Reklamı Geç
Advert
Advert
Advert
Advert
AHMET HAMDİ TANPINAR’IN ÖĞRENCİSİ:  MÜFİDE GÜZİN ANADOL
İbrahim TIĞ

AHMET HAMDİ TANPINAR’IN ÖĞRENCİSİ: MÜFİDE GÜZİN ANADOL

Bu içerik 262 kez okundu.

    Şair, yazar Müfide Güzin Anadol 12 Ocak 1925 tarihinde babasının Tahrirat Müdürlüğü (Kaymakamlık Yazı İşleri Müdürlüğü)/Kaymakam Vekilliği yaptığı Niğde’nin Arapsun(*)ilçesinde doğdu. Aslen Devreklidir.

     Uğuz Ergenekon Bey’le Hatice Hanım’ın dört çocuğundan en büyüğüdür. Diğerleri ise; Atalay (30.08.1929-17.10.1935), Demir Farabi (01.01.1932-23.07.1995) ve Ülker Niron (1937- yaşıyor.)’dur.

     Babası Uğuz Ergenekon Bey, Arapsun’dan sonra, Kdz. Ereğli ve Safranbolu’da görev yaptı. Daha sonra Zonguldak Valiliği Kalem-i Mahsusa (Özel Kalem Müdürlüğü) Müdürlüğüne atandı ve buradan da emekli oldu.

     Müfide Güzin Anadol, ilkokulu Ereğli ve Safranbolu’da, ortaokulu Bartın’da okudu. Bartın ortaokulunda okurken Hisarcılar akımının önemli temsilcilerinden biri olan eğitimci-şair Rıza Polat Akkoyunlu’nun öğrencisi oldu (1938-1940).

    Daha sonra, Parasız Yatılı Sınavını kazanarak İstanbul Çamlıca Kız Lisesi’ne giden Müfide Güzin Anadol, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi, Türkoloji Bölümünü kazandı. Buradan da “Türkçe Öğretmeni” olarak mezun oldu. Diplomasında fakültede o dönem dekan olarak görev yapan Ahmet Hamdi Tanpınar’ın imzası bulanan Müfide Güzin Anadol, Tanpınar’ın isteği üzerine bitirme tezi olarak da Aka Gündüz’ü ele aldı.

     Öğretmenlik stajını Pertevniyal Lisesi ve Hasköy İlkokulu’nda tamamladıktan sonra, Devrek Ortaokulu’na atandı.

     Aynı zamanda, Devrekli yazar Zihni Anadol’un yeğeni olan Müfide Güzin Anadol, öğretmenliği yanında Devrek’te çalıştığı yıllarda, uzak köylerden gelen öğrencilerin ihtiyaçlarının giderilmesi için arkadaşları ile 1955 yılı Haziran ayında çalışmalarına baş-layan Devrek Yatı Yurdu Yaptırma Derneği kurucuları arasında da yer aldı.

    Sanatçı bir aileden gelen Anadol’un ilk şiirleri Kaynak dergisinde yayınlandı. Şiir ve öykülerinde öğretmen olarak görev yaptığı Devrek’in, meyve ağaçları ile dolu bahçeli tahta evleri, yemyeşil dokusu, ünlü ırmağı ile küçük kasaba yaşamından çizgiler bulunur. Müfide Güzin Anadol’un çeşitli dergi ve gazetelerde yayınladığı şiirlerinde ise insan sıcaklığı ve duyarlığının derin izleri görülür. Öykülerinde o eski birbirinin sırtına yaslanan tahta evlerden çok, evlerin içindeki haleti ruhiyeyi ve bu evlere tutunarak yaşayan insanları anlatır. Çünkü yazara göre bu evler canlıdır, yaşarlar ve ölürler.

     Yazarın, Devrek yaşamını çok iyi gözlemlediğini, öykülerindeki ve şiirlerindeki ka-rakterler ve tipler de belirgin olarak gösterir. Devrek’in dar sokaklarındaki evlerde ya-şayan yoksul aileler, küçük insanlar,  şehir ve köy yaşamı arasına sıkışmış okuyama- mış, cahil kesimler şiir ve öykülerinin kahramanlarıdır.

     Devrek Ortaokulu, Kırıkkale Lisesi, Zeytinburnu İhsan Mermerci Lisesi, Üsküdar Kız Lisesi’nde Türkçe ve Edebiyat öğretmenliği yapar, 1987’de Beylerbeyi Lisesi’nden emekli oldu. Devrek’te ve öğretmenlik yaptığı yerlerdeki öğrencilerin üzerinde olumlu izlenimler bırakan Anadol, şairliği, yazarlığı ve yayımladığı kitapları ile de Devrek’te iz bırakanlar arasında yer aldı.

     Müfide Güzin Anadol, 13 Şubat 2005 günü seksen yaşında aramızdan ayrıldı.

     Eserleri: Derviş Hayriyesi (şiir-1967), Geceleyin (şiir-1978), Gece Sefaları (şiir-1985), Tahta Evler (öykü-1984), Melisa (roman-1989) ve Karaduman’ın Serüvenleri (çocuk romanı-1999).

