Advert lt="Advert" border="0" />
Advert
SİVAS BİR ACI YÜREĞİMDE
Burhan KURMALI

SİVAS BİR ACI YÜREĞİMDE

Bu içerik 806 kez okundu.

 

 

     Bugün iki temmuz

     Bugün insanlığın yüz karası bir günün yıl dönümü.

     Hala kulaklarımda “Yakın kafirleri” diyenlerin sesleri. Ve cayır cayır yanan bir otel ve kırka yakın cayır cayır yanan insanlar. Asım Bezirci, Nesimi Çimen, folklor öğrencileri, Muhlis Akarsu, niceleri…

     Bugün işte o canilerin kol gezdiği bir ülkede yine onların acısını yaşıyoruz yüreklerde. Aynı zihniyet, aynı eylemlerini başka başka projelerle gerçekleştirmeye devam ediyor. Sivas’ta, başka başka yerlerde. Yüreklerimiz yangın yeri. Ya o yananların geride bıraktıklarının yüreklerindeki yangın!

      Sözümona islam adına yetkin kişiler, televizyon karşısında bizleri uyutmaya devam ediyorlar. İnsan teninden, kılından cinsel dürtüleri uyananlar ise yaşa başa, cinsiyete bakmadan yapacaklarını yapıyorlar, birileri de çıkıp, bir kereyle bir şey olmaz diye savunabiliyor o sapkınları. Hele o sapkınlar, kendi mensubu olduğu partiye oy veriyorlarsa demeyin gitsin keyiflerine…

      Seçim sonuçları analiz edildiğinde, yaratılan korku imparatorluğunun ne kadar ileri boyutlara ulaştığını görmek hiç de zor değil.

      Silivri sonuçlarına baktım gazetede.

      AKP birinci parti, onun terörist ilan ettiği CHP ise üçüncü parti olmuş.Yurdumun diğer yerlerinde de durum pek farklı değil.

       İdam söylemleriyle oy devşirenler, Meclis çoğunluğu ellerinde olduğu halde bile sessiz kaldılar. Hatta KHK yetkisi de var ellerinde. Ama kazın ayağı öyle değil ki!

        İdam cezasını kaldıramayacaklarını kendileri bilmiyor mu? Yasa önüme gelirse gözümü kırpmadan imzalarım diyen, kendi yetkisini neden kullanamıyor dersiniz?

        Çünkü oy devşirmenin biricik yolu ortadan kalıverecek o zaman. Söyleyecek söz bulamayacaklar, neden kaldıramayacaklarını açıklamaya…

        İnsanlarımıza yazık ediyorlar. Yakıyorlar, öldürüyorlar, birbirine düşürüyorlar. Bölüp, parça pinçik ediyorlar. Aileler bile kendi içlerinde huzursuzlaştırıldı. Anne, baba, çocuklar bu ülkenin geleceği için konusunda kararsızlaştırılmış. Her biri ayrı telden çalıyor.

         Ülkenin bilim insanları susturulmuş. Bilim adına konuşamıyorlar. Siyasi iktidarın borazancı adeta.

         Basın, susturulmuş, köşe yazarları her an başıma bir şey gelir korkusunu yaşıyor.

         TV kanalları artık penguen belgeselleri yayınlama peşinde. Ya da tarihle uzaktan ilgisi olmayan tarihi filmler çevirmede.

         Söyleşi programlarında iktidar ne derse o konuşuluyor.

          Atatürk dönemi ile bugün teknoloji açısından kıyaslanıp, onun yaptıkları küçümseniyor.

Ama halktan sakladıkları gerçek, halktan aldıkları vergilerle yap, işlet, devret dediklerine yine halk vergilerinden para ödüyor, üzerlerinden geçsin geçmesin. Para, birkaç zenginin cebine gidiyor yani. Oysa sosyal bir devlette, ulusal gelirler, eşit biçimde yine halkla paylaşılırdı. Hayal oldu.

          Bir tek adam rejimine evet dedi seçmen. Ülkeyi içinde bulunduğu bu duruma düşürenlere bir beş yıl daha süre kazandırdı. Kısaca kendi celladını görevlendirdi. Hem de eline en keskininden bir alet vererek. Şimdi Azrail’i bekliyoruz. Bakalım elindeki silahı ne zaman kullanacak?

          On altı yıllık iktidarlarına tüm kaka diyenler seçim propagandalarında o iktidarlarını nasıl da kötülemişlerdi. Tabi suçlusunu  CHP ilan ederek. O terör örgütleriyle masaya oturan, Oslo’da, Dolmabahçe’de, İmralı’da görüşen iktidar Partisi değil, devletmiş. Yani CHP’nin kurduğu devlet. Halk da buna inandı. Terörle işbirliği yaptı diye cezalandırdı CHP’yi. Bilmem kaç seçimdir, bir türlü halkın imajından çıkaramadı bu algıyı…

            Dostluk içinde, barış içinde, huzur içinde bir ülke hayaliyle girdik seçimlere yenildik.

            Barışacağız, büyüyeceğiz, bölüşeceğiz dedik yenildik.

            Emekliye iki maaş ikramiye dedik, asgari ücret 1500 TL dedik yenildik.

            Özgürlük dedik, adalet, hak, hukuk dedik yenildik.

            Demek ki bir iş var bu işin içinde.

            Yakın, yıkın, bölün, bölüştürün diyenler her daim kazanıyor.

            Paralel yapılanmanın en büyük destekçileri hala orta yerlerde cirit atıyor.

            Pensilvanya’da keyif çatan adama bir türlü hak ettiği ceza verilemiyor.

            Sivas yangınından bu yana geçen zamanda zihniyette değişen zerre yok.

            Bakalım daha ne kadar bekleyeceğiz gözümüzün fal taşı gibi açılmasını…

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
BAŞKAN SEMERCİ’NİN ÇILGIN PROJESİ!
BAŞKAN SEMERCİ’NİN ÇILGIN PROJESİ!
BAŞKAN SEMERCİ HAKKINDA 2. KEZ SUÇ DUYURUSUNDA BULUNDUK
BAŞKAN SEMERCİ HAKKINDA 2. KEZ SUÇ DUYURUSUNDA BULUNDUK