlerin beğenisini kazanmada önemli rol oynuyor.

Tarihi hapishanesi, Surlar, kaleler, camiler, çeşme ve hamamlar, medrese ve türbeler, kiliseler, paşa tabyaları görü lecek önemli yerler şehir merkezinde. Erfelek Şelaleleri de doğa sporundan zevk alanlar için bulunmaz doğal güzelliklerden sadece biri. Öyle bir iki günle gezip bitirilebilecek bir yer değil Sinop. En azından bir haftayı dolu dolu harcamak gerek.

Doğal plajlarında doyumsuz kum, deniz ve güneş keyfi de cabası. Karakum, Sarıkum, Akliman, Ayışığı, Orman Kampı, DSİ kampı gibi özel plajların yanında sahil boyu denize girmek olanaklı. Yelken sporları, dalma, yüzme yarışları da denizden yararlanılan spor etkinliklerinden bazıları…

Zengin ağaç çeşidine sahip Sinop’ta Kestane ormanları özellikle Erfelek’te. Kayın, gürgen, meşe ve çam ağaçlarıyla ünlü ormanları Ayancık’ta. Ülkenin en büyük kereste fabrikası da Ayancık’taydı bir zamanlar. İktidarın yanlış uygulamaları, şehrin bu unvanını yitirmesine yol açtı. Özelleştirme kapsamında tarihe karıştı o büyük fabrika…

SÖKSA, ŞİŞECAM fabrikaları da tarihe karıştı. Şehrin ekonomisini çökertmek için ellerinden geleni esirgemediler ülkeyi idare edenler. Şimdi Sinop, iş alanları kısıtlı, göç veren bir şehir konumunda artık. Bir zamanların en mutlu şehri şimdilerde soluk benizli insanlarla adeta mutsuzlar kenti unvanını taşıyor üzerinde…

Paşabahçe’nin güzelim cam eşyaları, doğrudan yurt dı şına gönderilirken kim bilir hangi siyasi çıkarlar doğrultusunda zarar ediyor gerekçesiyle kapatılıverdi. Şimdi o fabrikanın yerinde yeller esiyor. Birçok işçisi de boşta kaldı. SÖKSA da aynı hezimete uğradı. Şimdi küçük küçük atölyelerde tekstil ürünlerinin üretimi devam ediyor ya, ekonomiye katkısı tartışılır elbette…

Ülkenin en mutlu kentine bir haller oldu son zamanlarda. İnsanların yüzleri gülmüyor artık. Ekonomik çöküntü, duyguları da köreltiverdi.

 

 

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
ZONGULDAK’TAN YANGINLARA MÜDAHALE İÇİN DESTEK
ZONGULDAK’TAN YANGINLARA MÜDAHALE İÇİN DESTEK
“1.ULUSAL DEVREK SAFDER KARTOĞLU YARI MARATONU” DÜZENLENECEK
“1.ULUSAL DEVREK SAFDER KARTOĞLU YARI MARATONU” DÜZENLENECEK