 

(*) Arapsun 1948 yılında Niğde’ye bağlı bir ilçe iken yine aynı yıl il yapılan Nevşehir’e bağlanarak Gülşehri adını almıştır.

 

ORHAN VELİ’NİN ANADOL’A YAZDIĞI MEKTUP

   

    Müfide Hanım,

    Mektubunuzu da, şiirlerinizi de okudum; bir şiirinizi daha evvel okumuştum.  Benden tavsiyeler bekliyorsunuz. Oysaki nasihat etmesini sevmem. Bununla beraber hatırınızı kırmayacağım. Evvela edebiyattan vazgeçin. Yani edebiyat yapmaktan, şairâne olmaktan.

    İstidat diye birşey şüphesiz yoktur. Bütün mesele sevmekten ve arzu duymaktan ibarettir. Kaide öğrenmeye çalışmayın. Sadece okuyun ve yaşamaya bakın. Hiçbirine bağlanmamak şartı ile yahya Kemal, Ahmet Haşim, Nazım Hikmet, Ahmet Muhip, Cahit Sıtkı, Fazıl Hüsnü, Melih Cevdet, Oktay Rıfat gibi şairleri Sabahattin Ali, Sait Faik, Orhan Kemal, Fahir Aksoy gibi hikayecileri okuyun. Yabancı dil olarak ne biliyorsunuz?  Ingilizce biliyorsanız bütün eski şairlerden -Mesela Shakufere,Murdernleri, Byron, Shalley gibi- başka ....ve bilhassa amerikalı şairleri – Arehibala Me. Zeich, Ezra Pound, Langston Hughes gibi- şairleri okuyun. Fransız edebiyatından tavsiye edeceklerim yani klasiklerin dışında, Pellerin, Apollinaire, Rimbaud, Supervielle, Marx Jacob, Clandel, Paul Eluard, Aragon, Pierre Emmanuel ve  şairlerdir.

   Bana bundan sonra da şiir gönderecek olursanız mektubun içine pul koymamanızı rica ediyorum. Tavsiye yollu konuşmam darıltmamıştır sanırım.

   Şimdilik pek çok selam ve sevgiler.

 

Orhan Veli

 

ANADOL’UN ŞİİRLERİNDEN ÖRNEKLER:

 

BIRAKMADI

 

Zihni Turgay Anadol'a

 

Devrek'ten çıktı yola

Tefen'e, Zonguldak'a, gurbete doğru

Ardında Derviş Hayriye’si,

Arı ırmak, dut ağaçları

Bir açtı, bir kapadı gök

Sarp kayalar, dik yamaçlar

El sürmedi

Yan bakmadı

Umuduna sarıldı, bırakmadı

Ölmesin diye bebeler

Analar acı çekmesin

Ve ezilmesin babalar

Sebil etti:

Gençliğini, güzelliğini, her şeyini:

Güzel dünya

Güzel insanlara kalsın

Çalışanlar mutlu olsun

 

Kıyı, Temmuz 1999 S.160

 

AŞK YOKSA

 

Aşk yoksa

Aşkın adı yoksa

Mecnun’un bağrındaki ateş

Leylâ’nın gözündeki yaş ne?

 

MEKTUP

 

Göndermediğin

Mektubunu aldım dün gece

Yazmadığın mektubunu okudum

Dokunmadığım saçlarını okşadım

Tutmadığım ellerini öptüm

 

(Ülker NironBaççıl tarafından İbrahim Tığ’a verilmiştir.)

 

 

GÜZ ÇİÇEKLERİ

 

Güz çiçekleri açtı bahçelerde

Çınarlar döktü yapraklarını

Dünyanın en güzeli

Basıp geçsin der gibi

 

CAN GİBİ

 

Sırmalarla işledim adını

Göğsüme

Düğüm, düğüm

İplik iplik

Tel gibi

Kan damladı gergefime

Can gibi

 

Kıyı, Mayıs 1999 S.158

*İlk iki dizesi olmadan yayınlandı

 

BU YÜZDEN Mİ

 

Kutsal sular mı yıkadı güzel yüzünü

Sabah yeli mi okşadı

Güller mi açtı doğduğun gece

Bülbüller mi öttü

 

Bu yüzden mi denizlerin mavisi

Yaprakların yeşili

Bu yüzden mi topraktaki bereket

Sudaki neş’e

 

Bu yüzden mi elinin güzelliği

Teninin sıcaklığı

 

Kutsal sular mı yıkadı güzel yüzünü

Sabah yeli mi okşadı

 

Kıyı, Şubat 1999 S.155

DİĞER YAZILAR
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
 19 MAYIS, GENÇLİK; GENÇLİK İSE GELECEK DEMEKTİR.
19 MAYIS, GENÇLİK; GENÇLİK İSE GELECEK DEMEKTİR.
İBRAHİM TIĞ, ONUR VE USLU’YU ANLATTI
İBRAHİM TIĞ, ONUR VE USLU’YU ANLATTI