Advert lt="Advert" border="0" />
Advert
MASAL MASAL İÇİNDE…
Burhan KURMALI

MASAL MASAL İÇİNDE…

Bu içerik 1192 kez okundu.

   “Bir varmış, bir yokmuş!

    Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde; pireler berber, develer tellal iken, ben anamın babamın beşiğini tıngır mıngır sallarken, babam düştü beşikten, anam düştü eşikten…”  diye başlar ve devam eder çocukluğumuzun masalları!

    Memleketin biri varmış. Bu memleketin neredeyse dört yanı denizmiş. Denizleri birbirine bağlıymış doğal kanallarıyla. Hele biri varmış ki boğazın, koca şehri de ikiye bölermiş. İşte o koca şehirde koca bir sarayda yaşarmış devlet ricali. İşte o saraydan idare edilirmiş memleket-i Memalik!

    Padişah ve avenesinin dediği dedik, astığı astık, kestiği kestik, yediği fıstık, içtiği şurupmuş mütemadiyen. Saray gelirleri Müslüman olanlardan öşür, Müslüman olmayanlardan da haraç diye alınırmış. Saray hazinedarı, devlet akçesini çeşitli biçimlerde harcarmış. Maaş olarak, iaşe olarak,

han – hamam olarak, iaşe olarak, imaret olarak vesaire. Bir de zevk ü safaya elbette. Lalelerle donatılırmış her yan. O lale bahçelerinde geceleri sırtlarında mumlar yanan kaplumbağalar dolaştırılırmış. O mum aydınlıklarında geceleri, kayıklarda işret ve şirret alemleri yapılırmış. Yapılırmış da o vergilerini bin bir zorlukla ödeyenler, içlerinden hep lanet ederlermiş kör talihlerine…

    Cehalet tavan yapmış o memlekette. Okuyabilenler sadece saray içinde zenginler ya da saraya yakın zenginlermiş. Cehaletin kol gezdiği o zamanlarda, bir iki kafası çalışan da çıkmamış değil hani! Ama o kafası çalışanların kafalarını koparıvermişler. Gün gelir, saltanatları elden gidiverir diye muktedirler. El yordamı ile bilinçlenen bazıları, kazan kaldırmışlar saraya, ayaklanmışlar, isyan etmişler. Ne yazık ki o isyanlar, ayaklanmalar çok kanlı bastırılmış…           

    Ne zaman ki özgür basını olmuş o memleketin, işte o zaman her şey bambaşka olmuş! Gazetesine Tercüman – Ahval demiş gazetenin sahibi. Başyazısında gazeteyi ne amaçla çıkaracaklarını anlatmış bir bir. Halkın tercümanı olacaklarından, halkın anlayacağı bir dille sesleneceklerinden, memleket ahvalinden ve dış havadislerden bahsedeceklerinden söz etmiş. Bilumum yararlı bilgiler neşredeceklerinden söz etmiş. Ne var ki, silahtan korkmayan saray, kalemden çok korkmuş. Bunlar gün olur başımıza dert olur diye kapatıvermişler gazeteyi. Yazarlarını da tıkıvermişler içeriye. Onlardan bazıları canlarını zor kurtarmış, kendilerini memleket dışına atmışlar. Bazıları da sürgün edilmiş!

    Bir memleketin idarecileri aydınlardan, aydınlanmaktan korkuyorsa eğer, o memleketin uzun soluklu yaşaması mucizelere bağlıdır. Bunun örnekleriyle doludur insanlık tarihi. Çünkü cehaletin tutsağı olmuş memleketleri bölmek, parçalamak hatta yıkmak oldukça kolaydır.

    Şimdi bir düşünün bakalım o koca çınar küt diye nasıl yıkıldı birden bire hı?

 

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
BAŞKAN SEMERCİ’NİN ÇILGIN PROJESİ!
BAŞKAN SEMERCİ’NİN ÇILGIN PROJESİ!
BAŞKAN SEMERCİ HAKKINDA 2. KEZ SUÇ DUYURUSUNDA BULUNDUK
BAŞKAN SEMERCİ HAKKINDA 2. KEZ SUÇ DUYURUSUNDA BULUNDUK